Konya ilinde yer alan ve dünyanın bilinen ilk şehirlerinden biri olarak kabul edilen Çatalhöyük’te yapılan kapsamlı bir DNA araştırması, Neolitik dönemde kadınların toplumdaki merkezî rolünü ortaya koydu. 12 yıl süren ve Türkiye dâhil 11 ülkeden 47 bilim insanının katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, erken tarım toplumlarının sosyal yapısına ışık tuttu.
Araştırmada, M.Ö. 8000 ile 5800 yılları arasında yaşamış 395 bireyin kalıntıları incelendi ve 131 bireyin DNA'sı başarıyla analiz edildi. Bu kişilerin çoğu, Çatalhöyük'ün karakteristik özelliği olan evlerin altına gömülmüş hâlde bulundu. DNA karşılaştırmaları, aynı evde gömülü bireylerin çoğunlukla anne hattından akraba olduklarını gösterdi. Bu da kadınların ev halkının temelini oluşturduğunu, erkeklerin ise büyük ihtimalle farklı evlerden veya topluluklardan geldiğini ortaya koydu. Ayrıca kız çocuklarının mezarlarında erkeklere kıyasla daha fazla eşyaya rastlandı; bu da kadınların hem sosyal hem kültürel bakımdan daha önemli bir konumda olduğunu işaret etti.
Bu bulgular, Avrupa’daki bazı Neolitik yerleşimlerde görülen erkek egemen yapının, Anadolu kökenli tarım toplumlarında evrensel olmadığını, aksine Çatalhöyük gibi merkezlerde kadınların ön planda olduğunu gösterdi.
Araştırmanın dikkat çekici bir diğer yönü ise zamanla değişen akrabalık yapıları oldu. Yerleşimin erken dönemlerinde evlerde gömülen bireyler arasında genetik bağ oldukça kuvvetliyken, daha geç dönemlerde bu bağlar azalmaya başladı. Bu durum, biyolojik ailenin yerini zamanla kültürel akrabalığın aldığını ve evlat edinme veya farklı sosyal örgütlenme biçimlerinin benimsendiğini düşündürüyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Çatalhöyük, sadece kadın merkezli yapısıyla değil, mimarisi, sosyal düzeni ve kültürel mirasıyla da dikkat çekiyor. Duvar resimleri, kabartmalar, yan yana inşa edilmiş çatıdan girilen evler gibi özellikleriyle, o dönemde ileri bir şehir planlamasına ve toplumsal örgütlenmeye sahip olduğu anlaşılıyor.
Çatalhöyük'te ayrıca çok sayıda kadın figürini bulunmuş olup, bu figürler Ana Tanrıça kültü veya anaerkil toplum yapısı ile ilişkilendiriliyor. Bu buluntuların büyük bir kısmı Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenirken, kazı alanı da ziyaretçilere açık olarak korunmaktadır.