Başkanlığımızca İstanbul'da düzenlenen "Gazze Savaşı'nda Medyanın Hakikat Mücadelesi: Şiddet, Dezenformasyon, Sansür Sempozyumu" ikinci gününde devam ediyor.
Taksim'deki bir otelde dün başlayan ve açılış konuşmasını Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile Filistin'in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa'nın yaptığı sempozyumda, basın mensuplarının Gazze savaşındaki hakikat mücadelesi, doğru bilgiye erişim ile gazeteci güvenliği değerlendirilirken, bu konularda uluslararası medyanın rolü ele alınıyor.
Birçok ülkeden uluslararası medya mensuplarının konuşmacı olduğu sempozyumda, dezenformasyonla küresel mücadelenin önemi de vurgulanıyor.
İlk gününde gerçekleşen oturumlarda "Çatışma Alanlarında Gazeteci Güvenliği ile Gazetecilere Yönelik Baskı ve Sindirme Girişimleri", "İsrail-Filistin Çatışmasında Uluslararası Medyanın Rolü: Taraflılık, Manipülasyon ve Sansür" ile "Dijital Medyanın İllüzyonist Yüzü: Filistin Davasına Bakış" başlıklarının konuşulduğu sempozyumun bugünkü oturumlarında "Hakikate Yönelik Baskı ve Sindirme: Dezenformasyonla Küresel Mücadele" ile "Küresel Kamuoyu ve Sivil Toplum: Medyanın Kitleleri Harekete Geçirme Gücü" konuluları ele alınacak.
Sempozyum, uluslararası basın ve katılımcılara yönelik "Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi" gezisiyle bugün sona erecek.
"Hakikate Yönelik Baskı ve Sindirme: Dezenformasyonla Küresel Mücadele" oturumu
"Gazze Savaşı'nda Medyanın Hakikat Mücadelesi: Şiddet, Dezenformasyon, Sansür" sempozyumunun "Hakikate Yönelik Baskı ve Sindirme: Dezenformasyonla Küresel Mücadele" oturumu yapıldı.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Elif Emre Kaya moderatörlüğündeki oturuma Uluslararası Politikalar Araştırma Merkezi (CeSPI) Türkiye Gözlem Merkezi Koordinatörü Valeria Giannotta, Al Hiwar TV Sunucusu Azzam Tamimi, Hemen Anlat Platformu Yayın Yönetmeni Murat Soydan ve Araştırmacı Gazetecilik için Arap Muhabirler (ARIJ) Genel Müdürü Rawan Damen konuşmacı olarak katıldı.
CeSPI Türkiye Gözlem Merkezi Koordinatörü Giannotta, Batı ve uluslararası toplumda özellikle ana akım medyada dezenformasyon, sahte bilgiler ve çifte standardın artmaya devam ettiğini belirterek, bunun herkes için temel tehdit olduğunu söyledi.
Sahada çalışan pek çok gazetecinin hedef hâline geldiğine dikkati çeken Giannotta, "İsrail'in kasten saldırdığı gazeteciler de var. 120 gazetecinin de sadece profesyonel, profesyonel etiğe uygun davrandıkları için hayatlarını kaybettiklerini biliyoruz." ifadelerini kullandı.
Giannotta, "Küresel ortamda Türkiye çok önemli rol oynuyor." diyerek Türkiye'nin coğrafi gerekliliklerinin büyük ölçüde farkında olduğunu ve farkındalık oluşturmaya çalıştığını belirtti.
Barış ve istikrar için Türkiye'nin sesini yükselttiğini dile getiren Giannotta, Anadolu Ajansı (AA) ve TRT'nin de Gazze'den sürekli son dakika haberlerini ve işlenen insanlık suçlarını aktardığını söyledi. Giannotta, BM sisteminin reforme edilmesi gerektiğinin altını çizerek "Türk halkı, bütün insanlar, Filistin'in, Gazzeliler’in davasını savunuyor." dedi.
"İsrail, apartheid madalyonunun diğer yüzüdür"
Al Hiwar TV Sunucusu Tamimi de gazetecilik standartları ve kurallarının Gazze'de uygulanmadığına dikkati çekti. Tamimi, "(Bu kurallar) Avrupa ulus devletlerinin sınırlarında yaşayan insanlar için geçerli ama bu sınırların dışında yaşayanlara bu standartlar uygulanmıyor. Bunu Gazze meselesiyle birlikte görmüş olduk." değerlendirmesini yaptı.
"Hamas tarafından 40 bebeğin kafasının kesildiği" ve "insanlara tecavüz edildiği" şeklindeki yalan haberlerin ortaya atıldığını söyleyen Tamimi, "Ama bu standartlar, bu haberler yayılırken uygulanmadı. Kimse umursamadı standartlar uygulanıyor mu, uygulanmıyor mu diye." ifadelerini kullandı.
Gazze meselesinde çifte standardın daha çok ortaya çıktığına dikkati çeken Tamimi, bunun temelinde ırkçılığın yattığını dile getirdi. Tamimi, "İsrail, apartheid madalyonunun diğer yüzüdür. Diğerini tam insanmış gibi görmüyor, karşısındakileri, Filistinliler’i. Onların topraklarını alabilir, çocuklarını öldürebilir, işkence edebilir. Zulüm uygulayabilir. Neden? Çünkü 'İnsan hakları yok' diye düşünüyor. Barışın sağlanması için siyonizmin ortadan kalkması lazım. Siyonizm, faşizm gibi, apartheid gibi bir şey." değerlendirmesinde bulundu.
"Dezenformasyon, toplumlar için bir yılanın zehri gibi"
Hemen Anlat Platformu Yayın Yönetmeni Soydan, yalanın çok daha cezbedici ve bu nedenle daha fazla dikkat çekici olduğunu belirtti. Dezenformasyonun tehlikesine dikkati çeken Soydan, "Dezenformasyon da toplumlar için bir yılanın zehri gibi. Bir yalan çıkıyor, 'Tamam' diyoruz, doğrusunu verdik geçtik. Bir yalan daha çıkıyor, 'Tamam' diyoruz, doğrusunu verdik geçtik ama aslında bu, bir zehir gibi kanı dolduruyor ve bütün bünyeyi sarıyor." görüşünü paylaştı. Soydan, hakikatin sürekli vurgulanması gerektiğini belirterek, yalanın propagandası nasıl yapılıyorsa gerçeğin propagandasının sürekliliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı.
ARIJ Genel Müdürü Damen de İsrail'in, Filistin'i yok etmeye ve Filistinli gazetecileri hedef almaya çalıştığını söyledi. Dezenformasyonla mücadeleye ve bilgilerin teyit edilmesine odaklandıklarını kaydeden Damen, kurdukları mekanizmayla Filistin ile ilgili tüm haberlerin teyidini yaptıklarını dile getirdi. Teyidini sağladıkları bazı haberlerden örnekler paylaşan Damen, Türkiye'deki teyit platformuna da destek olduklarını belirtti. Damen, yapay zekayla oluşturulan birçok fotoğraf ve videonun bulunduğunu, inceledikten sonra bunların doğru olmadığını ortaya koyduklarını anlattı. Yapay zekayla oluşturulan videoların tehlikesine dikkati çeken Damen, bu konudaki uluslararası iş birliğinin önemini vurguladı.
“Küresel Kamuoyu ve Sivil Toplum: Medyanın Kitleleri Harekete Geçirme Gücü" oturumu
"Gazze Savaşı'nda Medyanın Hakikat Mücadelesi: Şiddet, Dezenformasyon, Sansür" sempozyumunun son oturumunda küresel kamuoyu ve sivil toplum ele alındı.
Moderatörlüğünü Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan'ın yaptığı "Küresel Kamuoyu ve Sivil Toplum: Medyanın Kitleleri Harekete Geçirme Gücü" başlıklı oturumda Avrupa Akdeniz İnsan Hakları Gözlem Merkezi Başkanı Ramy Abdu, doktor yazar Said Elhaj, aktivist ve avukat Fatima Mohammadi ile akademisyen Marria Giampaolo konuşmacı olarak yer aldı.
AA Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Özhan, oturumun açılışında medyanın kitleleri harekete geçirme gücünün özellikle Gazze meselesi bağlamında oldukça önemli olduğunu vurguladı. Özellikle çatışma zamanlarında medyanın çok daha önemli bir rol üstlendiğini kaydeden Özhan, sözü panelistlere bıraktı.
"İsrail, işlediği suçları örtbas etmeye çalışıyor"
Avrupa Akdeniz İnsan Hakları Gözlem Merkezi Başkanı Abdu, İsrail Gazze'de suç işlerken medyanın yaptıklarının daha büyük önem kazandığını dile getirdi. Abdu, medyanın öneminin farkında olan İsrail'in Gazze'ye gazetecilerin girişini engellediğini, sistematik şekilde onları hedef aldığını, basın merkezlerini yıktığını, kendilerini ve ailelerini katlettiğini, internet ve iletişimi kestiğini hatırlattı.
İsrail'in suçları işlemeden önce temel hazırladığını belirten Abdu, Şifa Hastanesi'nin bombalanmasını örnek göstererek İsrail'in hastanede Hamas'ın karargahının olduğu yalanını servis ettiğini, kamuoyunu bu şekilde iknaya çalıştığını dile getirdi. Abdu, "İsrail, işlediği suçları örtbas etmeye çalışıyor, Filistin'in anlatısını örtbas etmeye çalışıyor." dedi.
"İsrail, daha kurulmadan kendisine bir dokunulmazlık inşa etti"
Doktor yazar Elhaj, İsrail vatandaşlığından feragat eden ve daha sonra İsrail eleştirisiyle iyi bilinen ünlü tarihçi Ilan Pappe'nin İsrail Fikri kitabında çok önemli bir anekdot anlattığını söyledi. Elhaj, sözlerini şöyle sürdürdü:
"1937'de daha sözde İsrail devleti kurulmadan siyonist çetelerin Filistinlileri hedef aldığı bir dönemde uluslararası bir araştırma komitesi Filistin'e gelecek. Ben Gurion, bir tarihçiye gidiyor ve diyor ki: '2 hafta sonra bir komite gelecek, biz bu 2 hafta içerisinde Yahudiler’in yüzlerce yıldır bu topraklarda olduğunu ve bu toprakların bizim hakkımız olduğunu ispatlayabilir miyiz?' Tarihçi, 'Tarihî perspektiften çok zor, 10 yıl alabilir.' diyor. Ben Gurion diyor ki: 'Anlamıyorsun, komite 2 hafta içerisinde gelecek, 2 hafta içerisinde bu tespiti yap, önümüzdeki 10 yıl içinde ispatlarsın.' Bu anekdot bize çok şey anlatıyor, İsrail daha kurulmadan kendisine bir dokunulmazlık inşa etti."
İsrail'in bu dokunulmazlığı hurafeler ve efsanelerle süslediğini kaydeden Elhaj, "'Halksız topraklara toprağı olmayan halkı getirdik' efsanesi, Arz-ı Mev'ud (vaadedilmiş topraklar) efsanesi, yenilmeyen ordu, bu bölgenin tek demokrasisi, Batı'nın bu bölgede temsilcisi gibi propagandalarla kendisini Batı'da dokunulmaz bir hale getirdi." dedi. Elhaj, İsrail'i eleştirenlerin antisemitik diye damgalandığını söyledi.
7 Ekim'den itibaren yaşanan savaşın çok farklı boyutlarının bulunduğuna dikkati çeken Elhaj, bu savaşın sadece meydanda yaşanmadığını, başta medya olmak üzere birçok platformda sürdüğünü belirtti. Elhaj, dünyada Filistin'i destekleyen anlatılar sayesinde uluslararası kamuoyunda desteğin arttığını ve kitlelerin harekete geçtiğini dile getirdi. Filistin meselesine mevsimsel değil sürekli destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Elhaj, "Filistinliler’i sadece mazlum, öldürülen, kurban olduklarında değil de haklarını savundukları, inisiyatif aldıkları zaman da destekleyelim." dedi. Elhaj, gündemi İsrail'in belirlemesine izin verilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
"Filistinli toplumun ve müttefiklerinin güçlendirilmesi oldukça önemli"
Aktivist ve avukat Mohammadi, ABD'de çok sorunlu bir bakış açısının olduğunu söyledi. Yaşananlar hakkındaki bakış açısının dünya çapında değişme aşamasında olduğunu anlatan Mohammadi, "Bu büyük değişim, sahada bir eylemi harekete geçirmezse bize bir fayda sağlamayacak. Eğer hükûmetler, halklarının görüşlerini savunmazsa bir işe yaramayacak çünkü temsili bir demokraside olması gereken budur." ifadelerini kullandı.
Mohammadi, ABD de dâhil Batı dünyasında çok büyük katılımlı protestoların yapıldığını hatırlattı. Filistin halkının direnişi sayesinde dünyada Filistin meselesine ilginin arttığını belirten Mohammadi, bu çerçevede yaptıkları çalışmaları ve eğitim faaliyetlerini anlattı. Mohammadi, "Nehirden denize özgür Filistin'in sağlanması için Filistinli toplumun ve müttefiklerinin güçlendirilmesi oldukça önemli." dedi.
"Filistinliler, yaratıcı bir zihinle hareket ettiler ve çok başarılı oldular"
Akademisyen Giampaolo, konuşmasına Arapça, "1948'den bu yana direniş gösteren bütün Filistin halkına selam olsun." diyerek başladı. Filistinliler’in sansürü ortadan kaldırmak ve davalarını duyurmak için çok fazla metot kullandığını kaydeden Giampaolo, Birinci İntifada'da bildirilerin insanları harekete geçirmek için çok önemli rol oynadığını, Filistin bayrağının yasaklandığı dönemde "karpuz"un sembol olarak kullanılmaya başlandığını ve bugün bu sembolün her yerde görülebildiğini anlattı.
Giampaolo, son dönemde ise dijital ve sosyal medyanın Filistin davasının anlatılması için yoğun şekilde kullanıldığını söyledi. Karşı anlatıların oluşturulmasının çok önemli olduğunun altını çizen Giampaolo, "Sosyal medya, karşı anlatılar oluşturabileceğimiz bir alan. Mesela karpuzun görselinin yaygınlaştırılması gibi örneklerle karşılaşabiliyoruz." dedi. Giampaolo, "Filistinliler, yaratıcı bir zihinle hareket ettiler ve çok başarılı oldular." değerlendirmesinde bulundu.
Oturumun ardından "Gazze Savaşı'nda Medyanın Hakikat Mücadelesi: Şiddet, Dezenformasyon, Sansür" sempozyumu sona erdi.