Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca, İletişim Başkanlığı Konferans Salonu'nda düzenlenen Stratcom Afet İletişim Forumu'nun ikinci gününde, "Stratcom Panel-5: Seninleyiz Türkiye: Afetlerde Uluslararası Dayanışma" paneli gerçekleştirildi.
Büyükelçi Hakkı Emre Yunt'un moderatörlüğündeki panelde, Japonya, Macaristan, Yunanistan ve BAE'nin Ankara büyükelçileri, doğal afetlerde uluslararası dayanışma ve iletişimi ele aldı.
Burada konuşan Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Suzuki Kazuhiro, depremin başından beri çok duygusal bir deneyim yaşadığını vurgulayarak depremlerin hemen ardından Japonya'dan Hatay'a saha araştırma görevlilerinin geldiğini anlattı.
Türkiye ve Japonya'nın, deprem bölgesinde yer aldığını kaydeden Suzuki, Türkiye'deki depremlerin boyutunun çok büyük olduğunu ifade etti.
Suzuki, depremlerin her an olabileceğine dikkati çekerek bunun için hazırlıklı olunmasının önemine vurgu yaptı.
Bina inşasında standart ve kuralların uygulanmasının önemli olduğunu belirten Suzuki, 2011 Tohoku depreminde depreme hazırlıklı, ancak tsunamiye hazırlıksız olduklarını aktardı.
Suzuki, 9 büyüklüğünde bir deprem beklemediklerini, bu nedenle 20 bin civarında kişinin öldüğünü ifade ederek bu tsunamiden sonra çok sayıda düzenleme ve kuralı da hayata geçirdiklerini vurguladı.
Tsunamiden sonra evleri daha yüksek yerlere inşa ettiklerini ve devasa deniz duvarları ördüklerini hatırlatan Suzuki, bu şekilde tsunamiye önlem aldıklarını belirtti.
Suzuki, tüm bu kuralların uygulanabilmesi için her iki ülkenin uzmanlarının ve akademisyenlerinin diyalog kurması gerektiğini kaydederek yakın gelecekte İstanbul'da Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ni açacaklarını dile getirdi.
Macaristan'ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis de Kahramanmaraş merkezli depremlerin Macaristan'dan daha büyük bir alanı etkilediğine dikkati çekerek, ülkesinde böylesine büyük bir depremin hayal bile edilmesinin zor olduğunu söyledi.
Macar arama kurtarma ekiplerinin son derece iyi olduğunu aktaran Matis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Macaristan'ın "Umut" isimli arama kurtarma köpeğine madalya verildiğini ve bunun çok dokunaklı olduğunu kaydetti.
Matis, "Ekonomik imkânları kısıtlı, küçük bir ülke olmamıza rağmen arama kurtarma operasyonlarında iyi bir deneyime sahibiz." dedi.
İki ülke arasında yeni bir Afet Yönetim Anlaşması yapılmasının önemine işaret eden Matis, söz konusu anlaşmanın hazırlandığını ve imzaya hazır olduğunu anlattı.
Aralık ayında yapılan Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) Bakanlar düzeyindeki toplantısında, AFAD başta olmak üzere TDT ülkelerinin ortak bir müdahale mekanizması oluşturacakları yönünde önemli girişimler olduğunu anımsatan Matis, bunun gelecek için çok önemli olduğunu aktardı.
Büyükelçi Matis, deprem gibi doğal afet durumlarında doğru iletişimin önemine de değindi.
"İnsanlar eski binaların daha dayanıklı olduğu yanılgısına kapılıyor"
Yunanistan'ın Ankara Büyükelçisi Christodoulos Lazaris ise depremlerin hemen ardından ülkesinden çok sayıda tır ve uçakla deprem bölgesine yardım gönderildiğini hatırlattı.
Yunan arama kurtarma ekiplerinin de enkaz altından 5 depremzedeyi sağ çıkardığını kaydeden Lazaris, ekiplerin büyük çaba gösterdiğini vurguladı.
Lazaris, öte yandan Yunanistan'dan Türkiye'ye başta tıbbi malzeme olmak üzere çok sayıda ilaç ve daha sonraki aşamada çadır ve battaniye geldiğini ifade etti.
Hangi binanın depreme daha dayanıklı olduğu konusunda yaygın bir yanılgının olduğuna dikkati çeken Lazaris, insanların "eski binaların daha dayanıklı olduğu" yanılgısına kapıldığına işaret etti.
Büyükelçi Lazaris, Yunan ekiplerinin, Hatay'daki çalışmalarda yeni binaların daha dirençli olduğunu bildirdiğini belirterek 1990'lı yıllardan itibaren yeni imar yönetmeliklerinin çıkmasının bununla bağlantılı olduğunu dile getirdi.
"İnşallah Türkiye kardeş ve dostlarının desteğiyle bundan daha güçlü çıkacak"
Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Ankara Büyükelçisi Said Sani ez-Zahiri de ilk depremin olduğu gece 3 uçağın kurtarma ekipleriyle bölgeye ulaştığını ifade ederek ekiplerin enkaz altındaki depremzedeleri kurtarmak için zamanla yarıştığını, bu nedenle çok ciddi baskı altında olduklarını söyledi.
Zahiri, öte yandan depremin hemen ardından BAE'den Türkiye'ye destek telefonları geldiğini hatırlatarak BAE Dışişleri ve Uluslararası İş Birliği Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan'ın da depremden 6 gün sonra bölgeye geldiğini anımsattı.
"Bence bu hayatımda gördüğüm en büyük, en şiddetli depremdi" diyen Zahiri, ülkesinin, "dost ülkelere ihtiyaç durumunda yardımcı olma ilkesini" yerine getirdiğini kaydetti.
Zahiri, bunun siyasetle ya da başka herhangi bir konuyla ilgili olmadığını belirterek"İnsan bizim için önemli. İnsanlığa saygı duyuyoruz, insanlığa saygı duyuyoruz." sözlerini sarf etti.
Bölgede halen BAE'nin bir sahra hastanesinin faaliyetine devam ettiğini aktaran Zahiri, "İnşallah Türkiye kardeş ve dostlarının desteğiyle (deprem felaketinden) daha güçlü çıkacak." ifadesini kullandı.
Büyükelçi Zahiri, depremlerin etkilerinin unutulmaması ve gelecek nesillerin bundan ders çıkarması amacıyla genç mühendis ve müteahhitlerin, depremin vurduğu şehirleri ziyaret etmesi ve kötü yapının insanlara neler yaptığını kendi gözleriyle görmesi gerektiği önerisinde bulundu.
Panel’de; afet, kriz ve risk iletişiminde yeni yönelimler ele alındı
Teksas Hristiyan Üniversitesinden Prof. Dr. Amiso George, kriz anlarında açık ve zamanlı bilginin hayata öneme sahip olduğunu söyledi.
Florida Merkez Üniveritesinden Prof. Dr. Timothy Sellnow'un moderatörlüğünde düzenlenen panelde konuşan George, 6 Şubat'ta Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye'den ve diğer ülkelerden gelen arama kurtarma ekiplerinin birlikte başarılı bir arama kurtarma çabası gösterdiğini belirtti.
Depremde hayatını kaybedenler için Türk halkına başsağlığı dileklerini dile getiren George, "Türkiye her zamankinden daha güçlü." dedi.
George, afet gibi durumlarda krizin boyutunu ölçmenin önemli olduğunu söyleyerek deprem gibi kriz anında iş birliğinin önemine dikkati çekti.
Kriz anlarında iletişimin ehemmiyetine ilişkin değerlendirmesinde George, "Araştırmalarımdan öğrendiğim ve hepimizin bildiği gibi kriz anlarında açık ve zamanlı bilgi hayati öneme sahip." diye konuştu.
Ilmenau Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Martin Löffelholz, yaşanan krizlerin ciddi şekilde değerlendirilmesinin bir sonraki olası krize hazırlık için önemli olduğuna vurgu yaptı.
Löffelholz, forumun önemine değinerek sistemli değerlendirmenin gelecekte başarılı bir kriz iletişimi açısından en önemli faktörlerden biri olduğunu dile getirdi.
Kriz anlarında ortada çok fazla bilgi dolaştığını anlatan Löffelholz, bu durumun kurumlara, ilk yardım ekiplerine ve medyaya zorluk yaşattığını kaydetti.
Löffelholz, tüm ülkelerin risk ve kriz iletişim araştırma merkezine sahip olması gerektiğine inandığını kaydetti.
The Resillence Advisors Network Driektörü Sjirk Meijer, afetlerin hayatının büyük bir parçası olduğunu ve Türkiye'de 6 Şubat'taki depremlerin etkilerini şahsen hissettiğini söyledi.
Meijer, kriz anlarında doğru iletişimin önemli olduğunun altını çizdi ve afetlere hazırlığın krizlerde toplum üzerindeki olumlu etkisine işaret etti.
Kriz anlarında ortaya çıkan yanlış bilgi ve yalan haberlere değinen Meijer, doğru gereçlere sahip olunması hâlinde yanlış bilgi ve yalan haberlerin önüne geçilebileceğini ifade etti.
Florida Merkez Üniveritesinden Prof. Dr. Deanna Sellnow, globalleşen dünyada iletişimin önemine değindi.
Sellnow, kriz ve afetlerde stratejik iletişimin uzun vadeli sürdürülebilir çözümü için herkesin duyulması ve değer verilmesi gerektiğine dikkati çekti.