“Murassa” ustası Arslanyan, “Mahrec Sanat Atölyemde öğrencilere kuyumculuk sanatıyla ilgili her şeyi öğretiyorum. Şimdiye kadar 500’e yakın öğrenciye kuyumculuk sanatı sertifikası verdik.” dedi.
Osmanlı saraylarını süsleyen geleneksel Türk sanatlarından “murassa” ustası Hraç Arslanyan, bu sanatın genç nesillere aktarılması için atölyesinde eğitimler verdiğini belirterek, “Kuyumculuk eğitimleri verdiğim atölyeme Balkan, Avrupa ve Orta Asya ülkelerinden, Fas, Tunus, Cezayir, İran ve Brezilya’dan gelen öğrencilerimiz oluyor. Şimdiye kadar 500’e yakın öğrenciye kuyumculuk sanatı sertifikası verdik.” dedi.
“Kuyumculuk sanatında babadan oğla değil de amcadan oğla geçen bir nesiliz. Büyük amcamız 1920’lerde Tokat’tan İstanbul’a göçmüş ve kuyumculuk ustalığına başlamış. Akabinde 1940’larda rahmetli ustam amcam Hagop Arslanyan da İstanbul’a Tokat’tan göç ederek kuyumculuk sanatıyla tanışmış. Ben Arslanyan soyadıyla 3. nesilim. Geçmişte İstanbul çok farklıydı ve zengin değil, esnaf aileleriydik. O zamanlar Erenköy yazlıktı ve oraya yazlığa gidiyorduk. Bisikletimi kırdım ve haylaz çocuk ilan edildim. Adam olmam için ilkokul 3. sınıfta rahmetli amcam ustamın yanına konuldum. Erenköy’den tek başıma trene Haydarpaşa’ya, Haydarpaşa’dan vapurla Eminönü ve Eminönü’nden Zincirli Han’a yürüyordum. Akşamları da aynı yolu geri dönüyordum. Liseyi bitirene kadar sömestr ve yaz tatillerinde amcamın yanında kuyumculuk sanatını öğrenmeye devam ettim. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini kazandım ve 6 ay gittim ama gönlümü kaptırmıştım bu sanata. Kuyumculuk sanatına devam ettim. 1985 yılında askerliğimi bitirdikten sonra yaklaşık 1 yıla kadar Avrupa’nın çeşitli ülke ve şehirlerinde kaldım. Buradaki sanatımızla ilgili disiplinleri öğrendim, onları bilgilendirme ve hünerlerime katıp çok farklı çizgi oluşturdum. Murassaya böyle başladım.” an, “Murassa içinde mücevher sanatının birçok dalını barındırıyor. Bunların hepsini geçmişte 100-150 kişilik bölük yapıyordu. Maalesef öyle bir bölük kalmadı. Murassanın son temsilcisiyim. Japonya, İngiltere, ABD, Almanya’nın aralarında bulunduğu ülkede murassa sanatıyla ilgili 7 sergi açtım. 2004 yılında da Japonya’da bir Türk Haftası olacaktı, oranın önde gelen kuyumcuları beni bir dostumun vasıtasıyla buldu. İstanbul’u anlatan altından birer kilo ağırlığında iki şamdan yapmamı söylediler. 1 ay 15 günde gece gündüz çalışarak bu eserleri yaptım. Japonya’da murassa sanatıyla yaptığım şamdanlar çok büyük ilgiyle karşılandı.” diye konuştu. İHA
* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılacaktır.
* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılacaktır.