“Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla gerçekleştirilen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM 2026) kapsamında “Çatışmaların Ortasında Vicdanın Sesi Olmak” başlıklı birebir oturum düzenlendi.
Cumhurbaşkanlığı Dış Politikalar ve Güvenlik Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kılıç Buğra Kanat’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda, Nobel Barış Ödülü sahibi Yemenli gazeteci ve insan hakları aktivisti Tawakkol Karman konuşmacı olarak yer aldı.
Cumhurbaşkanlığı Dış Politikalar ve Güvenlik Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kılıç Buğra Kanat, uluslararası sistemde yaşanan gelişmelere ilişkin farklı tanımlamalar yapıldığını belirterek, bazı çevrelerin süreci “dönüşüm”, bazılarının “kırılma”, bazılarının ise “aşınma” olarak nitelendirdiğini söyledi.
Dünyada yaşananlara ilişkin henüz ortak bir tanım bulunmadığını ifade eden Kanat, buna rağmen mevcut sürecin tarihsel bir dönüm noktası olduğunun açık olduğunu vurguladı.
Birleşmiş Milletler (BM) reformu tartışmalarının uzun yıllardır gündemde olduğunu hatırlatan Kanat, bu tartışmaların artık yalnızca üst düzey platformlarda değil, toplumun geniş kesimlerinde de dile getirildiğini kaydetti.
Kanat, “Dünya, adı konulamayan ancak tarihi olduğu kesin bir küresel türbülansın içinden geçiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Mevcut düzen büyük güçlerin çıkarlarına hizmet ediyor”
Yemenli gazeteci ve insan hakları aktivisti Tawakkol Karman ise mevcut küresel düzenin ciddi eleştirilerle karşı karşıya olduğunu belirterek, bu durumun aynı zamanda yeni bir dünya düzeni kurmak için fırsat olarak görüldüğünü ifade etti.
İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası sistemin kurallara ve kurumlara dayalı bir yapı sunduğunu ancak bu yapının beklendiği gibi işlemediğini dile getiren Karman, mevcut düzenin çifte standartlar içerdiğini söyledi.
Karman, “Mevcut sistem, büyük güçlerin çıkarlarına hizmet eden bir yapı olarak değerlendirilmektedir.” dedi.
Uluslararası sistemdeki sorunların yeni olmadığını, kuruluşundan bu yana devam eden yapısal problemlerin sonucu olduğunu vurgulayan Karman, insan hakları, barış ve güvenlik gibi kritik konuların sınırlı aktörlerin kontrolünde olmasının önemli bir eksiklik olduğunu kaydetti.
Uluslararası kurumların beklenen düzeyde adalet üretemediğini ifade eden Karman, Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi yapıların dahi bu konuda yetersiz kaldığını dile getirdi.
Karman, yaşanan sürecin yalnızca bir küresel düzen krizi olmadığını belirterek, “Bu aynı zamanda bir değerler, vicdan ve amaç krizidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Uzun yıllardır adaletsizlik yaşayan toplumların artık daha güçlü şekilde seslerini yükseltmesi gerektiğini vurgulayan Karman, küresel ölçekte daha adil bir sistem ihtiyacına işaret etti.
Büyük teknoloji şirketlerinin kullanıcıları birer ürün ve reklam nesnesi olarak görmesinin dijital ekosistem açısından sorun oluşturduğunu belirten Karman, sosyal medyanın ise toplumsal mobilizasyon gücüne dikkat çekti.
Gazze’de yaşananlara yönelik küresel tepkinin bu gücü açık şekilde ortaya koyduğunu ifade eden Karman, dijital platformların hem risk hem de fırsat barındırdığını söyledi.
“Kadınlar, krizlerde öne çıkıyor ancak geri planda bırakılıyor”
Kadınların savaş, kriz ve devrim dönemlerinde güçlü liderlik sergilediğini belirten Karman, bu rolün istikrar dönemlerinde yeterince devam etmediğini dile getirdi.
Kadınların yalnızca kriz anlarında değil, her dönemde karar alma süreçlerinde aktif rol alması gerektiğini vurgulayan Karman, küresel ölçekte kadınların daha görünür ve güçlü olması gerektiğini ifade etti.