Sayın AFAD Başkanım,

Sevgili Genel Müdürler,

Kamu Kurumlarımızın Temsilcileri,

Sevgili Medyanın, Üniversitelerin, Akademinin ve Sivil Toplumun Değerli Katılımcıları,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Hepinize Afet Haberciliği Eğitim Paneli'ne hoş geldiniz diyorum.

Bu vesileyle sizleri İletişim Başkanlığında misafir etmekten duyduğum memnuniyeti ifade ederek başlamak isterim. Bugün burada ortakları arasında yer aldığımız “DISASTER JOURNALISM: PREVENTING THE NEWS FROM TURNING INTO A DISASTER” adlı Avrupa Birliği ERASMUS+ projesi münasebetiyle bir aradayız.

Bu uzun soluklu projenin yürütücüsü Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi'ne ve diğer ortakları olan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na, Konya Büyükşehir Belediyesi Sosyal İnovasyon Ajansı'na, Slovenya'dan Primorska Üniversitesi'ne, Ukrayna'dan Kiev Üniversitesi'ne ve İspanya'dan Vigo Üniversitesi'ne özellikle teşekkür ediyorum.

Bizler İletişim Başkanlığı olarak iletişim alanında eğitim gören öğrencilerden sektör profesyonellerine, politika yapıcılarından bilim insanlarına, bütün paydaşlara kadar yaptığımız iş birliğine çok önem veriyoruz. İletişimin tüm veçheleriyle hayatın her alanına nüfuz ettiği ve hayatı şekillendirdiği böylesi bir dönemde ortak çalışmalar yapmak ve geleceğimizi nasıl sağlıklı bir iletişimle yöneteceğimizi konuşmak, düşünmek ayrıca çok önemli ve aslında sağlıklı bir iletişim ve medya ekosistemi için de vazgeçilmez önemdedir. Nitekim kurum olarak bizler, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu “Türkiye Yüzyılı İletişimin Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda ülkemizin iletişim ekosistemini tahkim etmek ve bunu daha da geliştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

İnsanı ve adaleti merkezine alan, toplumun lehine olan ve standartları yüksek olan bir medya sistemi vazgeçilmezimizdir. Bu kapsamda hazırladığımız yayınlar ve eğitim videolarıyla, düzenlediğimiz çeşitli seminer, toplantı ve etkinliklerle iletişimin hem pratiğine hem de teoriğine katkı sunmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte yeni iş birliği zeminleri de hazırlıyoruz. Bugünkü panelimizin de bu anlamda kıymetli olduğunu ifade etmek isterim. Tabii ki bu panel, afet haberciliği konusunda önemli çıktılar ortaya koyacak.

Saygıdeğer Katılımcılar,

Şunu özellikle ifade etmek isterim ki afet haberciliği salt bir gazetecilik pratiği değildir. Aynı zamanda afet anlarında toplumsal dayanışmayı, kamu düzenini, devlet-millet iletişimini ve hatta can güvenliğini ilgilendiren bir uzmanlık alanıdır. Bu yönüyle büyük hassasiyet gerektirir. Malumlarınız afet zamanlarında insanlarımız bilgi edinme talebi içerisindedir ve bu da çok doğal bir durumdur ve bu durumun yüksek yoğunluklu bilgi trafiğini, bir başka ifadeyle enformasyon çağının gereklerini oluşturduğunu görüyoruz. Hızın öncelendiği fakat teyit mekanizmalarının kimi zaman göz ardı edildiği bu bilgi trafiği bazen telafi edilemeyecek sonuçlar da ortaya çıkarabiliyor. Nitekim gelişen teknolojiye bağlı olarak hızın egemen olduğu bir iletişim ortamının tecrübe edildiği ortadadır. Birçok sosyal medya mecrasıyla ve teknolojide ortaya çıkan yeniliklerle beraber dünyamızın siyaseti, ekonomisi, iletişimi yeni baştan şekilleniyor.

Bunun çok önemli bir realite olduğunun farkındayız. Hatta öyle ki büyük güçler arasındaki teknoloji rekabetiyle de birleşen bu iletişim alanı giderek riskleriyle ve aynı zamanda hegemonya arayışlarıyla da kendisini ortaya koyuyor. Burada ülkelerin ulusal menfaatlerini, devletlerin güvenliklerini koruyabilmek için kendi otonom, stratejik iletişimlerini oluşturmak zorunda kaldıklarını da biliyoruz.

Tabii bilgiye ulaşmanın artık kolay olduğu ama gerçek bilgiyle sahte bilgiyi yoğun bir şekilde ayırt etmenin zorlaştığı bir döneme de girdik. Özellikle yapay zekânın etkisiyle bu gerçekten önemli bir husus haline geldi. Dezenformasyon, yalan ve yanıltıcı haber ve kurgusal içerikler, o kadar hızlı yayılıyor ki bazen farklı afetler farklı yerlerde gösterilerek çok önemli algılar üretilebiliyor.

Böyle bir ahvalde stratejik ve bütünlüklü bir kriz iletişimine sahip olmak gerçekten zaruri görünüyor. Burada bizim için en büyük görev kurumsallaşmış medyaya ve profesyonel gazetecilere hep birlikte katkılarımızı verebilmektir. Tabii ki habercilik çok önemli, hele hele afet dönemlerinde. Ancak habercilerin, öncelikle kendi güvenliğini, daha sonra afetzedelerin güvenliğini ve arama kurtarma çalışmalarını engellemeyecek, bunları kolaylaştıracak bir pozisyonda olması gerekir.

İnsani değerlerle yaptığımız birçok çalışma var. Ben afet gazeteciliği yapan basın mensuplarımıza tekrar teşekkür ediyorum buradan. Çünkü gerçekten zor bir ortamda faaliyet yürütüyorlar ve bunun temelinde eğer insana verilen değer olmasa bu fedakârlık ortaya çıkmaz.

Tabii burada AFAD Başkanımızın belirlediği husus da önemliydi. Bu gayretlerin yanı sıra profesyonelliği de önemsememiz gerekir. Zira biz insani değerleri yansıtırken onlara belki sonrasında zarar verebilecek olan bir profesyonellik dışı konumda da olmamamız gerekiyor.

Bu şekilde baktığımızda aslında bizim bu panelimizin konusu da ortaya çıkmış oluyor. Gazetecilerin, habercilerin üzerine düşen görevler olduğu gibi toplumumuzun da aslında bu konuda bilinçlenmesi önem arz etmektedir. Medya okuryazarlığı özellikle afet anlarında çok daha kritik bir unsur olarak önümüze çıkıyor. Çünkü günümüzde iletişim aslında basın mensuplarına bırakılmayacak kadar, tırnak içinde söylüyorum, önemli hale geldi. Elinde herhangi bir akıllı telefon olan her bir bireyin bir anda haberciye dönüşebildiğini görüyoruz. Özellikle de afet anlarında bu çok daha hızlı olabiliyor. Dolayısıyla hem konvansiyonel hem dijital hem de sosyal medyada içerik üretenlerin, bu içeriklerin nasıl karşılık bulacağı konusunda bir bilinç düzeyi içerisinde olması oldukça kıymetlidir. Nitekim kaynakların sorgulandığı, teyit mekanizmalarının işletildiği, yapay zekâ üretimi video ve fotoğraflara duyarlılığın arttırıldığı bir medya tüketim bilincini oluşturmak için hep beraber çalışmaya devam edeceğiz.

Sayın Misafirler,

Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de maalesef sel, afet, orman yangını, deprem gibi olağanüstü durumlar yaşadık. Bunların kuşkusuz en büyüğü “asrın felaketi” olarak nitelediğimiz 6 Şubat depremleriydi. 11 şehrimizde 14 milyon insanımız doğrudan etkilendi. Ülkemizin tamamını yasa boğan 53 binin üzerinde canımızı yitirdik.

Bu afetin ilk gününden itibaren yaralarımızı hep birlikte bir millî ruh ve dayanışma içerisinde sarmaya gayret ettik. Ben bu vesileyle bu afet sırasında vefat eden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

İşte böylesi bir afette, 6 Şubat depremlerinde yalan yanlış eksik bilginin hızla yayıldığına şahit olduk. Bilgi kirliliğine ve yoğun dezenformasyona maruz kaldık. İletişim Başkanlığı olarak dezenformasyonları hızlı biçimde tespit ederek vatandaşlarımıza doğru bilginin ulaştırılmasını sağlamak için mücadele ettik. Bu minvalde 6 Şubat’tan itibaren sadece 5 aylık süreçte 450'ye yakın dezenformasyon tespit ettik ve ifşa ettik. Yine bu süreçte kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için paydaşlarımız ve medya kuruluşlarımızla çok yakın çalıştık. Gazetecilerin sahada işlerini yapabilmesi için mobil basın merkezleri oluşturduk. Gazetecilerin deprem bölgesine ulaşabilmesi için gerekli koordinasyonu sağladık.

Uluslararası medya kuruluşlarını doğru, hızlı ve şeffaf şekilde bilgilendirerek uluslararası toplumu da bilgilendirdik. Yine resmî kurum ve yetkililerin yaptığı bilgilendirme ve çağrıların hızlı ve doğru biçimde yayılmasına yardımcı olduk.

Kıymetli Katılımcılar,

Burada şunun altını özellikle çizmek isterim. Bizler afet haberciliği konusunda medya mensuplarına ve geleceğin gazetecilerine rehberlik etmek için çalışmalarımızı düzenli olarak sürdürüyoruz. Ben müsaadelerinizle bunlardan birkaçına kısaca değinmek isterim. 2024 yılında “Doğru Habercilik ve Medya Etiği” kitabımızı farklı dillerde yayınladık. Tecrübeli meslek mensuplarının deneyimlerini aktardıkları “Afet-Kriz”, “Savaş”, “Sağlık”, “Adliye-Polis” haberciliği gibi konularda video çalışmaları yaptık. “Sesinizi Duyuyoruz: Afet ve Kriz Haberciliği” başlıklı sempozyumu gerçekleştirdik. Bugün, proje paydaşlarımızla düzenlediğimiz Afet Haberciliği Eğitim Paneli ile de bu çalışmalarımıza devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de yeni çalışmalarla sizlerin gündeminde olmaya devam edeceğiz.

Mevcut proje kapsamında uluslararası düzeyde geçerliliği olan bir afet haberciliği ders müfredatı geliştirilmesini özellikle önemsiyorum. Yine bu çerçevede 5 dilde hazırlanan Afet Haberciliği kitabını da son derece kıymetli buluyorum. Bu kitabı sizlerle paylaşacağız. Ümit ediyorum ki hem öğrencilerimize hem hocalarımıza hem bu bilginin peşinde olan bütün medya mensuplarımıza katkı verecektir. Pratik, etik ve güvenlik başlıklarından oluşan bu kitapta yer alan örnek olay incelemeleri ve tavsiyeler vazgeçilmez katkılarda bulunacaktır.

Değerli Misafirler,

Ben bu duygu ve düşüncelerle panelimize katkı sunan, projede emeği geçen herkese hassaten teşekkür ediyorum. Fuaye alanında bulunan Afet Haberciliği fotoğraf sergimizi ziyaret etmenizi ise özellikle tavsiye ederim. Panelimiz ve proje kapsamında ortaya konulan çalışmaların hayırlara vesile olmasını gönülden temenni ediyorum.

Son söz olarak, Allah milletimizi ve tüm insanlığı afetlerden korusun diyorum ve her birinizi saygıyla selamlıyorum.

Prof. Dr. Burhanettin DURAN

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı