Trabzon Gastronomi Festivali, yalnızca yemeklerin tadıldığı bir etkinlik olmanın ötesine geçerek kentin geçmişten bugüne taşıdığı mutfak kültürünün geniş bir vitrini oldu.
Trabzon'un köklü markaları, yeni nesil girişimleri ve ilçeleri festival alanında açtıkları stantlarda kendi hikâyelerini anlattı. Günebakış olarak festival alanındaki lezzet duraklarını ve ilçe stantlarını ziyaret ettik; üreticilerden ustalara, belediye temsilcilerinden işletmecilere kadar birçok isimle konuştuk. Ortaya Trabzon'un sütünden tereyağına, mısır unundan fındığına, 170 yıllık pilavından kar kuyularındaki dondurma geleneğine, otluk tavasından sütlü kabak çorbasına uzanan zengin bir gastronomi tablosu çıktı.
Trabzon Gastronomi Festivali, kentin mutfak kültürünü aynı çatı altında buluştururken Trabzon'un yıllardır günlük hayatın içinde yaşayan ancak yeterince görünür olmayan birçok lezzetini de yeniden gündeme taşıdı. Bir tarafta kuşaklar boyunca aynı reçeteyi koruyan işletmeler yer alırken diğer tarafta Trabzon'un geleneksel ürünlerini yeni tariflerle buluşturan genç markalar festivalde ziyaretçilerin karşısına çıktı.
Araklı'dan aho peyniri ve otlu mısır ekmeği
Festivalin ilçe stantlarında da önemli bir gastronomi zenginliği ortaya çıktı. Araklı standında ilçenin coğrafi işaretli ürünlerinden Aho peyniri tanıtıldı. Peynirin köylerde ve yaylalarda geleneksel yöntemlerle üretildiği, toprak altında bekletilerek olgunlaştırıldığı belirtildi. Standın dikkat çeken ürünlerinden biri de farklı yeşilliklerle hazırlanan mısır ekmeği oldu. Pazı, pırasa, sarımsak, ısırgan ve çeşitli otların mısır unuyla birleştirildiği ekmeğin Araklı'da geçmişten bugüne tüketildiği aktarıldı.
Arsin karalahana çorbasıyla geldi
Arsin Belediyesi ise festivalde karalahana çorbası ve fındık ikramıyla yer aldı. Belediye Başkan Yardımcısı Cemil Can, ilk gün farklı yöresel ürünler sunduklarını, daha sonra ise karalahana çorbasını ziyaretçilerle buluşturduklarını söyledi. Karalahananın Arsin mutfağında da önemli yeri bulunduğunu belirten Can, farklı bir ikram sunmak adına çorbayı tercih ettiklerini ve ziyaretçilerden güzel geri dönüşler aldıklarını ifade etti.
Düzköy'de onlarca ottan otluk tavası
Düzköy standında ise bölgenin zengin bitki örtüsünü doğrudan mutfağa taşıyan otluk tavası dikkat çekti. Otluk tavasında doğadan toplanan çok sayıda yenilebilir ve şifalı otun kullanıldığı anlatıldı. Bazı yöresel tariflerde 50'yi aşan farklı otun aynı üründe buluşabildiği ifade edildi. Otların fırınlanmış mısır unuyla bir araya getirilmesiyle hazırlanan otluk tavasının Düzköy'de halen evlerde yapıldığı ve bazı işletmelerde de bulunduğu belirtildi.
Festival alanındaki tablo, Trabzon'un gastronomi iddiasının yalnızca birkaç meşhur yemekten değil; köylerinden yaylalarına, geleneksel ustalarından yeni girişimcilere kadar geniş bir kültürden beslendiğini ortaya koydu. Trabzon'un bundan sonraki hedefinin ise bu ürünleri kayıt altına almak, korumak, yeni kuşaklara aktarmak ve şehrin gastronomi turizminin kalıcı bir parçası haline getirmek olduğu ifade ediliyor.
* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılacaktır.
