İletişim Başkanı Duran, “Asrın İnşası Güçlü Türkiye’nin İhya Vizyonu Paneli"nde konuştu

İletişim Başkanı Duran, “Asrın İnşası Güçlü Türkiye’nin İhya Vizyonu Paneli"nde konuştu

İletişim Başkanı Duran: "Biz bu felaketin üstesinden hem teknik kapasitemizle hem vicdanımızla hem de dayanışma gücümüzle geldik." dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığında düzenlenen "Asrın İnşası Güçlü Türkiye'nin İhya Vizyonu Paneli"nde yaptığı konuşmada, bugün, yaşadıkları o büyük imtihanın üzerinden geçen 3 yılın muhasebesini yapmak, afetlere karşı hafızaları diri tutmak ve Türkiye'nin geleceğine dair ortak perspektiflerini paylaşmak üzere bir araya geldiklerini belirtti.

Bu buluşmanın, yaşadıklarını unutmadan ileriye, geleceğe doğru yürüyebilmenin, acıyı geride bırakmadan umudu büyütebilmenin ifadesi olduğuna inandığını belirten İletişim Başkanı Duran, bundan tam 3 yıl önce 6 Şubat sabahı Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremle ülkenin tarihinin en ağır sınavlarından biriyle yüz yüze geldiğini anımsattı.

İletişim Başkanı Duran, bu büyük sınavın toplumun her kesimini derinden sarstığını ancak acıyla birlikte dayanışmayı, sabırla birlikte dirayeti de beraberinde getirdiğini ifade etti.

Asrın felaketi olarak niteledikleri sarsıntıların 11 ilde derin izler bıraktığını, 14 milyon vatandaşın hayatını doğrudan etkilediğini anlatan İletişim Başkanı Duran, "Depremler nedeniyle 53 binin üzerinde canımızı yitirdik. 107 bini aşkın kardeşimiz yaralandı. Bu vesileyle vefat eden vatandaşlarımıza bir kez daha yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet, makamları ali olsun. O yıkımı bizzat yaşayan, yakınlarını toprağa vermek zorunda kalan kardeşlerimize de sabır ve metanet diliyorum." diye konuştu.

"İlk andan itibaren devletimiz tüm imkânları ve birimleriyle sahaya indi"

İletişim Başkanı Duran, büyük felaketlerin yalnızca yıkımlar üretmediğini, bir milletin karakterini ve dayanışma ruhunu da bütün açıklığıyla görünür kıldığını dile getirdi. "6 Şubat sonrası süreç Türkiye için devlet ve millet dayanışmasının en güçlü şekilde tezahür ettiği bir diriliş hikâyesidir." ifadesini kullanan İletişim Başkanı Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nitekim ilk andan itibaren devletimiz tüm imkânları ve birimleriyle sahaya indi. Sivil toplum kuruluşlarımız hiçbir tereddüt göstermeden adanmışlık ruhuyla görevler üstlendi. Vatandaşlarımız sadece ellerindekiyle değil yürekleriyle duaları ve umutlarıyla yardıma koştular. Bir cana daha ulaşabilmek, bir enkazın başında daha umut yeşertebilmek, bir afetzedeye daha yalnız olmadığını hissettirebilmek için hep birlikte büyük bir gayret ortaya koyduk. Bu nedenle şunu söylemem gerekir. Biz bu felaketin üstesinden hem teknik kapasitemizle hem vicdanımızla hem de dayanışma gücümüzle geldik. Bu güçlü irade ve birlik ruhu, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde başlatılan geçici çözümlerle yetinmeyen kalıcı ve kapsayıcı bir yeniden inşa ve ihya süreciyle kurumsal çerçeveye kavuşturulmuştur."

"İnsan merkezli yaklaşım"

İletişim Başkanı Duran, Türkiye'nin bu süreçte milletin ve devletin el ele vermesiyle yapılamaz denileni yaptığını ve insan merkezli yaklaşımıyla da dünyaya yeni bir standart sunduğunu belirtti. Sürecin, yalnızca yıkılanların yerine yenilerini koyma çabası olmadığına dikkati çeken İletişim Başkanı Duran, şunları söyledi:

"Bu süreç, Sayın Cumhurbaşkanımızın her fırsatta altını çizdiği gibi hiçbir vatandaşı sahipsiz bırakmama anlayışının ve kimsesizlerin kimsesi olma sorumluluğunun hayata geçirilmesidir. 455 bin konutun vatandaşlarımıza teslim edilmesi bunun en önemli tezahürlerinden birisidir. İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz, bugün yepyeni standartlara, çehrelere kavuşmuştur. Tüm bunlar, fiziksel bir yapılanmayla sınırlı değildir. Sosyal adaletin, ekonomik direncin ve toplumsal iyileşmenin de yeniden tesisini ifade etmektedir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum, bölgede yapılan çalışmaları yakinen bilen, bu konuda çok önemli görevler üstlenen birisi olarak size kapsamlı şekilde meseleyi anlatacaktır."

Afet iletişimi

İletişim Başkanı Duran, afet ve sonrasındaki sürecin, gerçeği merkeze alan güçlü bir iletişim ortamının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini söyledi.

Sağlıklı bir iletişim ortamının tesisi için yoğun gayret sarf ettiklerini ve buna da devam ettiklerini anlatan İletişim Başkanı Duran, bu zorlu dönemde bir yandan depremzede vatandaşların yardımına koşarken diğer yandan gerçeği hedef alan, arama kurtarma çalışmalarını sekteye uğratmayı hedefleyen ve toplumsal huzuru zedelemeyi amaçlayan yoğun bir dezenformasyon kampanyasıyla süreciyle mücadele etmek zorunda kaldıklarını dile getirdi.

Sofistike iletişim araçlarının sunduğu imkânların ve beraberinde getirdiği zaafların istismar edildiği zorlu bir dönem yaşadıklarını vurgulayan İletişim Başkanı Duran, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yalanların, kurgulanmış içeriklerin ve çarpıtılmış bilgilerin özellikle kriz anlarında ne kadar hızlı yaygınlaşabildiğini ve etkide bulunabildiğini hep birlikte tecrübe ettik. Bu dönemde dezenformasyonun kimi zaman kasıtlı yönlendirmelerle kimi zaman da bilgi eksikliğinden kaynaklanan yanlış aktarımlarla yaygınlaştığına şahit olduk. Toplumun huzuruna kasteden, afet sahasında asayişi zedeleyen ve arama kurtarma faaliyetlerini sekteye uğratan bu yanıltıcı bilgilerle mücadele edilmesi son derece önemliydi. Bu çerçevede İletişim Başkanlığı olarak 200'e yakın dezenformatif içeriğe müdahale ettik ve doğrularını milletimizle paylaştık. Devletimizin ilgili kurumları ile koordineli şekilde kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için elimizden gelen çabayı gösterdik. Ayrıca milletimizin kesintisiz iletişimini sürdürebilmek adına CİMER Kriz İletişimi Stratejisini derhâl uygulamaya geçirdik. Bu çerçevede 6 Şubat sabahı saat 08.30 itibarıyla depremzede vatandaşlarımız için özel bir iletişim kanalı olarak CİMER Deprem Acil Uygulamasını kullanıma sunduk. Bu uygulamaya gelen toplam 1,7 milyon başvuru kapsamındaki her türlü talep ve ihtiyaçları kurumlarımızla eş güdüm içerisinde takibe uğraştık ve çözüme de kavuşturduk. CİMER Çağrı Merkezi üzerinden ise deprem sonrası 3 aylık süreçte 7/24 çalışma esasıyla 220 binin üzerinde çağrıyı cevapladık. Öte yandan bölgedeki gazetecilerin çalışmalarını kolaylaştırmak amacıyla basın merkezleri kurduk ve onların ihtiyaçlarını giderdik."

"Bu bizim insanımızın diriliş hikâyesidir, başarı hikâyesidir"

İletişim Başkanı Duran, uluslararası habercilere mihmandar olduklarını, her gün yayınladıkları Türkçe ve İngilizce bültenlerle bilgilendirmeler yaptıklarını ifade etti. 6 Şubat depremleri sonrası bölgede görev yapan 11 ülkeden 32 uluslararası gazetecinin geçen hafta yeniden bölgeye geldiğini, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum ile bir araya geldiğini anımsatan İletişim Başkanı Duran, depremin yıkımına da şahit olan bu basın mensuplarının 3 yılın ardından gerçekleşen büyük ihyayı gözlemleme, tanık olma imkânı bulduklarını aktardı.

Söz konusu programla 2024'ten bugüne kadar 26 ülkeden 366 gazetecinin Türkiye'nin yürüttüğü ihya ve inşa çalışmalarını yerinde görmesini sağladıklarını anlatan İletişim Başkanı Duran, "Bu bizim insanımızın diriliş hikâyesidir, başarı hikâyesidir ve tüm dünyanın da bunu alkışlaması yerindedir." diye konuştu.

"Asrın Felaketi’nin 3. Yılı, İnşa ve İhya Çalışmaları" kitabı

İletişim Başkanı Duran, afet sonrası dönemde yaptıkları yayınlar, düzenledikleri panel ve sempozyumlarla deprem bölgesindeki yoğun çalışmalardan kamuoyunun haberdar olmasını sağladıklarını belirtti.

"Bugün yeni çalışmaları olan Asrın Felaketi’nin 3. Yılı, İnşa ve İhya Çalışmaları" kitabını kamuoyunun dikkatine sunduklarını açıklayan İletişim Başkanı Duran, şunları kaydetti:

"Takdim yazısını, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın kaleme aldığı eserimizde, asrın felaketine dair ilk andan itibaren yürütülen çalışmalar yer almaktadır. Kitabın içeriğinde, dünyadaki büyük afetler ve 6 Şubat depremlerinin küresel etkileri değerlendirildi. Afete yönelik detaylı veriler, infografikler şeklinde de paylaşıldı. Bütün bunların yanı sıra afet sonrası yapılan çalışmalar, sağlık, eğitim, ekonomi, sosyal hizmetler ve iletişim gibi birçok başlık altında bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildi. Bu yönüyle kitabımız, dayanışma ruhuyla yürüttüğümüz inşa ve ihya tecrübesini kayıt altına alan ve gelecek nesillere de bunu anlatan bir başvuru eseri olmuştur. Öte yandan, panellerimizin başlıklarından birisi olan 'Afet Haberciliği, Haberi Felakete Dönüştürmeden Önleme Projesi'ne de değinmek isterim. Selçuk Üniversitesinin koordinasyonunda yürütülen ve kurumumuzun da ortaklarından olduğu bu proje kapsamında iletişim fakülteleri için uluslararası düzeyde geçerliliği olan afet haberciliği ders müfredatı ve medya profesyonelleri için eğitim rehberleri geliştirildi. Buradaki temel amaç, Allah korusun ama afetlerin yeniden geldiğinde habercilerin ne yapacaklarını şimdiden bilmeleri gerektiğiydi. Bu çalışmaların ülkemizde ve dünyada afet iletişimi konusunda farkındalığın artmasına ve bu meselede etiğin güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağı görüşündeyim."

İletişim Başkanı Duran, sağlıklı bir iletişim ortamının tesisinin afet zamanlarında daha önemli olduğunu, bu konunun başta İletişim Başkanlığı ve devletin ilgili kurumları olmak üzere medya camiasının, akademik dünyanın, sivil toplum kuruluşları ve bütün toplum kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Afet zamanlarında AFAD'ın çok değerli olduğunu, önemli işler yaptığını ama bütün vatandaşlar olarak sorumluluk üstlenmeleri gerektiğini dile getiren İletişim Başkanı Duran, büyük ihya sürecinde emeği geçen tüm kurumlara, sahada fedakârca çalışan kamu personeline, akademisyenlere, medya mensuplarına ve vatandaşlara şükranlarını sundu.

Öte yandan İletişim Başkanı Duran, NSosyal hesabından yayımladığı mesajla panele ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İletişim Başkanı Duran, açıklamasında şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak “Asrın İnşası: Güçlü Türkiye’nin İhya Vizyonu’ Panelimizi akademi, medya ve sivil toplum kuruluşlarımızın kıymetli temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirdik.

Bu buluşmanın, yaşadıklarımızı unutmadan geleceğe yürüyebilmenin, acıyı geride bırakmadan umudu büyütebilmenin bir ifadesi olduğuna inanıyorum.

Biz bu felaketin üstesinden teknik kapasitemizin yanı sıra, toplumsal vicdanımız ve dayanışma gücümüzle geldik. Bu güçlü irade ve birlik ruhu, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan; geçici çözümlerle yetinmeyen, kalıcı ve kapsayıcı bir yeniden inşa ve ihya süreciyle kurumsal çerçeveye kavuşturulmuştur.

Afet ve sonrasındaki süreç, gerçeği merkeze alan güçlü bir iletişim ortamının ne denli hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bizler de tam olarak böylesi sağlıklı bir iletişim ortamının tesisi için yoğun gayret sarf ettik, ediyoruz.

Bu zorlu dönemde, bir yandan depremzede vatandaşlarımızın yardımına koşarken yitirdiğimiz canlarımızın acısını yüreğimizde hissederken; diğer yandan gerçeği hedef alan, arama-kurtarma çalışmalarını sekteye uğratmayı hedefleyen ve toplumsal huzuru zedelemeyi amaçlayan yoğun bir dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldık.

Sofistike iletişim araçlarının sunduğu imkânların ve beraberinde getirdiği zaafların istismar edildiği zorlu bir süreç yaşadık.

Toplumun huzuruna kasteden, afet sahasında asayişi zedeleyen ve arama-kurtarma faaliyetlerini sekteye uğratan bu yanıltıcı bilgilerle mücadele edilmesi son derece önemliydi. Bu çerçevede, 200’e yakın dezenformatif içeriğe müdahale ettik, doğrusunu milletimizle paylaştık. Devletimizin ilgili kurumlarıyla koordineli şekilde kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine gayret ettik.

Özellikle afet zamanlarında sağlıklı bir iletişim ortamının tesisi, başta bizler ve devletimizin ilgili kurumları olmak üzere medya camiamızın, akademi dünyamızın, sivil toplum kuruluşlarımızın ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur.

Bugün, yeni çalışmamız olan ‘Asrın Felaketinin 3. Yılı: İnşa ve İhya Çalışmaları’ kitabımızı da milletimizin dikkatine sunuyoruz. Takdim yazısını Sayın Cumhurbaşkanımızın kaleme aldığı eserimizde, asrın felaketinin ilk anından itibaren yürütülen çalışmalar kapsamlı biçimde aktarılıyor. Kitabımızın içeriğinde, tarih boyunca dünyada yaşanan büyük afetler ele alınarak 6 Şubat depremlerinin küresel ölçekteki etkileri de değerlendiriliyor.

Panelimizi teşrif eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’a, kıymetli Bakan Yardımcılarımıza ve değerli misafirlerimize; panelimizin ve kitabımızın hazırlanmasında emeği geçen, katkı sunan herkese teşekkür ediyor; programımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

Bakan Kurum, "Asrın İnşası Güçlü Türkiye'nin İhya Vizyonu Paneli"nde konuştu

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Başkanlığımız tarafından düzenlenen "Asrın İnşası Güçlü Türkiye'nin İhya Vizyonu Paneli"nde yaptığı konuşmada, 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremlerden 11 ildeki 14 milyon kişinin doğrudan etkilendiğini belirtti.

Depremde 53 bin kişinin hayatını kaybettiğini, 100 binden fazla kişinin yaralandığını hatırlatan Bakan Kurum, binlerce binanın yıkıldığını, 104 milyar dolarlık doğrudan ekonomik kayıp yaşandığını söyledi.

Bakan Kurum, depremin yaşandığı zamanlar dünyada da bazı sorunlar yaşandığını ifade ederek "Ama biz bu karanlıktan çıkmasını bildik. Önce milletimiz bize inandı, biz de milletimizin desteğiyle gece, gündüz hiç durmadık. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir taraftan arkadaşlarımızla enkaz çalışmaları yürütürken bir yandan da kalıcı konutların yapımına başlamıştık." diye konuştu.

Depremin ardından 15'inci günde temelleri attıklarını, 45'inci günde ilk konutları teslim ettiklerini anımsatan Bakan Kurum, saatte 23, günde 550 konut ürettiklerini, bunun dünyada örneği olmadığını belirtti.

"Gelinen noktada 455 bin konutu alnımızın akıyla tamamladık. Dualarla desteklerle milletimizin bize olan o inancıyla el ele vererek hamdolsun bu konutları teslim ettik. Tüm bu süreçte hep aklımızda şu vardı. Bu şehirler ayağa kalkarsa Türkiye ayağa kalkar. Onun için 11 ilimiz hep önceliğimiz oldu." diyen Bakan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sadece konut olarak da bakmadık bu diriliş sürecine. Biz biliyoruz ki şehir, sadece insanın inşa ettiği bir mekân değildir. Şehir aynı zamanda insanı inşa eden bir yapıdır. Geçmişimizi taşır, bugünümüzü şekillendirir, yarınımıza da istikamet verir. Biz şehirleri bu anlayışla köklerini Türk-İslam medeniyetinden alan, insanı merkeze koyan bir tasavvurla inşa ederiz. Bizim şehir anlayışımızda insan vardır, ahlak vardır, komşuluk vardır, merhamet vardır. Bizim için şehir, insanın ruhunu yormayan, hayatını kolaylaştıran, dayanışmayı büyüten bir yaşam alanıdır. Camisiyle, çarşısıyla, okulu ve meydanıyla, insanı merkeze alan bir hayatın adıdır. 11 ilimizde de konutları inşa ederken yaşam alanları açtık. 'Şehirlerin kimliğidir' dedik, meydanlar inşa ettik."

"Türkiye, en zor gününde bile ayağa kalkmayı bilen bir ülkedir"

Bakan Kurum, Habib-i Neccar Camisi'ni, Tarihî Meclis Binası gibi birçok eseri, aslını hiç bozmadan ihya ettiklerini, A'dan Z'ye topyekûn bir şehircilik vizyonuyla hareket ettiklerini söyledi.

Üç yıl önce gördükleri tablonun, insanı çaresizliğe sürükleyecek kadar ağır olduğunu dile getiren Bakan Kurum, "Bugün gördüğümüz tablo ise şunu gösteriyor, eğer kararlı bir devlet aklı varsa, eğer milletine güvenen bir liderlik varsa en büyük yıkımlar bile yeniden hayata çevrilebilir. Biz hep birlikte bunu başardık. Biz zoru başardık. Devletiyle, milletiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin ne kadar güçlü bir devlet olduğunu tüm cihana bir kez daha kanıtladık." dedi.

6 Şubat'ta Osmaniye'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile "Türkiye'min Gücüne Bak" programının düzenlendiğini, bu gücün, sadece beton ve demirden ibaret olmadığını vurgulayan Bakan Kurum, "Bu güç, inançtır, kararlılıktır, dayanışmadır, istişaredir, millet-devlet birlikteliğidir. En zor gününde bile geri çekilmeyen bir iradenin adıdır. Bu manzaradan bakan herkes ister bu topraklardan olsun ister dünyanın öbür ucundan gelsin, aynı gerçeği görüyor. Türkiye, en zor gününde bile ayağa kalkmayı bilen bir ülkedir." diye konuştu.

"2 milyon vatandaşımızın gülen yüzleriyle cevap verdik"

Bakan Kurum, "asrın felaketi" sonrası, "asrın inşa" sürecinde de birçok zorlukla karşılaştıklarını ama kendilerini en çok yoran şeyin dezenformasyonlar olduğunu belirtti.

"Daha ilk gün, ilk saatlerde biz insanımıza buradaki gönüllü kardeşlerimizle, AFAD'ımızla, Kızılay'ımızla, arama kurtarma ekiplerimizle ulaşmaya çalışırken, tek bir canımızın daha hayatını nasıl kurtarabiliriz diye çalışırken onlar yalan haberleri yaymaya başladılar. 'Hükûmet bu enkazın altında kalır' diye ellerini ovuşturanlar yalanlarla korku pompaladılar." ifadelerini kullanan Bakan Kurum, yanlış bilgiler yayarak çalışmaların sabote edildiğini, acıyı kaosa dönüştürüp, toplumsal fay hatlarının harekete geçirilmeye çalışıldığını söyledi.

Kurum, "Maalesef, asrın felaketi gibi doğal bir depremi yıkılmış, dizleri üstüne çökmüş bir Türkiye felaketine, bir toplumsal felakete dönüştürmek istediler. Bir yandan ekip arkadaşlarımızla gece gündüz çalışmalarımızı sürdürürken bir yandan da İletişim Başkanlığımız ile bu yalanlara karşı mücadele ettik." dedi.

Gelinen noktada tüm bu yalanlara, iftiralara yanıtı dimdik ayakta duran 455 bin konutla verdiklerini, bunun kolay olmadığını vurgulayan Bakan Kurum, şöyle devam etti:

"11 ilimizde imzasını attığımız meydanlarımız, çarşılarımız, tarihî eserlerimizle cevap verdik. Huzurla yuvalarına giren 2 milyon vatandaşımızın gülen yüzleriyle cevap verdik. Ama görüyoruz ki hiç mahcup olmuyorlar. Hâlâ da yalanlara devam ediyorlar. Çöp kutusu göndermekle övünüyorlar ama bizim bu kadar emekçiyle gece-gündüz çalıştığımız 455 bin konutu beğenmiyorlar.

Kendi de bal gibi biliyor afet konutlarında faiz olmadığını... Bugün bütün oradaki depremzede kardeşlerimize sorsanız, geçmişte yaşadığımız afetlerdeki vatandaşımıza gidip sorsanız faiz olmadığını hepsi size söyler. Ancak ısrarla, bile bile, milletimizin gözünün içine baka baka yalanını sürdürüyor. 'Tüm afetlerde olduğu gibi burada da konutlar faizsiz, sabit fiyatla olacak' diyoruz, anlatıyoruz, duyuyorlar ama devam ediyorlar. Güya sonra çıkacak 'Ben dedim de yaptılar.' diyecek. Kimse bunu yutmaz Özgür Bey. Milletin aklıyla oynamayın. Beceriksizliğinizi, millete ilgisizliğinizi bunlarla örtemezsiniz. Bizi 'enkazın altında kalacaklar' diye beklerken, bu enkazın altında siz kaldınız siz. Bu oyunlarınla da o enkazın altından çıkamayacaksınız. 11 ilde bir çivi çakmayan partinin genel başkanı olarak tarihe geçeceksiniz."

"Anadolu şaha kalkacaktır"

Bakan Kurum, 24 yıldır muhalefet partileri ne derse desin milletle beraber yol yürümeye devam ettiklerini söyledi.

"Onlar yalanlara, dezenformasyonlara devam etsinler. Bizim yanımıza gelen belediye başkanlarını tehdit ediyorlar, 'Niye gidiyorsunuz, niye bu çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorsunuz?' diyorlar" ifadesini kullanan Kurum, siyasi parti ayrımı gözetmeksizin her bir belediye başkanını dinlediklerini, taleplerini aldıklarını, millet için yapılması gereken ne varsa not edip bir bir hayata geçirdiklerini belirtti. Milletle el ele verip asrın inşasını gerçekleştirdiklerini ifade eden Bakan Kurum, şunları kaydetti:

"Bununla da gurur duyuyoruz milletimize bu hizmetleri kazandırdığımız için. İstiyoruz ki her yerde belediyelerimiz depremle, deprem dönüşümüyle mücadele etsin. 'Gelin hep birlikte elimizi, gövdemizi taşın altına koyalım.' diyoruz ve kendileri bize geldiğinde, bizimle bu konuları yürüttüğünde CHP'nin genel başkanı, 'Niye bakana teşekkür ediyorsunuz?' diye milletvekillerini, belediye başkanlarını azarlıyor. Böyle bir anlayış olabilir mi? Milletin geleceğiyle, milletin güveniyle, milletin huzuruyla alakalı bir konuda hep birlikte hareket etmek varken niye milletimizi ayrıştırmak, milletimizi yanlış ifadelerle kandırmak yoluna gidelim? Böyle bir siyaset olur mu?

Bakıyorsunuz 11 ilde, bir haftadır orada yatıp kalkıyor ve 11 ilde yapılan bu kadar eseri, hizmeti orada arama kurtarma ekibinden oradaki işçisine, mimarına mühendisine onların alın terine saygısızlık etmek dışında tek bir icraatı yok. Sizin de belediyeleriniz vardı, çıkıp bir ucundan da siz tutamaz mıydınız? Ulu Cami ortada, 'Ulu Cami'yi biz yapacağız' dediler hâlâ temel aşamasında. Eğer deprem bölgesi CHP'nin insafına kalsaydı bugün 11 ilimizin hepsi Ulu Cami gibi temel aşamasında olurdu. Biz milletimizi onların insafına terk etmedik."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Tek bir evsiz, tek bir yuvasız kardeşimiz kalmayacak" dediğini anımsatan Bakan Kurum, bu bakışla, bu anlayışla gecelerini gündüzlerine katarak çalıştıklarını söyledi.

Milletin destekleriyle dualarıyla 455 bin konutu tamamladıklarını dile getiren Bakan Kurum, "Bize 'şantiye şefi' dediler. 'Sen 11 ilin şantiye şefi misin?' dediler. 'Evet, şantiye şefiyiz, şeref duyuyoruz.' dedik. Çünkü ben 11 ilin kardeşi olmaktan, 11 ilin evladı olmaktan gurur duyacağım, bir nişan olarak bunu göğsümde taşıyacağım. Artık deprem konutlarının teslimiyle tüm Anadolu şaha kalkacaktır, tüm Anadolu bugün yeniden tarihi yazmaya başlayacaktır." dedi.

Bakan Kurum ve İletişim Başkanı Duran programdan önce "Asrın İnşası Fotoğraf Sergisi"ni gezdi.