İletişim Başkanı Duran’dan Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) değerlendirmesi

İletişim Başkanı Duran’dan Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) değerlendirmesi

İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, son yıllarda yürüttüğü çok boyutlu dış politika ve aktif diplomasi ile yalnızca bir bölgesel güç değil, aynı zamanda küresel ölçekte dengeleyici ve kolaylaştırıcı bir aktör olarak öne çıkmaktadır." dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, bu yıl beşincisi düzenlenecek Stratejik İletişim Zirvesi'ni (STRATCOM), AA Analiz için kaleme aldı.

İletişim Başkanı Duran, değerlendirmesinde şunları kaydetti:

“Bugün uluslararası sistem, yalnızca geçici türbülansların değil aynı zamanda köklü ve yapısal bir dönüşümün içinden geçmektedir. Art arda yaşanan bölgesel çatışmalar, derinleşen jeopolitik rekabet ve küresel yönetişim mekanizmalarının yetersizliği, mevcut düzenin artık sürdürülebilir olmadığını açıkça göstermektedir. Yaşanan kriz ve belirsizliklerin temelinde, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası sistemin hâkim paradigmasının, kurumlarının, mekanizmalarının ve normlarının günümüz dünyasının sorunlarını çözme noktasında yetersiz kalması, dahası mevcut sorun ve belirsizlikleri derinleştirmesine sebep olması yer almaktadır.

Nitekim bu gerçeklik, düzenin kurucuları konumundaki Batılı siyasetçiler ve entelijansiya tarafından uluslararası platformlarda da açıkça dile getirilmektedir. Bu platformlarda yalnızca krizler değil aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası sistemin norm üretme kapasitesi, temsil adaleti ve meşruiyeti de sorgulanmaktadır. Bununla beraber uluslararası sistemde yaşanan meşruiyet krizinin temelinde, temsil eksikliği ve adalet duygusunun zedelenmesi yatmaktadır.

"Stratejik iletişimin düzen kurucu ve istikrar sağlayıcı rolünü ele alacağız"

Öyle ki Batı dışı dünyanın sesinin yeterince duyulmadığı, uluslararası kurumların belirli güç merkezlerinin etkisi altında kaldığı yönündeki eleştiriler giderek daha geniş bir şekilde karşılık bulmaktadır. Küresel çapta artan adaletsizlik, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi problemler, devletlere ve kamu düzenine olan güveni sarsarak sosyal kırılganlıkları artırmakta, uluslararası düzenin meşruiyetinin geniş kitleler tarafından sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu durum, sadece siyasi bir tartışma değil; aynı zamanda iletişimsel bir kırılmadır. Çünkü sistemin kendisini anlatma ve kabul ettirme kapasitesi zayıflamaktadır. Bu nedenle 27-28 Mart tarihlerinde İstanbul'da düzenleyeceğimiz STRATCOM Zirvesi'nin ana temasını ‘Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı’ olarak belirledik. Bu çerçevede; küresel belirsizliklerin arttığı, yapısal çözünmelerin hızlandığı bir dönemde stratejik iletişimin düzen kurucu ve istikrar sağlayıcı rolünü ele alacağız.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ile başlayan İran'ın Körfez ülkelerine yönelik misillemeleriyle bölgesel bir savaşa dönüşen çatışmanın etkileri ve oluşturduğu yeni gerçeklikler, hiç şüphesiz bu yıl düzenleyeceğimiz STRATCOM Zirvesi'nin en önemli gündem maddelerinden birisi olacaktır.

Bölgemizdeki kritik altyapıların ve enerji tesislerinin doğrudan hedef alındığı bu savaş, küresel ölçekte çok boyutlu bir kriz dalgası yaratmıştır. Uluslararası güvenlik, enerji güvenliği, ticaret yolları, küresel lojistik ve tedarik zincirlerini derinden etkileyen kriz; uluslararası boyutta da yarattığı ayrışmalarla da uluslararası boyutta meşruiyetin üretimini tartışmaya açmıştır.

Yarattığı kırılmalarla 21. yüzyılın en önemli sınamalarından birisini oluşturan savaşın başlamasının ardından küresel çapta düzenlenen en büyük uluslararası zirve olma özelliğini taşıyan bu Zirve, krizin yol açtığı jeopolitik kırılmaların ve iletişim dünyası için yarattığı anlamların tartışılması için önemli bir etkileşim platformu sunmaktadır. Çatışma öncesinde ve süresince tanık olduğumuz dezenformasyon kampanyaları ve psikolojik harp taktikleri, stratejik iletişimin ulusal güvenlik çerçevesindeki önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu Zirve, savaşın uluslararası sistemde yarattığı derin fay hatlarının iletişim ve anlatı boyutunu ele almak adına oldukça önemlidir.

Bugün karşı karşıya olduğumuz mesele, sadece güç dengelerinin değişmesi değildir. Nitekim mesele küresel anlatıların, algıların ve bilginin üretim süreçlerinin de dönüşmesidir. Bu noktada stratejik iletişim, artık devletlerin dış politika setlerinin tamamlayıcı bir unsuru olmakla kalmayıp bizatihi merkezinde yer alan bir güç çarpanıdır. Hakikatin, dezenformasyonla gölgelendiği, bilginin hızla yayıldığı ancak güvenin aynı hızla aşındığı böylesi bir çağda, iletişim, yalnızca bir aktarım süreci değil bir meşruiyet inşası meselesidir aynı zamanda.

Öte yandan günümüzün dünyasının öne çıkan sorunları olan savaşlar, çatışmalar, düzensiz göç, gıda güvenliği, enerji arzı, iklim değişikliği ve dijital sahadaki dezenformasyonlar gibi çok boyutlu krizler, uluslararası iş birliğine ve güvene dayanan yeni bir iletişim anlayışının tesisini zorunlu kılmaktadır. Eski araç, yöntem ve kavramlar bu sorunları açıklamakta ve çözmekte yetersiz kalarak yeni krizlere zemin hazırlamaktadır. Bu noktada, insan onuru, ortak akıl ve küresel dayanışma kavramları çerçevesinde, şüphesiz adil, şeffaf ve kapsayıcı yeni bir iletişim dilinin ve güven ortamının tesis edilmesi gerekmektedir. İşte stratejik iletişim, tam da bu noktada devreye girmektedir.

"İhtiyacımız olan şey insan onurunu merkezine alan yeni bir iletişim ahlakıdır"

Bu zaviyeden bakıldığında stratejik iletişim, yalnızca bir araç değil aynı zamanda bir sorumluluktur. Daha adil, daha kapsayıcı ve daha dengeli bir uluslararası düzenin inşası, ancak doğru iletişim stratejileriyle mümkün olabilir. Bugün ihtiyacımız olan şey hızı değil hakikati, gücü değil adaleti, etkileşim sayısını değil insan onurunu merkezine alan yeni bir iletişim ahlakıdır. Türkiye olarak bizler, bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz. Öyle ki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ‘Dünya beşten büyüktür.’ yaklaşımı, aslında bu anlayışın en güçlü ifadesidir. Bu yaklaşım, sadece bir eleştiri değil; aynı zamanda alternatif bir küresel vizyonun da ifadesidir.

Türkiye, son yıllarda yürüttüğü çok boyutlu dış politika ve aktif diplomasi ile yalnızca bir bölgesel güç değil aynı zamanda küresel ölçekte dengeleyici ve kolaylaştırıcı bir aktör olarak öne çıkmaktadır. Küresel istikrarın çöktüğü, bölgemizin bir ateş çemberine dönüştüğü bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanımızın dış politika vizyonu ve lider diplomasisi, hayati öneme sahiptir. Rusya-Ukrayna savaşında tahıl koridoru anlaşması, Orta Doğu'da yürütülen temaslar ve Afrika'daki arabuluculuk girişimleri, Türkiye'nin barış ve istikrara yönelik somut katkılarının sadece birkaç örneğidir.

Türkiye'nin ara bulucu rolünü güçlü kılan en önemli unsur, taraflar arasında güven tesis edebilme kapasitesidir. Kutuplaşmanın derinleştiği bir uluslararası ortamda, farklı aktörlerle dengeli ilişkiler kurabilen ve tarafların hassasiyetlerini anlayabilen bir yaklaşım, son derece kıymetlidir. Türkiye, bu yaklaşımıyla sadece krizleri yönetmeye değil aynı zamanda krizlere kalıcı çözümler üretmeye odaklanmaktadır. Uluslararası düzenin meşruiyetinin sorgulandığı bir dönemde, Türkiye; ilhamını küresel vicdan ve adalet duygusundan alan insan odaklı dış politikasıyla uluslararası arenada düzen kurucu saygın bir aktör olarak öne çıkmaktadır.

Bu sorumluluğumuzdan hareketle Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak bizler, Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Daha Adil Bir Dünya Mümkün.’ çağrısından ilhamla bu dönüşüm sürecinde, Türkiye'nin sesini daha güçlü daha etkili ve daha doğru bir şekilde duyurmayı hedefliyoruz. Tam da bu anlayışla 5 yıl önce hayata geçirdiğimiz STRATCOM Zirvesi, bu vizyonun somut bir tezahürüdür. Amacımız, yalnızca Türkiye'nin perspektifini anlatmak değil; her alanda olduğu gibi iletişim alanında da üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirerek küresel ölçekte daha adil, şeffaf ve sorumlu bir iletişim ekosisteminin oluşmasına katkı sağlamaktır.

"Zirve ile amacımız, küresel sistemin geleceğine dair çok boyutlu bir istişare zemini oluşturmak"

STRATCOM Zirvesi, Türkiye'nin stratejik iletişim alanındaki vizyonunun ve kurumsal kapasitesinin bir yansımasıdır. STRATCOM, yalnızca bir zirve değil aynı zamanda Türkiye'nin küresel iletişim alanında geliştirdiği bir marka, bir düşünce platformu ve bir etkileşim zeminidir. 27-28 Mart tarihlerinde İstanbul'da düzenlenecek bu zirve ile amacımız, farklı coğrafyalardan liderleri, diplomatları, iletişim profesyonellerini, akademisyenleri ve kanaat önderlerini bir araya getirerek, küresel sistemin geleceğine dair çok boyutlu bir istişare zemini oluşturmaktır.

STRATCOM Zirvesi, bu çerçevede yalnızca mevcut sorunları tartışan bir platform olmakla kalmayıp aynı zamanda geleceğin iletişim paradigmasını şekillendirmeyi hedefleyen bir girişimdir. Zirvede ele alınacak başlıklar, küresel yönetişimden iklim diplomasisine, dijitalleşmeden kamuoyu yönetimine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Bu da bize şunu göstermektedir, yeni dönemde güç, yalnızca askerî ve ekonomik kapasiteyle değil aynı zamanda anlatı kurma, anlam üretme ve güven inşa etme becerisiyle tanımlanacaktır.

En nihayetinde dünya yeni bir eşikten geçmektedir. Bu eşikte, eski paradigmalar çözülürken yeni arayışlar güç kazanmaktadır. Türkiye, bu süreçte edilgen bir izleyici değil aktif bir kurucu aktör olma iradesini ortaya koymaktadır. STRATCOM Zirvesi, bu iradenin en somut göstergelerinden biridir. İnanıyoruz ki bu platform, yalnızca bugünün krizlerine ışık tutmakla kalmayacak; aynı zamanda yarının daha adil daha kapsayıcı ve daha dengeli uluslararası düzeninin inşasına da katkı sağlayacaktır.”