Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen “Türk Edebiyatı Yaz Okulu-2019” Türkçeyi ve Türk edebiyatını dünyanın dört bir yanına taşımayı amaçlıyor.
Yunus Emre Enstitüsü’nün Türk dilini ve edebiyatını anlatmak ve tanıtmak amacıyla başlattığı “Türk Edebiyatı Yaz Okulu-2019” programı, seminerler, dersler ve atölyeler aracılığıyla devam ediyor. “Edebiyat Hayat”, “Edebiyatımızda İstanbul”, “Şahsiyet ve Edebiyat”, “Doğu Batı Arasında Türk Edebiyatı”, “Edebiyatımızda Çocukluk” ve “Türk Kültür Tarihi” konulu eğitimlere, seçkin isimler konuk oluyor. Farklı ülkelerden Türkoloji ve tercümanlık alanlarında çoğu lisansüstü eğitim alan 23 öğrenci, tarihi yarımada üzerindeki önemli yapıları, şair ve yazarların evlerini, yayınevlerini ve kütüphaneleri gezerek İstanbul’u tanıma fırsatı yakalıyor.
“Biz türklerle kan kardeşiyiz”
Etkinliğe katılarak İstanbul’u tanıma fırsatı yakalayan yabancı öğrenciler, etkinliği ve İstanbul izlenimlerini AA muhabirine değerlendirdi. Programa Güney Kore’den katılan Jiseon Kang, Türk edebiyatına yakın ilgi duyduğunu belirterek, ülkesinde de Türk edebiyatını tanıtmak adına çalışmalar yapmak istediğini söyledi. Üniversitede bölüm seçerken, arkadaşlarından farklı bir şey yapmak istediğine dikkati çeken Kang, “Türk kültürünü çok merak ediyordum. Mesela ben Katoliğim. Bundan yola çıkarak İslam’ı düşündüm. Doğu ile batı kültürünü bir araya nasıl getiriyorsunuz? Bunu ve yemek kültürünüzü çok merak ettim. Bu yüzden de Türkoloji bölümünü okudum.” diye konuştu. Güney Korelilerin Türkleri kan kardeşi gibi gördüklerini dile getiren Kang, şöyle devam etti: “2002’deki Dünya Kupası’ndan dolayı zaten Türkleri yakından tanıyoruz. Kore Savaşı’nda gazi olanlara da çok teşekkür ediyoruz. İki yıl önce de Türkiye’de çok başarılı olan ‘Ayla’ filmini duydum. Biz bu filmi Kore’de Türkleri çok seven kişiler olarak bir arada izledik. İzleyenler gerçekten hep ağladı. O anlar şimdi bile aklımda.”
“İbrani alfabesiyle yazılmış türkçe metinler üzerine çalışıyorum”
Bakü Devlet Üniversitesi’nde okuduğu dönemde Türk edebiyatına ilişkin birçok şey öğrendiğini aktaran Askerova, şu bilgileri verdi: “İbranice üzerine yüksek lisans yaptığım için bu dönemde Türkoloji alanından biraz uzak kaldım. Şu an Azerbaycan Milli İlimler Akademisi’nde Türkoloji alanı üzerine doktora yapıyorum ve İbrani alfabesiyle yazılmış Türkçe metinler üzerine çalışıyorum. Bugüne kadar okunmamış ve İbranice alfabesiyle kaleme alınmış Türk edebiyatı metinlerini ve hikâyeleri bilim dünyasına kazandırmak istiyorum. Bu yüzden de Türk edebiyatına ilgim çok büyük ve Türkçe’nin hayatımda gerçekten önemli bir yeri var.”
“Mehmet Akif Ersoy hakkında bir kitap yazmak istiyorum”
İran’dan katılan araştırmacı Mortaza Firuzi de Türkiye’yi kardeş ülke olarak gördüklerini aktararak, “Türk edebiyatını Mehmet Akif Ersoy’la, Ersoy’u da bizim milli şairimiz Şehriyar’la tanıdım. Türk edebiyatı üzerine sürekli okurken, Allah bu okulu bana rast getirdi. Çok memnunum. Türkiye’ye bize bu fırsatı sunduğu için çok teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. AA
* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılacaktır.
* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılacaktır.