Başkanlığımız tarafından 16 Şubat 2026 tarihinde Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da, “Türkiye-Etiyopya İlişkileri: Yüz Yıllık Diplomasi, Ebedi Dostluk” paneli düzenlendi.
Panele, Türkiye’nin Addis Ababa Büyükelçisi Berk Baran’ın yanı sıra akademisyenler, bürokratlar, gazeteciler, uluslararası kuruluş temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda davetli iştirak etti.
Programın açılışında konuşan Büyükelçi Baran, Türkiye ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin köklü bir geçmişe dayandığını belirterek iki ülke arasındaki tarihsel bağların önemine dikkat çekti. Panelin, bu güçlü tarihsel mirası değerlendirmek ve geleceğe yönelik daha sağlam bir iş birliği zemini oluşturmak amacıyla fikir alışverişinde bulunmak açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Afrika Boynuzu bölgesinde önemli bir konuma sahip olan Etiyopya’nın stratejik rolüne işaret eden Baran, söz konusu bölgenin ticaret, güvenlik ve bölgesel istikrar açısından giderek artan öneme sahip olduğunu ifade etti. Türkiye ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin yalnızca ikili düzeyde değil, bölgesel ölçekte de değer ürettiğini kaydetti.
Panelde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın mesajı okundu. İletişim Başkanı Duran mesajında, Türkiye ve Etiyopya’nın karşılıklı stratejik ortaklık çizgisinde hiç kopmadan süren ilişkisinin Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005 yılında vizyonunu oluşturduğu Afrika açılımından sonra daha da derinleştiğini vurgulayarak2005 yılında Afrika’da 12 olan büyükelçilik sayımızın, 2026 itibarıyla, 44 büyükelçiliğe ulaştığını ifade etti.
Mesajında, Türkiye–Etiyopya ilişkilerini Afrika Boynuzu’nda barışın tahkimi, istikrarın güçlendirilmesi ve ortak refahın inşası açısından ele aldıklarını belirten İletişim Başkanı Duran, Afrika Birliği’nin merkezine ev sahipliği yapan Addis Ababa’nın, çok taraflı diplomasi açısından müstesna bir konuma sahip olduğunu dile getirdi. İki ülke arasındaki tarihsel sürekliliği güncel bölgesel dinamiklerle birlikte değerlendiren; siyasi, ekonomik ve kültürel boyutları kapsayan bütüncül bir tartışma zemini sunan söz konusu panelin son derece kıymetli olduğunu vurguladı.
Moderatörlüğünü Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) dış politika araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş’ınüstlendiği panelde, Ulusal ve Bölgesel Entegrasyon Çalışmaları Merkezi (CeNRIS) Direktörü Dr. İbrahim Mulushewa, Bağımsız Araştırmacı Emir Yasin Kekeç ve Addis Ababa Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Abdülaziz Dino Gidreta konuşmacı olarak yer aldı.
Türkiye’nin Sahraaltı Afrika’daki ilk yerleşik büyükelçiliğini 1926 yılında Addis Ababa’da açmasının tesadüf olmadığını vurgulayarak konuşmasına başlayan Dr. Tunç Demirtaş, bu adımın Afrika’ya yönelik kalıcı ve stratejik vizyonun erken ve güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti. Diplomatik temasların 1896 yılına kadar uzandığını hatırlatan Demirtaş, Türkiye–Etiyopya ilişkilerinin köklü, kurumsal ve karşılıklı saygıya dayanan sağlam bir tarihsel hafızaya sahip olduğunu dile getirdi. Diplomatik ilişkilerde yüzüncü yılın yalnızca tarihsel bir dönüm noktasını değil, aynı zamanda eşit ortaklık ve karşılıklı güven temelinde şekillenen bir ilişki anlayışını temsil ettiğini belirtti.
Dr. İbrahim Mulushewa ise, uluslararası ilişkilerde etkin işbirliği mekanizmaları oluşturabilmek için taraflar arasında hem ortak noktalar hem de karşılıklı anlayış bulunması gerektiğini belirterek Türkiye-Etiyopya ilişkilerinin bu anlamda çok olumlu bir örnek teşkil ettiğini ifade etti. İki ülkenin, zaman zaman yaşanan görüş ayrılıkları ve politika üretimindeki farklılıklara rağmen; bulundukları bölgelerde önemli birer bölgesel aktör olmaları, jeopolitik açıdan kritik konumlara sahip bulunmaları ve ciddi askerî kapasitelere sahip olmaları gibi ortak özellikler taşıdıklarını vurguladı.
Stratejik hedeflerdeki örtüşmenin ve sergilenen karşılıklı sağduyu ile yapıcı yaklaşımın; Türkiye-Etiyopya ilişkilerini güçlü kılan başlıca unsurlar arasında yer aldığını ifade eden Mulushewa, hâlihazırda ileri bir seviyede bulunan ikili ilişkilerin ve iş birliğinin daha da derinleştirilebilmesi için somut araçlar ve kurumsal mekanizmalar geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Emir Yasin Kekeç konuşmasında, Türkiye–Etiyopya ilişkilerinin tarihsel derinliğinin ve stratejik ortaklık boyutunun altını çizerek, söz konusu ilişkinin karşılıklı saygı, güven ve diplomatik bütünlük temelinde şekillendiğini belirtti. Eğitim, ekonomik iş birliği ve askerî kapasite geliştirme alanlarında kaydedilen ilerlemelerin ortaklığın temel sütunlarını teşkil ettiğini vurgulayan Kekeç, bu çok boyutlu iş birliği yapısının bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.
Dr. Abdülaziz Dino Gidreta, Türkiye ile Etiyopya arasındaki yeni ve gelişen ilişkiler çerçevesinde medya ve iletişimin stratejik önemine işaret ederek, iki ülkenin karşılıklı algısını şekillendiren en temel araçlardan birinin iletişim kanalları olduğunu ifade etti. Sağlıklı, dengeli ve karşılıklı saygıya dayalı bir medya iş birliğinin küresel iletişim düzensizliğine karşı bölgesel ölçekte bir direnç zemini oluşturabileceğini belirten Gidreta, ortak medya projeleri, akademik iş birlikleri ve gazeteci değişim programlarının bu sürece somut katkılar sunacağını dile getirdi.
Bilgi kirliliğinin çağımızın en önemli meydan okumalarından biri olduğuna dikkat çeken Gidreta, dezenformasyonla mücadelenin hem küresel düzenin geleceği hem de Türkiye–Etiyopya ilişkilerinin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını vurgulayarak konuşmasını tamamladı.