İletişim Başkanı Altun, “Stratcom Afet İletişim Forumu"nda konuştu

İletişim Başkanı Altun, “Stratcom Afet İletişim Forumu"nda konuştu

İletişim Başkanı Altun: "Türkiye'nin büyümesi ve güçlenmesi yolunda son günlerde atılan devrim mahiyetindeki her bir adım için başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere emeği geçen herkese, bir Türk vatandaşı olarak şükranlarımı sunuyorum." dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İletişim Başkanlığında "Hazırlık, Müdahale ve İyileştirme" temasıyla düzenlenen "Stratcom Afet İletişim Forumu"na katıldı.

Forumun açılışında konuşan İletişim Başkanı Altun, forumda Türkiye'den ve dünyanın farklı ülkelerinden kamu, medya, akademi, sivil toplum ve özel sektörden stratejik iletişim ekosisteminin kıymetli paydaşlarıyla afet iletişimi alanına odaklanacaklarını bildirdi.

İletişim Başkanı Altun, panellerin yanı sıra "Afet İletişim Eğitimi" ve "Hackathon: Ulusal Afet İletişim Tatbikatı"nın da yer aldığı 5 günlük programla, ülkenin bu alandaki en kapsamlı etkinliğini gerçekleştirmiş olacaklarını, forumun Türkiye'de ve dünyada afet iletişimine önemli katkılar sunacağına inandığı söyledi.

Ülkede 6 Şubat'ta "asrın felaketi" olarak nitelenen eşi benzeri görülmemiş ve son derece yıkıcı depremlerin art arda yaşandığını, 11 ilde, 62 ilçede 14 milyon kişiyi etkileyen depremler sonucu 50 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini aktaran İletişim Başkanı Altun, depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, millete başsağlığı diledi.

"Devlet, ilk andan itibaren deprem bölgesindeki vatandaşların yanında oldu"

İletişim Başkanı Altun, devletin ilk andan itibaren tüm imkânlarıyla ve büyük bir koordinasyonla deprem bölgesindeki vatandaşların yanında olduğunu ifade ederek karşılaşılan felaketin büyüklüğü ve ağır kış şartları ilk anlarda müdahale ve yardım çalışmalarında zorluklar oluştursa da arama kurtarmadan barınmaya kadar tüm ihtiyaçların büyük gayretle karşılanmaya çalışıldığını ve karşılandığını belirtti.

Hızla bölgeye yönlendirilen 35 bin 250 arama kurtarma personelinin insanüstü çabaları sayesinde 100 bini aşkın kişinin enkazlardan kurtarıldığını ve diğer çalışmalar için 275 bini aşkın personelin sahada gece gündüz demeden çalıştığını aktaran İletişim Başkanı Altun, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımız, 319 bini 1 yıl içinde tamamlanmak üzere toplam 650 bin konut ve köy evinin inşa edileceği sözünü verdi. Şu an için 105 bini aşkın deprem konutu ve köy evinin inşa süreci başladı. Bunlardan yaklaşık 50 bininin de bilfiil temeli atıldı. Sayın Cumhurbaşkanımız Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Gaziantep, Kilis, Elazığ, Malatya, Şanlıurfa ve Diyarbakır'da inşa edilecek deprem konutlarının temel atma törenlerine bizzat iştirak etti. Hatta 1 yılı bile bulmadan 44 gün içinde yapımı tamamlanan ilk köy evlerinin teslimatlarını da bayramın ikinci günü Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat gerçekleştirdi."

"Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli'ni hayata geçirdik"

İletişim Başkanı Altun, "6 Şubat" tarihini, afetlere hazırlık ve müdahale hususunda bir milat olarak kabul ederek Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli'ni hayata geçirdiklerini ve son 20 yılda afetlere hazırlık ve müdahale anlamında geliştirdikleri güçlü kapasitenin daha ileri taşınması için gelecek dönemde de çalışmalara devam edeceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde inşa ettikleri "Türkiye İletişim Modeli"nin en önemli sütunlarından birinin de afet ve kriz iletişimi olduğuna işaret eden İletişim Başkanı Altun, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda uyguladığımız Türkiye Afet İletişimi Modeli'yle afetlere karşı hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerinde hakikat ve insan odaklı bir süreç yönetimini tahkim etmeye gayret ettik, gayret ediyoruz. Kahramanmaraş merkezli depremlerde de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak tüm kurum ve kuruluşlarla kesintisiz bir iletişim ve koordinasyon süreci içerisinde yer aldık. Kamuoyunun her türlü gelişmeye dair güncel bilgi ve duyurularla hızlı ve şeffaf bir şekilde teçhiz olunmasını temin ettik. Sosyal medyada tespit edilen arama kurtarma ihbarları ve diğer ihtiyaç duyurularının karşılanması için gerekli yönlendirmeleri yaptık. Yerli ve yabancı medya mensuplarının deprem bölgesindeki basın faaliyetlerini kolaylaştırıcı ve destekleyici imkânlar tahsis ettik. Umarım başarılı olmuşuzdur.

Başkanlığımız çatısı altında hizmet veren CİMER'e ve bütün iletişim platformlarımıza asrın felaketine ilişkin talep ve yoğun başvurular geldi. Bunu temin etmek için ilk gün itibarıyla 'Deprem Acil' butonunu ekledik. Buraya gelen 1 milyon 700 bini aşkın talebi 7/24 titizlikle inceledik, etkin ve hızlı bir şekilde taleplere karşılık vermeye çalıştık. Vatandaşlarımızın CİMER'e gönderdiği dayanışma mesajları da yine bu süreçte millet ve devlet olarak sergilediğimiz birlik ve beraberliğimizin nişanesi olarak kayıtlara geçti. Öte yandan, depreme müdahale sürecini akamete uğratabilecek niteliğe sahip sistematik yalan ve dezenformasyon kampanyalarına karşı da çok yoğun bir mücadele verdik."

Afet risklerine karşı bilgilendirmeye yönelik 12 yayın hazırlandı

İletişim Başkanı Altun, depremlerin ardından düzenledikleri "Asrın Dayanışması", "Evim Yuvan Olsun", "Türkiye Tek Yürek" ve "Seninleyiz Türkiye" kampanyalarıyla ulusal ve uluslararası ölçekte dayanışmayı ve duyarlılığı artırmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Türkiye Afet Risk Azaltma Planı kapsamında kamuoyunun risklere karşı bilgilendirilmesi ve hazırlanmasının önemine değinen İletişim Başkanı Altun, Başkanlığın son dönemde afet, risk, acil durum, hibrit tehditler, insani diplomasi, dezenformasyonla mücadele, afet haberciliği ve yeniçağın risklerine karşı hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerine odaklanan 12 yeni yayınının bulunduğunu hatırlattı.

"Yeni nesil yaklaşımlardan ilham alarak hazırladık"

İletişim Başkanı Altun, forum kapsamında "Afet İletişimi Eğitimi" ve "Hackathon Ulusal Afet İletişim Tatbikatı" düzenlediklerinin, yeni nesil yaklaşımlardan ilham alarak hazırladıkları bu etkinliklerin de afetlere hazırlık sürecine verdikleri önemin göstergesi olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

"Stratcom Afet İletişimi Forumu'nda, asrın felaketinde arama kurtarma çalışmalarında hayat kurtaran ulusal ve uluslararası ekiplerin tecrübe ve gözlemlerini dinleme imkânı bulacağız. Forum kapsamındaki panellerin, konuşmaların, yayınların, eğitim ve tatbikatların, kriz ve afet iletişimi ekosisteminin tüm paydaşlarına, bu alandaki teorik ve pratik çalışmalara katkıda bulunacağına inanıyoruz.

"Türkiye güçlendikçe afetlere hazırlık ve müdahale kapasitesi çok daha artacak"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının bundan sonra da iletişimin bütün alanlarında ulusal ve uluslararası iş birlikleri geliştirmeye, nitelikli projeler, çalışmalar ve işler üretmeye devam edeceğini bildiren İletişim Başkanı Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye büyüdükçe, Türkiye güçlendikçe afetlere hazırlık ve müdahale kapasitesi çok daha artacaktır. Bu vesileyle, Türkiye'nin büyümesi ve güçlenmesi yolunda son günlerde atılan devrim mahiyetindeki her bir adım için başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere emeği geçen herkese bir Türk vatandaşı olarak şükranlarımı sunuyorum."

"TCG Anadolu İzmir'e doğru yolda"

İletişim Başkanı Altun, Togg ve TCG Anadolu projelerinin hayırlı olmasını dileyerek "Vatandaşlarımızın yoğun ilgisini hepimiz görüyoruz. TCG Anadolu şimdi İzmir yolunda. Sayın Cumhurbaşkanımızla da paylaştım. On binlerce vatandaşımızın CİMER'e, TCG Anadolu'nun ziyaret sürelerinin uzatılması ve ülkemizin farklı bölgelerinde TCG Anadolu'nun ziyarete açılması için başvurusu oldu." dedi.

Geçen haftanın en önemli gelişmelerinden birinin de Karadeniz doğal gazının karaya çıkarılması olduğunu aktaran İletişim Başkanı Altun, "Sayın Cumhurbaşkanımız daha şimdiden keşiflerimizin ve yatırımlarımızın Türkiye Yüzyılı'nda vatandaşımıza daha çok yakışacağını somut bir şekilde göstermiş oldu." diye konuştu.

İletişim Başkanı Altun, yeni nesil Altay tankının, bu sabah ilk uçuşunu gerçekleştiren Hürjet'in, İstanbul Finans Merkezi'nin ve "Kentsel Dönüşümde Yarısı Bizden" projelerinin de hayırlı olmasını dileyerek şunları söyledi:

"Bütün bu adımlar insanımızın huzuru, refahı ve güvenliği içindir. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Bana soracak olsalar, 'Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın devlet yönetiminin ana şiarı nedir?' diye. Ben bu cümleyi söylerim, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'. Bu ifade, Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet yönetiminin merkezinde yer alan bir ifadedir. Bir diğer unsur da Cumhurbaşkanımızın adalet mücadelesi. Adalet mücadelesi Cumhurbaşkanımızın yönetim felsefesinin bir diğer ana kavramıdır."

Panelde, alanında uzman konuşmacılar söz aldı

Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, Kahramanmaraş merkezli depremlerin çok etkileşim sahibi sosyal medya hesaplarının kriz ortamlarında haber kaynağı olamayacağını gösterdiğini söyledi.

Panelde konuşan Karagöz, 6 Şubat saat 04.17'de yaşanan depremin ardından saat 05.00'e gelmeden Anadolu Ajansı’nın Ankara ve İstanbul bürolarından ekiplerin bölgeye gitmek üzere hazırlıklara başladığını anlattı.

Oluşturulan kriz masasında "bölgedeki gazetecilerin durumu" ve "bölgenin durumu" şeklinde çalışmaya başladıklarını ifade eden Karagöz, AA Antakya muhabiri Burak Milli'nin ailesiyle enkazda kalarak hayatını kaybettiğini hatırlattı, Milli ve ailesine Allah'tan rahmet diledi.

Bölgede çalışan diğer muhabirlerden de duruma ilişkin bilgi almanın pek mümkün olmadığını belirten Karagöz, diğer illerdeki yaklaşık 400 çalışanın bölgeye intikal ettirildiği bilgisini paylaşarak "Bu atmosferde yaklaşık 90 bin içerik ürettik ve içeriklerimiz tüm dünyada kullanıldı." dedi.

"Disiplinsiz bir iletişimci bir anda ortamdaki algıyı kötüye sevk edebiliyor"

İletişim araçlarının herkes tarafından erişilebilir olmasıyla bu alanda çok kolay bir noktaya gelindiğini ifade eden Karagöz, bu durumun normsuz, standartsız ve sorumsuz bir iletişimi ortaya çıkardığını söyledi.

Buna vatandaş gazeteciliği dendiğini dile getiren Karagöz, bunun da normal zamanda çok faydalanılan bir şey olarak adlandırılırken böyle hassas dönemlerde zararının faydasından çok olabildiğine işaret etti.

Karagöz, "Üretilen panik havası, gerçeklerin saptırılması, değiştirilmesi, yalanların üretilmesi, kötü niyetli insanların vatandaş gazeteciliği konsepti çerçevesinde hızlıca mobilize olması ortamı hızlıca panik havasına sürüklüyor. Burada kurumlarımız AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, enkaz başında canla başla çalışırken sorumsuz, normsuz, standartsız, disiplinsiz bir iletişimci bir anda ortamdaki algıyı kötüye sevk edebiliyor." diye konuştu.

Kriz gelişiminde en önemli hususun hemen iyiyi ortaya koymak değil, daha kötüye gitmesini engellemek olduğunu ifade eden Karagöz, yaşanan krizde Türkiye'nin bütün kurumlarıyla her gün bir önceki günden daha iyiye gittiğini söyledi.

"Krizi hep birlikte göğüsledik ve yönetmeye çalıştık"

AA'nın 17 farklı noktada aynı anda enkazdan canlı kurtarma hikayelerini verdiğini kaydeden Karagöz, şöyle devam etti:

"Enkazdan çıkan her can sadece o kişiyi ve o kişinin yakınlarını ilgilendirmiyor. O kişinin esasında sembolize ettiği şey topyekun krizle mücadeledir. 17 ayrı noktadan sürekli yayın yaparak kurtarma hikayelerini vermeye çalışmamız, sağlık ekiplerimize de, diğer kurtarma faaliyeti yürüten ekiplere de, dünyanın her yerinden gelip bu işin bir parçası olmak isteyen insanlara da moral oldu. Yani krizi hep birlikte göğüsledik ve yönetmeye çalıştık."

Böyle durumlarda dezenformasyonla mücadele için AA'da Teyit Hattı kurulduğunu, İletişim Başkanlığı bünyesinde de Dezenformasyonla Mücadele Birimi’nin çalıştığını aktaran Karagöz, "Bu deprem bize gösterdi ki çok etkileşim sahibi sosyal medya hesapları kriz ortamlarında asla haber kaynağı olamaz." dedi.

Milyonlarca takipçisi olan hesapların dezenformasyon ve yalan haber yayarak yüksek etkileşim alabildiğini ifade eden Karagöz, gerçekler ortaya çıkınca bazen özürle geçiştirildiğini bazense özür bile dilenmediğini söyledi.

TRT ve AA gibi kurumların İletişim Başkanlığı koordinasyonunda bölgeyi olduğu gibi Türkiye'ye ve dünyaya anlatmak ve bölgedeki arama kurtarma çalışmalarına katkı sağlamak için haber yaptığını dile getiren Karagöz, şunları kaydetti:

"6 Şubat depremlerinin iletişim çalıştayını yaparak bir kriz iletişim kültürünün sadece TRT, AA, İletişim Başkanlığı gibi kurumlarda değil, özel medya kurum ve kuruluşlarında da oluşmasını sağlamak zorundayız. Kriz durumlarındaki bu iletişim kültürü, sadece o kurumlarda da değil, ayrıca sosyal medya fenomeni olarak ifade edilen kişiler tarafından da sahiplenilmeli."

"Elimizdeki her şeyi kullandık"

Panelde konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci de yaşanan deprem felaketinin ilk saatlerinden itibaren bakanlık olarak aldıkları tedbirleri, yaptıkları çalışmaları anlattı.

Deprem bölgesindeki hastaların tahliyeleri, hastaların takibinin sağlanması ve sahra hastanelerinin kurulmasına ilişkin verileri paylaşan Birinci, mobil eczaneler kurulduğunu ve salgın ile yeni acil durumların ortaya çıkmasını önlemek için tedbir aldıklarını dile getirdi.

"Elimizdeki her şeyi kullandık" diyen Birinci, "Yatak kapasitemizin yüzde 21'i kullanılamaz hale geldi deprem bölgesinde. Yüzde 43'ünü psikolojik sebeplerle kullanamadık. Bina sağlam olduğu halde çatlaklar personelimizi tedirgin etti artçı sarsıntılar sırasında. Afetzedelere 2,5 milyon muayene yaptık. Sadece 89 bin hastayı evinde ziyaret ettik köylerde." dedi.

"İnşa faaliyetleri eş zamanlı devam ediyor"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank da depremlerin ardından 7 binin üzerinde mühendis ve mimarla 11 ilde hasar tespiti yaptıklarını belirtti.

Bu kapsamda 2 milyon 193 bin 209 binanın 311 bin 196'sının acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğunun tespit edildiğini aktaran Varank, Ulusal Risk Kalkanı Modeli'yle deprem bölgesinin yeniden inşası ve ihyası için çalışıldığını söyledi.

Varank, depremden etkilenen 11 ilde yapılacak ilk konutların temelinin atıldığını ve inşası tamamlanan köy evlerinin hak sahiplerine Ramazan Bayramı'nın ikinci günü teslim edildiğini hatırlatarak, "Diğerleri de belli süreçlerde devam ediyor. Önümüzdeki Kurban Bayramı'nda temelini attığımız birçok evi bitirmiş olacağız. Şu anda sahada 14 bin köy konutunun inşa faaliyetleri eş zamanlı devam ediyor." dedi.

Çekiçle hasar tespit çalışması yapılması

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından sosyal medyada, "çekiçle hasar tespit yapılması"na ilişkin videonun paylaşıldığını anımsatan Varank, şu ifadeleri kullandı:

"Çekiç deprem hasarında, hasar tespiti yaparken kullanılan tek alet aslında. Ulusal literatürde de deprem hasarı bu şekilde tespit ediliyor. Bu çekiç, duvardan ses gelmesi için vurulan bir alet değil. Depremdeki hasarların şekilleri var. Bir kiriş-kolon birleşmesindeki çatlağın nereden ve nasıl olduğu, bu hasarın derecesiyle ilgili bir kanaati var. Elleriyle yapamayacakları için ve çok büyük bir aleti de yanlarında taşıyamayacakları için bu, dünyanın her yerinde kullanılan basit bir çekiç ama işe yarıyor. Siz oradaki sıvaları ya da kaplamayı kaldırarak, sökerek, kirişteki ya da kolondaki çatlağın yerini, büyüklüğünü tespit etmiş oluyorsunuz. Bu tespit ettiğiniz büyüklük, o binanın ağır hasarlı, az hasarlı ya da orta hasarlı olduğunu gösterir. Mühendisler gittiğinde bunları tespit ediyor, fotoğraflıyor."

"Vatandaşlar afet anında sağlıklı ve doğru bilgiye ihtiyaç duyuyor"

AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Orhan Tatar da 6 Şubat'ta 9 saat arayla yaşanan iki büyük depremin yaklaşık 450 kilometre uzunluğunda yüzey kırığı meydana getirdiğini, 120 bin kilometre alanı ve yaklaşık 15 milyon kişiyi etkilediğini söyledi.

Türkiye Afet Müdahale Planı'nın (TAMP) çok önemli olduğunu ve bu kapsamda depremin ardından AFAD Koordinasyon Merkezi'nde büyük bir dayanışmanın sergilendiğini aktaran Tatar, arama kurtarma ekiplerinin yaklaşık 38 bin civarındaki enkazda eş zamanlı faaliyet yürüttüğünü ve 3 milyonun üzerinde kişinin deprem bölgesinden tahliye edildiğini söyledi.

Tatar, "Kentlerimizi muhakkak afetlere karşı dirençli hale getirmek zorundayız. Bir deprem olduğunda, bunun bir afete dönüşmeden binalarımızın ayakta kalabilmesini sağlamak durumundayız. Bunun için de binaları dönüştürmek durumundayız." ifadelerini kullandı.

Depremlerin ardından kendilerini en çok zorlayan konuların başında dezenformasyon ve bilgi kirliliğinin geldiğini bildiren Tatar, şunları kaydetti:

"Vatandaşın bu tür afet anlarında en çok ihtiyaç duyduğu şey sağlıklı ve doğru bir bilgi. Bu bilgiyi alabildiği takdirde rahatlıyor. Bunu çok net görebildik. Ama ne yazık ki yanardağ patlamasından tutun barajların patlamasına birçok şeyle de biz uğraştık. Bunlarla ilgili sürekli kamuoyuna doğru bilgi vermek durumunda kaldık. Bu anlamda iletişim son derece büyük önem taşıyor. TAMP'ın en önemli paydaşlarından biri olan İletişim Başkanlığı ve Başkanlığın elemanlarına teşekkür ediyorum."