Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı Dr. Çağatay Özdemir, Türkiye Hukuk ve Adalet Platformu’nun düzenlediği “İşgal Edilen Filistin Toprakları" konulu çevrimiçi konferansta bir konuşma gerçekleştirdi.
İsrail’in Filistin’deki işgal ve saldırılarında, yanında suç ortaklarının da olduğunu belirten Özdemir, bu suç ortaklığının sadece onay veya destekten kaynaklanmadığını, aynı zamanda adaletsizlik karşısında sessiz kalmaya da dayandığını ifade etti.
Tarafsızlık illüzyonu altında İsrail işgalinin sözcüsü gibi davranarak saldırıları meşrulaştırmaya çalışanlar olduğuna dikkati çeken Özdemir, İsrail ve destekçilerinin insanlık dışı saldırılar karşısında herhangi bir eleştiriyi anti-semitizm ile bir tuttuğunu söyledi.
“Cezasızlık İsrail’i yeni saldırılar için cesaretlendiriyor”
İsrail’in saldırılarının hiçbir şekilde meşru müdafaa olmadığını vurgulayan Özdemir, düzmece bir tarafsızlık çarpıtması altında “İsrail'in Filistinlilere misilleme yaptığı” anlatılırken, Filistinlileri evlerinden kovan aşırı sağcı işgalcilerden hiç söz edilmediğini dile getirdi.
İsrail’in Gazze'de Associated Press, El Cezire ve diğer medya kurumlarının bürolarının bulunduğu bir sivil binayı yıktığını hatırlatan Özdemir, “Bu, ifade özgürlüğünü ve bilgi edinme hakkını temel bir hak olarak tanımlayan, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 19. maddesinin ihlalidir. İsrail, gerçeği örtmek için temel özgürlükleri hedef alıyor. Medyanın özgürlüğü ve güvenliği aslında diğer tüm insan haklarının korunması için esastır.” diye konuştu.
“Gazeteciler de İsrail’in hedefinde”
İsrail’in 2012 yılı Kasım ayında da Gazze’de başka bir medya binasını ardı ardına iki gün bombaladığını aktaran Özdemir, “Hiçbir tepki verilmedi. Soruşturma açılmadı. Hesap sorulmadı. İsrail, uluslararası kamuoyunun bu tür saldırıları unutmaya meyilli olmasına güveniyor. Bu cezasızlık İsrail’in yeni saldırılar gerçekleştirmesini kolaylaştırıyor ve onu cesaretlendiriyor. Birçok gazeteci, sahada gelişmeleri takip etmeye çalışırken hayatını tehlikeye atıyor ve sıklıkla İsrail ordusunun hedefi haline geliyor. 2018 yılında, üzerlerinde ‘Basın’ yazılı yelekleri ve kaskları olmasına rağmen 2 gazeteci öldürüldü ve birçoğu yaralandı.” dedi.
“İsrail medyaya da savaş açtı”
İsrail’in medyaya da savaş açtığına dikkati çeken Özdemir, şunları kaydetti:
“İsrail güvenlik güçleri Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah’dan haber yapan gazetecileri defalarca hedef aldı. Bu medya kuruluşları arasında çalışanları tehdit edilen, dövülen ve plastik mermi ile vurulan TRT ve Anadolu Ajansı da yer alıyor. Aynı şekilde, serbest gazeteciler de korkunç koşullar altında çalışıyor. İsrail'in gazetecilerin Gazze'ye erişimini engellemeye devam ediyor. Bu, bilgileri gizli tutma girişimidir. Böylece dünyanın İsrail’in işlediği zulüm ve insanlık suçlarının öğrenilmesini engellemeye çalışıyorlar. Aynı zamanda İsrail halkı arasında radikalleşmiş bir taban inşa ediyorlar.”