Saygıdeğer Hanımefendi,
Kıymetli Misafirler,
Sizleri saygı ve hürmetle selamlıyorum.
TRT Uluslararası Çocuk Medyası Zirvesi’nde sizlerle bir arada bulunmaktan duyduğum büyük memnuniyeti ifade ederek başlamak isterim. “Dijital Çağda Çocuk Medyası: Aileyi Güçlendirmek, Değerler İnşa Etmek” ana temasıyla düzenlenen bu zirvenin çocuklarımızın geleceği için yepyeni fikirler üretmesi dileğiyle temennilerimi ifade ediyorum.
Sayın Hanımefendi,
Değerli Misafirler,
Çocuk insanın en yalın, saf halidir. Bir yönüyle savunmasız, diğer yönüyle masum, temiz ve pak olanın ifadesidir. Masumiyeti, temizliği, paklığı çocuğun algısına da yansır. Hesapsızdır, olanı olduğu gibi anlar ve anlatır. Aklında, kalbinde ne varsa dilinden dökülen de odur. İnancımıza, inancımızla yoğrulan kültürümüze göre çocuk cennetin kokusunu üzerinde taşır. Bu cümleden hareketle çocuk hem dünyadaki cennetimiz hem de geleceğe açılan ufkumuzdur.
Çocuklarımızı her şeyin üzerinde tutmak, onları maddi ve manevi tehlikelerden korumak geçmişimize ve geleceğimize sahip çıkmak demektir. Sizler de takdir edersiniz ki çocuklarımız bizlerden farklı bir dünyaya, bizlerden farklı bir medya ortamına, giderek dijitalleşen bir dünyaya doğdular.
TÜİK'in Türkiye'deki Çocuklar 2024 İstatistiklere Bakış Raporu’nun “Çocuk ve Bilişim” başlığında 6-10 yaş grubu çocuklarımızın internet kullanım oranı %87,9 olarak belirtilmektedir. Aslında bu veri çocuklarımızın dijital bir dünyaya doğduğunu göstermekle kalmıyor, onların dijital bir nesil olacağını, öncü bir nesil olacağını da ortaya koyuyor. Böyle baktığımızda çocuklarımız aslında sadece ailelerinden, okullardan ya da iş çevrelerinden öğrenmiyorlar. Dijital dünyadan çok fazla şeyi elde ediyorlar.
Sosyal platformlar, dijital oyunlar, görsel, işitsel içerikler, çocukların öğrenme ve sosyalleşme süreçlerinde artık fazlasıyla belirleyici bir konuma geldiler. Bunlar tabii ki fırsatlar da içeriyor. Ancak diğer yönüyle baktığımızda tehditler de içerisinde barındırıyor. Mevzubahis çocuklar olduğunda bu sınamaların boyutunun çok daha kritik olduğu açıktır. Böylece aslında yapılması gereken şey de ortaya çıkıyor. Biz çocuklarımızı doğru yönlendirmek, dijital araçların imkânlarından faydalanmalarını sağlamak ve zararlarına karşı da onları bilinçlendirmek durumundayız.
Tam da burada şunun altını özellikle çizmek isterim ki biz elbette ekranlardan, dijitalleşmeden çocuklarımızı tümüyle uzak tutmak istemiyoruz ama hassas bir dengenin de olması gerekir. Sayın Hanımefendi, siz daha önceki bir konuşmanızda; “Gelin, çocuklarımızı bu dijital dadıların elinden artık kurtaralım.” çağrısı yapmıştınız. Bu çağrı o kadar yerinde ki televizyon ve dijital araçları konumlandırmak için bizlere bir mihenk taşı konumunda. Biz bu dijital dadıların kimler ve neler olduğunu yakından takip etmek zorundayız. İnsanlığın değerlerini, erdemi, ahlaki değerleri çocuklarımıza gösteren dijital dadılar olmalılar. Bizim medeniyetimizin, kültürümüzün değerlerini onlara anlatan, bu sosyalleşmeyi sağlayan dijital dadılar olmak durumundalar. Aksi takdirde biz bu dijital dadıların çocuklarımızın dünyasına bambaşka değerleri, bambaşka özellikleri ve hiç de arzu etmediğimiz, ailemize zarar verecek unsurları getirmesiyle karşı karşıya kalabiliriz. O halde ben Sayın Hanımefendi’nin çağrısını burada yinelemek istiyorum. Lütfen, aileler çocuklarına sahip çıkarak dijital dadıların kim olduğuna dikkat etsinler.
İster dijital oyunlarla vakit geçirsin çocuklarımız, ister video izlesinler, ister eğitim amacıyla kullanılan diğer dijital düzlemleri takip etsinler, bu farklı tehditlere karşı korumalı olmak durumundalar. Bunun en önemli sorumluluğu elbette ailelere düşüyor. Çünkü şunu biliyoruz ki medyanın kullanımında dijitalleşme ile birlikte artık algoritmalar çok önemli bir konuma geldi. Bu algoritma yönlendirmeleriyle bambaşka unsurlar çocuklarımızın dünyasına subliminal mesajlar taşıyabilir. Bunların sonucunda çocuklarımızın yüz yüze iletişimi zayıflayabilir, daha içe kapanık bir bireyselleşme ortaya çıkabilir. Dikkat dağınıklığına yol açabilir. Daha da tehlikelisi psikolojik, ahlaki ve bilişsel gelişimler çok büyük zarar görebilir. O halde çocuklarımızın karakterlerine sahip çıkabilmek için, onları medyanın her türlü şiddet veya cinsel içerikli yayın ve paylaşımlarından koruyabilmek için yapılması gereken çok şey var.
Yine küresel anlamda, dünyanın evet büyük bir köye dönüştüğünü biliyoruz. Çok farklı kültürlerden çizgi filmler ve diğer kültürel ögeler çocuklarımızın dünyasına taşınıyor. Ancak bunların sapkın akımlar olmaması gerekiyor. Şiddeti meşrulaştıran akımlar olmaması gerekiyor. Bu sistematik dayatmaya karşı bilinçli olmak elbette bizlerin ana görevidir. Doğal ile zorlama, gerçekle kurgu arasındaki ayrımın ortadan kalkması, sapkınlıkların ve şiddetin sıradanlaşması riskine karşı biz çocuklarımızı hazırlamak durumundayız. Bu hepimizin ortak sorumluluğu. Ancak şunu söylemek gerekir ki en çok da aileler, anne ve babalar, ebeveynler burada sorumlu konumunda.
Saygıdeğer Hanımefendi,
Kıymetli Katılımcılar,
Biz Türkiye olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, çocuklarımızı dijital tehditlerden korumak üzere çok önemli bir mücadele veriyoruz. Bu kapsamda 2023-2028 Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile detaylı bir yol haritası hazırlandı. Ardından 2025-2029 dönemini kapsayan Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesi Eylem Planı’nı hayata geçirdik. Sayın Cumhurbaşkanımız Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzaladı. Az önce de Sayın Hanımefendi bu dijital sözleşmeyi imzalayarak bu noktada güçlü bir destek verdiler. Teşekkür ediyoruz.
Ülkemizin öncülüğünde hazırlanan bu sözleşmeyi uluslararası alanda da imzaya sunduk. Çocuklarımızın dijital haklarını görünür hale getirmeyi hedefleyen 13 maddelik bu sözleşme tehditleri açığa çıkarma, toplumu sorumluluk almaya çağırma ve aynı zamanda uluslararası farkındalık oluşturma amacı taşımaktadır. Böylece Türkiye olarak, çocuklarımızı dijital alanda daha güvenli bir geleceğe taşımaya çalışıyoruz. Elbette bu gayretimizdeki öncü rol TRT'ye düşüyor. TRT hem televizyon kanalları hem dijital platformlarıyla hem de uluslararası etkinlikleriyle ki bu zirvede buna bir örnektir, çok kıymetli projeler hayata geçiriyor. TRT Çocuk, TRT Diyanet Çocuk, tabii Çocuk, bunların hepsi bizim en güvendiğimiz markalar. Çocuklarımızı rahatlıkla emanet edebildiğimiz markalar. Dolayısıyla bu anlamda çocuk medyasında güçlü bir merkez haline gelen TRT'ye, Genel Müdürüne ve bütün ekibe ben buradan teşekkür ediyorum.
Sayın Hanımefendi,
Kıymetli Misafirler,
Gerek devletimizin ilgili kuruluşları gerekse medya ve sivil toplum kuruluşlarımız, bütün bu çalışmalar, hepsi bahsettiğimiz değerleri gerçekleştirmek üzere çaba sarf ediyor. Malum olduğu üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle ilan edilen içinde bulunduğumuz Aile Yılı da bu anlamda önem taşıyor. Aile Bakanımız da burada bizimle beraber. Kendileri de bu yönde çok önemli gayretler gösteriyorlar. Onlara da çok teşekkür ediyorum.
Elbette çocuklarımızın ilk rol modelleri olarak anne ve babalar, en son her şeyin döndüğü sorumluluk biz oluyoruz ve çocuklarımızın korunması anlamında bazı hususlara dikkat etmek gerekiyor elbette ama ben bir tanesini hatırlatarak konuşmamı tamamlamak istiyorum. Bunlardan bir tanesi çocuk mahremiyetinin korunmasıdır. Dijital mecralarda aileler, ebeveynler birtakım paylaşımlar yapıyorlar. Ancak bunların kötü amaçlarla kullanılmaması için gerçekten bir farkındalık olması gerekir diye düşünüyorum.
Sayın Hanımefendi,
Kıymetli Katılımcılar,
Ben bu duygularla TRT Uluslararası Çocuk Medyası Zirvesi’nin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sıfır Atık meselesi başta olmak üzere, sosyal sorumluluk projelerinde bize öncülük eden, kendi çabalarıyla bize liderlik gösteren Saygıdeğer Hanımefendi’ye şükranlarımı ayrıca arz ediyorum. Bu zirveye katılan ve oturumlarda fikirleriyle, teklifleriyle, ufkumuza büyük katkılar verecek olan değerli akademisyenlere ve medyanın temsilcilerine ayrıca teşekkür ediyorum.
Sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Prof. Dr. Burhanettin DURAN
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı