Tarihte bir yolculuk: Hititlerin kadim başkenti Hattuşa’yı keşfedin… Türkiye, giderek artan bu ilgiye karşılık verme konusunda özellikle avantajlı bir konumda bulunuyor (BizLife)

Tarihte bir yolculuk: Hititlerin kadim başkenti Hattuşa’yı keşfedin… Türkiye, giderek artan bu ilgiye karşılık verme konusunda özellikle avantajlı bir konumda bulunuyor (BizLife)

Seyahat edenler alışılmış gezi anlayışının dışına çıkmayı giderek daha fazla isterken, kültürel miras da seyahat için daha önemli bir motivasyon hâline geliyor. Ziyaretçiler, belirli bir destinasyonu şekillendiren tarih, hikâyeler ve medeniyetlerle daha derin bir bağ kurmayı amaçlıyor. Anadolu’nun dört bir yanında farklı medeniyetlerin izlerine, çok sayıda antik kente, arkeolojik alana ve tarihî yerleşime rastlanması nedeniyle Türkiye, giderek artan bu ilgiye cevap verme konusunda özellikle avantajlı bir konumda bulunuyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan 22 alan ve Geçici Liste’de bulunan 80 alanla Türkiye, kültürel mirasla bağlantılı geniş bir deneyim yelpazesi sunuyor.

Bu alanlar arasında, Çorum ilindeki Hitit medeniyetinin antik başkenti ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hattuşa da bulunuyor. Tunç Çağı’nın büyük güçlerinden birine olağanüstü bir bakış sunan Hattuşa, UNESCO’nun “Dünya Belleği” programına alınan 30 binden fazla kil tabletten oluşan bir arşivi de barındırıyor. Hâlen devam eden arkeolojik kazılar, bu antik kentin uzun tarihine ilişkin yeni bölümleri gün yüzüne çıkarıyor. Arkeologlar kısa süre önce M.Ö 4. yüzyılın sonları ile 3. yüzyıl arasına tarihlenen ve bugüne kadar bilinmeyen üç mezar keşfetti.

Tarihî ilklerle dolu bir Tunç Çağı medeniyeti

Anadolu’da kurulan ilk büyük medeniyetlerden biri olan Hititler, M.Ö 14. yüzyılın ortalarında büyük bir güce dönüştü. Güçlerinin zirvesinde imparatorlukları Ege kıyılarından Kuzey Suriye’ye kadar uzanıyor ve kilit ticaret yollarını kontrol ediyordu. Hititleri bugün dahi özellikle ilgi çekici kılan unsur, yalnızca yönettikleri toprakların büyüklüğü değil, aynı zamanda olağanüstü yenilikleri ve tarihteki çok sayıdaki “ilkleri” oldu.

Hititler gelişmiş kentler, anıtsal tapınaklar, kaleler ve saraylar inşa etti, ayrıca antik dünyanın en büyük çivi yazılı tablet arşivlerinden birini oluşturdu. Bu kayıtlar arasında, Mısır ile M.Ö 1259 yılında imzalanan Kadeş Barış Antlaşması özellikle öne çıkıyor. Dünyanın bilinen en eski yazılı barış antlaşması kabul edilen eser, bugün İstanbul Arkeoloji Müzelerinde sergileniyor.

Hititler ayrıca Anadolu’daki en eski danışma niteliğindeki siyasi kurumlardan biri kabul edilen Pankuş Meclisini kurdu. Aile, miras ve medeni hukuk alanlarında ileri düzenlemeler getirdi; kraliyet yıllıkları aracılığıyla tarihî olayların sistematik biçimde kayda geçirilmesinin en eski örneklerinden bazılarını ortaya koydu. Hititlerin Alacahöyük’te 3200 yıldan fazla bir süre önce inşa ettiği Anadolu’nun ilk barajı, bugün dahi bölge halkı tarafından sulama amacıyla kullanılıyor.

Bu etkili medeniyetin izlerini takip etmek unutulmaz bir kültürel yolculuk anlamına geliyor ve bu yolculuğa başlamak için Hitit İmparatorluğu’nun görkemli başkenti Hattuşa’dan daha uygun bir yer bulunmuyor.

Güçlü bir İmparatorluğun kalbini keşfetmek

Hattuşa, günümüzde Çorum’un Boğazkale ilçesi sınırları içinde yer alıyor. Kent, Kızılırmak’ın verimli ovasının üzerinde yükselen dik bir yamaca kuruldu. Stratejik konumu sayesinde Hitit İmparatorluğu’nun başkenti oldu. “Bin Tanrılı Şehir” olarak bilinen Hattuşa, bugün çevresindeki yeşilliklerin arasından yükselen devasa bir taş yapbozu andırıyor. Tapınakları, anıtsal kapıları, kraliyet yapıları ve surları, Tunç Çağı’nın en güçlü medeniyetlerinden birinin ihtişamına ışık tutuyor.

Antik kent Aşağı Şehir ve Yukarı Şehir olmak üzere iki bölüme ayrılıyor. Aşağı Şehir’de Büyük Tapınak yer alırken, Yukarı Şehir etkileyici surları ve Aslanlı Kapı, Kral Kapısı ile Sfenksli Kapı gibi anıtsal girişleriyle dikkat çekiyor. Kentteki en eski yerleşimin bulunduğu noktada inşa edilen Büyükkale Saray Kompleksi de görülmesi gereken önemli yapılardan biri olarak öne çıkıyor.

Yolculuğa Hattuşa’nın dışında, kayalara oyulmuş Hitit kabartmalarıyla tanınan yakındaki açık hava kutsal alanı Yazılıkaya’da devam edilebilir. İmparatorluğun en önemli kentsel merkezlerinden biri olan Alacahöyük ile Anadolu’daki en eski idari ve askerî merkezlerden biri olan Şapinuva da rotaya eklenebilir.

Yeni keşifler Hattuşa’nın sonraki dönemlerine ışık tutuyor

Yeni keşfedilen mezarlar, Hitit döneminin sona ermesinden çok sonra da toplulukların Hattuşa’da yaşamaya devam ettiğine ilişkin ek kanıtlar ortaya koydu. Bölgede yürütülen arkeolojik kazılarda Erken Helenistik ve Galat dönemlerine ait sekiz mezar keşfedildi. Bunların beşi önceki araştırma sezonunda bulundu, daha önceki kazılarda ise batıdaki başka bir noktada dokuz mezar daha ortaya çıkarıldı. Böylece Hattuşa’da bu dönemlere ait bilinen mezarların toplam sayısı 17’ye ulaştı.

Yeni keşfedilen mezarlardan biri, olağanüstü derecede iyi korunmuş olmasıyla özellikle dikkat çekiyor. Yaklaşık yedi metre çapındaki dairesel taş duvarla çevrili olan mezarda, bir yetişkin için ayrılan alanı belirleyen ikinci bir iç sınır da bulunuyor. Mezarda korunmuş bir iskelet ile hayatını kaybeden kişinin sağ omzunun yanına bırakılmış bir bıçak bulundu. Arkeologlar, bıçağın mezar hediyesi mi olduğu yoksa ölen kişiye mi ait bulunduğu üzerinde çalışıyor. Bu araştırmanın, söz konusu dönemin defin gelenekleri hakkında değerli bilgiler sağlayabileceği değerlendiriliyor.

Bu keşif özellikle önem taşıyor çünkü Hattuşa’nın sonraki dönemlere ait tarihi hâlen görece az araştırılmış durumda bulunuyor. Yeni ortaya çıkarılan mezarlar, yerleşimin kullanılmaya devam edilmesine ve farklı tarihî dönemler boyunca geçirdiği dönüşümlere ilişkin yeni bilgiler sağlıyor. Kazı ve belgeleme çalışmalarının ardından mezarların koruma altına alınması ve alanın ziyaretçilere açılması planlanıyor.

Hititlerin izinde yolculuğa devam

Çorum’daki Hitit izleri yolculuğu, Türkiye’nin başkenti Ankara’ya yapılacak kısa bir geziyle zenginleştirilebilir ve bu kadim medeniyetin izlerinin araştırılmasına burada devam edilebilir. Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Anadolu’nun dört bir yanında gelişen çok sayıda medeniyete ait zengin bir eser koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor ve bunların arasında kapsamlı bir Hitit eserleri koleksiyonu da bulunuyor.

Sergilenen eserler arasında, Mısır kraliçesinin M.Ö 1235 yılında Hitit kralına gönderdiği ve bu kadim medeniyet hakkında benzersiz bir bakış sağlayan bir mektup da yer alıyor.

Ankara; Ankara Kalesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün ebedî istirahatgâhı Anıtkabir’den Millet Kütüphanesi ve Roma Hamamı’na kadar uzanan çeşitli bir kültürel dokuya sahip. Kent, tarihî mirası çağdaş şehir yaşamıyla bir araya getiriyor.

Şehir aynı zamanda meşhur Ankara simidi, Aspava tipi geleneksel restoranlarda ekmek arasında servis edilen döner ve iki kez pişirilen kuru, tereyağlı bir bisküvi olan Beypazarı kurusu gibi yerel lezzetleriyle de tanınıyor.

Seyahat öncesi faydalı bilgiler

Nasıl gidilir: Amasya Merzifon Havalimanı en yakın havalimanı olup Çorum’a otomobil veya otobüsle yaklaşık bir saat uzaklıkta bulunuyor.

Nerede kalınır: Çorum, zincir otellerden pansiyonlara kadar çeşitli konaklama seçenekleri sunuyor.

Ne yenir: İskilip ilçesindeki pirinç ve etle hazırlanan İskilip dolması ile Çorum mantısı gibi çok sayıda yöresel lezzet denenebilir.

Ne alınır: Çorum’un simgelerinden biri olan kavrulmuş leblebi, iyi bir hediyelik seçenek oluşturuyor. Biberli, şekerli veya çikolatalı leblebi gibi farklı çeşitler de bulunuyor.