İletişim Başkanı Duran, Batı Platformu Programı‘nda konuştu

İletişim Başkanı Duran, Batı Platformu Programı‘nda konuştu

İletişim Başkanı Duran: "Şimdi dünyanın ana çerçevesi içerisinde Türkiye olarak biz ne yapmaya çalışıyoruz? Bir kere Türkiye'nin stratejik otonomisini güçlendirerek her alandaki kapasitesini geliştirerek savaşlara müdahil olmadan, taraf olmadan ülkenin çıkarlarına dayalı olarak gelen riskleri yönetip yeni fırsat alanlarını değerlendirmeye çalışıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul Aydın Üniversitesi'nde (İAÜ) düzenlenen Batı Platformu Programı'ndaki konuşmasında, eski dünyanın yerine yenisinin geldiğini ancak hâlâ kurulmadığını ve nasıl kurulacağına dair kaygıların olduğu bir dönemde bulunduklarını söyledi.

Yapay zekânın dünyayı nasıl etkileyeceğinin sıkça sorulduğu bir dönemde olduklarını kaydeden İletişim Başkanı Duran, "Bugün açısından baktığımızda ağırlıklı olarak teknoloji etrafındaki rekabetin, jeopolitik mücadelelerle şekilleneceği, diğer bölgelerin de bunun etrafında konumlanacağı bir yere doğru gidiyoruz." ifadelerini kullandı.

İletişim Başkanı Duran, çok kutuplu bir dünyaya gidildiğine işaret ederek "Bu çok kutuplu dünyanın da nasıl şekilleneceği henüz belli değil. Yani kutuplar nelerdir ve bunlar nasıl hizalanacak bu henüz belli değil. Ama herkes şu kanaatte ortaklaştı ki öyle tüm dünyayı kuşatacak olan bir liberal düzen kurulamıyor ve açıkçası bu düzenin ortaya koyduğu kurumlar da işlemiyor. Zaten adil bir şekilde kurulmamıştı." diye konuştu. İletişim Başkanı Duran, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanımızın çok net bir şekilde ifade ettiği o 'Dünya beşten büyüktür' ve 'Daha adil dünya mümkün' kavramlaştırmaları çerçevesinde BM'nin düştüğü durum... Böyle baktığımızda aslında bu düzenin tabutunun son çivisini de bence Gazze soykırımı çaktı. Batı'nın kendince dünyaya öğrettiği ya da yaydığı evrensel değerlerin, işlerine geldiğinde belli bir ülke için nasıl feda edilebileceğini, kendi kamuoylarından da büyük bir tepkiye rağmen ortaya koyuldu. Elbette adalet, insan hakları, özgürlük, eşitlik vesaire gibi kavramlar hâlâ çok değerli ama bunlar üzerine bir düzen kurduğunu iddia eden Batı hakimiyetindeki ülkelerin böyle bir meşruiyet zemini ortadan kalktı."

Türkiye'nin Batılılaşmak durumunda olmadığını söyleyen İletişim Başkanı Duran, "Biz burada kendimize özgü duruşumuzla modernliğe katkı vermek, modernliği üretmekle ilgili bir hamlenin içerisindeyiz." dedi.

"Avrupa, birtakım değerleri korumakta çok zorlanabileceği bir düzleme geçti"

İletişim Başkanı Duran, ABD ile Avrupa'nın ayrışmasında çok fazla boyut gördüklerini belirterek "İngiltere ile ABD arasında bile, o klasik ittifakın farklılaşmasını bugün yaşıyoruz. Avrupa'nın da kendi içinde çok dağınık olduğunu biliyoruz. Orada da aşırı sağın getirdiği meydan okuma, birtakım hükûmetleri yerinden etti. Gelecekte de ABD güvenlik şemsiyesine sahip olmayan Avrupa, o birtakım değerleri sadece Gazze soykırımında değil, diğer alanlarda da korumakta çok zorlanabileceği bir düzleme geçti." diye konuştu.

Türkiye'nin uzun bir süredir Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu perspektifle ve özellikle de 2016'dan sonra ortaya koyduğu dirençle krizlere daha alışık ve bunları göğüsleyebilecek bir ülke olarak öne çıktığının bilindiğini kaydeden İletişim Başkanı Duran, sözlerine şöyle devam etti:

"Gazze soykırımına, İsrail'in katliamlarına ve bölgesel yayılmacılığa karşı en net mesajı verenin Türkiye'nin olması ve bunun dünyada bir karşılığının olması, Türkiye'nin bu konuda aslında doğru bir yerde durduğunu ve ona göre hazırlıklar yaptığını da bize göstermekte. Şimdi dünyanın ana çerçevesi içerisinde Türkiye olarak biz ne yapmaya çalışıyoruz? Bir kere Türkiye'nin stratejik otonomisini güçlendirerek her alandaki kapasitesini geliştirerek savaşlara müdahil olmadan, taraf olmadan ülkenin çıkarlarına dayalı olarak gelen riskleri yönetip yeni fırsat alanlarını değerlendirmeye çalışıyoruz. Bunun yanı sıra Türkiye kendi etrafından başlayarak bölgesel düzenin önce kurulması ve daha sonra küresel düzene katkı vermek anlamında hem fikirler hem politikalar üretiyor. Cumhurbaşkanımızın ve çalıştırdığı ekibinin bütün ana gayesi ve mesaisi bunun etrafında şekilleniyor. Bu kolay bir şey değil."

İletişim Başkanı Duran, "bölgesel sahiplenme" diyerek bölgedeki ülkelerle birlikte bir şeyler yapmak istediklerini belirterek "İran Savaşı'ndan sonra, İran'la Körfez arasında çok ciddi bir sıkıntı ortaya çıktı. Savaşın hemen öncesinde Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında çok ciddi bir rekabet vardı. Bu ülkeleri bir araya getirmek çok zor ama artık şu görüldü ki İran'ın yaptığı müdahalelerle Amerikan üsleri Körfez ülkelerini koruyamıyor. Bu bize yeni bir güvenlik mimarisinin olması gerektiğini çok açık, net bir şekilde işaret ediyor. Ülkeler arasında ikili, üçlü, dörtlü mekanizmalarla bir bölgesel düzenin kurulması çabasını değerli kılıyor." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin ABD-İsrail-İran arasındaki savaşında ve Gazze soykırımında ortaya koyduğu performansın dünyada takdir ediliyor olmasının tesadüf olmadığını belirten İletişim Başkanı Duran, bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonu çerçevesinde ortaya konulan bir uygulama olduğunu söyledi.

"Konvansiyonel medyanın Türkiye'de bazı sorunları var"

İletişim Başkanı Duran, Türkiye'nin iletişim habitatında konvansiyonel bir dünyanın var olduğunu, bunun yanı sıra bir de dijital ve sosyal medya platformları denilen ikinci bir düzlemin bulunduğunu belirtti.

Sosyal medyanın ve dijital alanın giderek güçlendiğine vurgu yapan İletişim Başkanı Duran, "Konvansiyonel medyanın Türkiye'de bazı sorunları var. Özellikle medya gruplarının çok sayıda olması ve bunların finansal yeterliliklerinin sağlanabilmesi kolay değil. Daha da önemlisi konvansiyonel medyadan ilginin uzaklaşıyor olması... Henüz Türkiye'de bu tam gerçekleşmedi ve hâlâ konvansiyonel medya değerli ama gençler açısından baktığımızda başka platformları tercih etmeye başladıklarını görüyoruz. Televizyon ekranının daha az kullanıldığı bir yere gidiyor." dedi.

İletişim Başkanı Duran, temel yaklaşımlarının hakikatin bilinmesi olduğuna işaret ederek Türkiye'nin dünyada en fazla dezenformasyon saldırısına uğrayan ülkelerden biri olduğunu söyledi.

Yakın zamanda yapılan Siber Güvenlik Kurulu Toplantısı'nı anımsatan İletişim Başkanı Duran, "Şirketlerin datalarından, kişisel verilerden, devletin kritik kurumlarına kadar bütün hepsinin risk altında olduğu bir dünyadan bahsediyoruz. Kapasite geliştirme konusu hükûmetimizin en önemli gündem maddelerinden bir tanesi. Biz yapay zekâ başta olmak üzere ortaya çıkan diğer gelişmelerin getirdiği meydan okumaları görmek durumundayız. En basitinden İran'a yapılan saldırıların getirdiği dersler var. Teknolojinin özellikle siber alanda getirdiği, dijital alanda getirdiği meydan okumalar var." diye konuştu.

Toplantıya, Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, platform üyeleri ve farklı sektörlerden katılımcılar eşlik etti.

Öte yandan İletişim Başkanı Duran, NSosyal hesabından Batı Platformu Programı’nda yaptığı konuşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu bir mesaj yayımladı.

İletişim Başkanı Duran, yayımladığı mesajında şunları kaydetti:

“Bugün İstanbul Aydın Üniversitesi’nde düzenlenen Batı Platformu Programı’nda; küresel sistemde yaşanan dönüşümü, çok kutuplu dünya düzenini, bölgesel gelişmeleri, Gazze’de yaşanan insanlık dramını, dijital çağın ortaya çıkardığı yeni meydan okumaları ve Türkiye’nin stratejik yaklaşımını değerlendirme imkânı bulduk.

Dünya, eski dengelerin hızla değiştiği ve yeni uluslararası sistemin henüz tam anlamıyla şekillenmediği kritik bir süreçten geçiyor. Yapay zekâdan siber güvenliğe, veri güvenliğinden dijital teknolojilere kadar birçok başlık artık devletlerin güvenliğini, ekonomik kapasitesini ve küresel rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik alanlar hâline gelmiştir.

Türkiye olarak; stratejik otonomimizi güçlendirmeyi, her alandaki kapasitemizi artırmayı ve ülkemizi geleceğin dünyasına hazırlamayı temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Savunmadan teknolojiye, diplomasiden iletişime kadar birçok alanda daha güçlü daha dirençli ve daha bağımsız bir Türkiye hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Gazze’de yaşanan insanlık dramı ise mevcut uluslararası sistemin adalet, insan hakları ve evrensel değerler konusundaki samimiyetini bir kez daha sorgulatmıştır. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; mazlumların sesi olmaya ve vicdan temelinde güçlü bir duruş sergilemeye devam etmektedir. İsrail’in saldırıları ve bölgede artan gerilim karşısında en net ve ilkeli tavrı ortaya koyan ülkelerden biri olmamız, ülkemizin uluslararası alandaki etkinliğini ve güvenilirliğini göstermektedir.

Önümüzdeki süreçte de savaşların, krizlerin ve küresel belirsizliklerin arttığı bir ortamda; millî çıkarlarımız doğrultusunda riskleri yönetmeye, bölgemizde barış ve istikrarın güçlenmesine katkı sunmaya, dijital çağın getirdiği tehditlere karşı kapasitemizi artırarak siber güvenlikten iletişim alanına kadar her alanda güçlü bir hazırlık içerisinde olmaya devam edeceğiz.

Bu vesileyle programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese, katkı sunan kıymetli katılımcılara ve geleceğimizin teminatı gençlerimize teşekkür ediyorum.”