Duran: “Ankara’daki NATO Zirvesi, ittifakın gelişiminde bir dönüm noktası” (FENA)

Duran: “Ankara’daki NATO Zirvesi, ittifakın gelişiminde bir dönüm noktası” (FENA)

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran bugün yaptığı açıklamada, değişen küresel güvenlik ortamının NATO müttefiklerinin yeni tehditleri gözden geçirmelerini ve ortak önceliklerini yeniden tanımlamalarını gerektirdiğini belirterek, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin "İttifakın tarihsel gelişiminde bir başka dönüm noktası" olduğunu değerlendirdi.

Devlet ve Hükûmet Başkanları NATO Zirvesi çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve Siyasi, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (SETA) iş birliğiyle düzenlediği" Müttefikler Ankara'da" programında konuşan Duran, bunun İttifakın 36. Zirvesi ve 2004'te İstanbul'da düzenlenen zirveden sonra Türkiye'de düzenlenen ikinci zirve olduğunu hatırlattı.

Uluslararası güvenlik ortamının, büyük güç rekabeti, bölgesel çatışmalar, teknolojik değişimler, hibrit tehditler ve kurallara dayalı uluslararası düzene yönelik artan baskı ile belirgin şekilde daha karmaşık ve öngörülemez hâle geldiğini söyledi.

Duran, “Bu değişiklikler, NATO müttefiklerinin yeni tehditleri yeniden değerlendirmesini ve ortak önceliklerini yeniden tanımlamasını gerektiriyor. Bu anlamda Ankara Zirvesi, NATO'nun tarihsel gelişiminde bir başka dönüm noktasıdır.” dedi.

Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın Avrupa güvenlik mimarisinin zayıflıklarını ortaya çıkardığını, İran ve Körfez'i içeren gerilimlerin ise enerji akışlarının ve deniz yollarının Euro-Atlantik güvenliğini doğrudan nasıl etkilediğini gösterdiğini değerlendirdi.

Orta Doğu'daki istikrarsızlığın kaçınılmaz olarak daha geniş güvenlik riskleri yarattığını ve NATO'nun doğu ve güney kanatlarının artık ayrı ayrı ele alınamayacağını vurguladı.

Ona göre, İttifakın koordineli siyasi araçlara ve askerî ve askerî olmayan araçların nasıl birlikte çalışabileceğine dair ortak bir anlayışa ihtiyacı var; bunu da "NATO 3.0" kavramı olarak tanımladı.

Duran, Türkiye'nin 1952'de NATO'ya katılımından bu yana ittifaktaki rolünden bahsederken, ülkenin NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğunu ve Afganistan ve Kosova'dan Bosna ve Irak'a kadar kriz yönetimi, barış destek operasyonları, askerî eğitim ve çatışma sonrası yeniden yapılanmaya önemli katkılarda bulunduğunu söyledi.

Duran, Türkiye'nin hem Ukrayna ve Rusya ile hem de İran ve ABD ile diyalog hâlinde olduğunu ve bu diplomatik kapasitenin gerilimi azaltma çabalarına katkıda bulunmasına olanak sağladığını belirtti.

Savunma kapasitelerinden bahseden Duran, Türkiye'nin savunma harcamalarını NATO'nun GSYİH'nin yüzde ikisi olan hedefinin üzerine çıkardığını, savunma bütçesinin 2021'deki 13 milyar dolardan 2025'te yaklaşık 32 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Savunma, uzay ve havacılık sektörlerindeki ihracatın 10 milyar doları aştığını, savunma sanayindeki yerli üretimin payının ise yüzde 82'ye ulaştığını ifade etti.

Ancak Duran, yatırım miktarının yanı sıra, Türk savunma sanayisinin kalitesi, üretim kapasitesi, muharebede kendini kanıtlamış sistemleri ve sürdürülebilirliğinin de kilit önem taşıdığını vurguladı ve bunu NATO'nun kolektif caydırıcılığına katkıda bulunan ulusal bir kaynak olarak nitelendirdi.

Duran ayrıca siber saldırıların, dezenformasyon kampanyalarının ve yapay zekâ yardımıyla yapılan manipülasyonun stratejik rekabetin temel unsurları hâline geldiğini belirterek, kamuoyu, iletişim ağları ve kritik altyapının güvenlik tehditlerine giderek daha fazla maruz kaldığını ifade etti. Siber güvenlik, yapay zekâ ve kritik altyapının korunmasının NATO'nun savunma doktrininin ayrılmaz bir parçası hâline gelmesi gerektiğini değerlendirdi.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre son olarak, Ankara Zirvesi'nin NATO'nun beyan ettiği ile başarabileceği arasındaki uçurumu azaltmaya yardımcı olacağı umudunu dile getirdi.