Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkiye S400 savunma sistemlerini alacaktır demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen grup toplantısında konuştu.

Türkiye'nin yaşadığı bunca sıkıntıya rağmen dimdik ayakta olduğunu belirten Erdoğan, bugüne kadar millete hep gelişme, büyüme, zenginlik, huzur, istikrar, aydınlık bir gelecek vadettiklerini ve bunu yaptıklarını ifade etti.

"Ankara'da da İstanbul'da da yanılmayalım, biz kaybetmedik, her iki yerde de biz kazandık." diyen Erdoğan, kendilerine verilen desteğin karşılığını hizmet, icraat olarak sunmakla mükellef olduklarını söyledi.

Erdoğan, hiçbir şeyin ve hiç kimsenin millete verdikleri sözleri yerine getirmelerinin önüne geçmesine müsaade etmeyeceklerini vurguladı.

Bu yılın başından şu ana kadar 2 bin teröristin etkisiz hale getirildiğini bildiren Erdoğan, teröristlerin kaçacak delik aradıklarını söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ama biz terörle bu mücadeleyi verirken daha önce yine silahlı kuvvetlerin içerisinden gelmiş olan birileri de o sorumluluk mevkisinde olan birileri de bakıyorsunuz bu ülkedeki o milli ve yerli olmaktan uzak yapılarla oralara kendilerine göre sufle ediyorlar, bazı kendilerine göre bilgileri ve yapılan işlerin yanlış olduğuna varıncaya kadar. Öbür tarafta bakıyorsunuz şu anda yeni askerlik yasasıyla ilgili kendilerine göre bazı şeyleri söyleyip duruyorlar, yazıyorlar, çiziyorlar vesaire. Siz korkaksınız, korkak. Hiçbir zaman siz bu milletin askerinin şanına yakışır komuta kademesi olmadınız, olamadınız. Onların da üzerine gitmediniz, gidemediniz. Biz onlarla da çalıştık. Neler yaptıklarını gayet iyi biliyoruz. Ve şimdi sivil hayata döndükten sonra sağda solda yazıyorlar, çiziyorlar, çeşitli yerlere de çeşitli bilgiler kendilerine göre sızdırıyorlar. Biz abdestimiz var, onun için yaptığımıza da eminiz ve emin olarak da yolumuza devam ediyoruz."

Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetleri

Suriye meselesi, S-400 ve F-35 krizlerinden bunları ayrı düşünmemek gerektiğini ifade eden Erdoğan, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetleriyle ilgili gerilimin Türkiye'ye yönelik ekonomik tuzaklardan ayrı görülemeyeceğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu anda hidrokarbon arama olaylarında 4 tane gemiye sahip olduk. Bizde bundan önce böyle bir şey yoktu. Ama şimdi bizde hem arama hem sondaj 4 tane gemi kendimize ait. Bunlarla biz buralarda bu çalışmayı şimdi yürütüyoruz. Tarihimiz boyunca böyle bir şeye sahip değildik, yoktu ama şimdi var. Ve çalışmalarımızı Deniz Kuvvetlerimizin refakatinde bütün oradaki güvenliği her şeyi sağlamak suretiyle yürütüyoruz. İnşallah bir yerden çıkacak. Çıktığı anda da bizim Kuzey Kıbrıs'taki Türklerin oradaki haklarını, hukukunu da biz uluslararası deniz hukukuna dayalı olarak koruyacağız. Kimse de bize 'Niye bunu şöyle yaptınız, bunu böyle yaptınız?' diyemez. Adama sorarlar 'Senin burada ne işin var?' Biz garantör ülkeyiz. Garantör ülke olarak da biz oradaki bütün münhasır ekonomik bölgelerde haklarımız nelerse bu hakları sonuna kadar koruyacağız ve oradaki Türk kardeşlerimizin haklarını da kimseye yedirtmeyeceğiz, kusura bakmasınlar."

S-400 savunma sistemleri

Bazı hususları gayet açık ve net şekilde altını çizerek tekrarlamakta fayda gördüğünü belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bir, Türkiye S-400 savunma sistemlerini, bakınız alacaktır demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik. İnşallah önümüzdeki ay da bu sistemin ülkemize teslimi yapılacaktır. Bu sistem bir taarruz sistemi değildir, bir savunma sistemidir. Ben ülkemi savunmak için gerekli tedbirleri almayacak mıyım, bunun için birilerine mi soracağım? Tabii ki biz burada böyle bir savunma sistemi için Amerika'dan istedik mi, istedik. Sen verdin mi, vermedin. Ne dedin? 'Kongre müsaade etmiyor'. Değerli arkadaşlar Sayın Obama döneminden itibaren biz bu çalışmayı başlattık. Bize hep söyledikleri 'Kongre müsaade etmedi'. Kongre müsaade etmediyse biz de başımızın çaresine bakacağız. Ve ardından S-400 gündeme geldi. Gayet uygun fiyatlarla ve üstelik bir de uygun fiyatlarla olmanın yanında ortak üretime de geçebilme imkanlarını, onun sözünü de almak suretiyle biz sözleşmemizi imzaladık. Şimdi inşallah kısa zamanda da geliyor. Bu konuda bizimle iş birliği yapmak isteyen herkese kapımız açık. Biz buna rağmen ssyın Trump'a da 'Eğer siz de bize bu şartlarda verecekseniz, biz sizlerden de Patriot alırız.' dedik. Onu da söyledik ama onlar bize kalkıp da buna benzer şartları ileri sürerek 'evet' diyemediler."

F-35 projesi

İkinci olarak Türkiye'nin F-35 uçaklarının sadece müşterisi değil, aynı zamanda üretim ortağı olduğunun altını çizen Erdoğan, "Bugüne kadar bir milyar 250 milyon dolar biz ödeme yaptık. F-35 projesinden hiçbir akılcı ve haklı dayanağı olmayan gerekçelerle dışlanmamızın hesabını tüm platformlarda soracağız. Şu anda yine arkadaşlarıma gerekli görevi verdim. Onlar da muhataplarıyla görüşmeleri yapıyorlar. Görüşmelerden sonra da gerekirse Başkan sayın Trump ile zaten ay sonu Japonya'da bir arada olacağız, orada zaten kendileriyle ayrıca görüşmemiz var. Orada da bu konuları inşallah karşılıklı görüşeceğiz ama biz tabii oraya gitmeden burada bu işi telefonlarla bir defa görüşelim, işi geldiği şu safhadan başladığımız noktaya geri çevirelim istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Tüm seçenekler masamızda olmaya devam edecektir"

Üçüncü olarak, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin hakkını, hukukunu, çıkarlarını gözetmeyen hiçbir adımın atılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Bu konuda tüm seçenekler masamızda olmaya devam edecektir." dedi.

Erdoğan, altını çizmek istediği dördüncü hususla ilgili, "Suriye'de sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu Cerablus-Afrin hattında Kuzey Irak sahasında nasıl kırdıysak Fırat'ın doğusunda da aynı şekilde paramparça edeceğiz. Hep söylediğimiz gibi bir gece ansızın gelebiliriz." ifadelerini kullandı.

"Türkiye'ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananlar bu milleti hiç tanımamış"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

"Beş; Türkiye'ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananlar, açık konuşuyorum, bu milleti hiç tanımamış, hiç tanımamış demektir. Biz gerektiğinde 'Kan kusup, kızılcık şerbeti içtik.' diyen, gerektiğinde istiklali için canını ve malını ortaya koymaktan çekinmeyen bir milletin ta kendisiyiz. Bugün ayağımıza vurulmaya çalışılan ekonomik prangaları da inşallah en kısa sürede parçalayıp atacağız.

Altı; siyasi istikrarsızlık oluşturmak için çevrilen numaraların hepsinin de farkındayız ve bu tuzağa asla düşmeyeceğiz. Gerilim siyasetine asla tevessül etmeyecek, demokrasiden, milli iradenin üstünlüğünden taviz vermeden bu uzun ve ince yolu kat edeceğiz. Israrla ifade ettiğimiz gibi bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Hepsi de gayet açık olan bu mesajların muhataplarımız tarafından doğru şekilde anlaşılacağını ümit ediyorum. Bununla birlikte siyasi ve askeri bunca meselesinin alışılmış müttefiklik ilişkilerine, diplomatik teamüllere, karşılıklı çıkar ilişkilerine rağmen üst üste bindirilmesinin bilinçli bir politika olduğunu da biliyoruz. Açık konuşmak gerekirse, Türkiye bir yandan son bir asırdaki en büyük atılımlarını gerçekleştirirken diğer yandan da yine aynı dönemdeki en büyük çok yönlü kuşatmayla karşı karşıyadır. Allah'ın izniyle milletimizle kol kola, gönül gönüle vererek tüm bu meselelerin üstesinden gelebilecek güce, iradeye, kararlılığa sahibiz. Bunun için en önemli şart, AK Parti'nin kendi içinde sağlam durması, milletimizle olan gönül bağını güçlü tutması, hedeflerinden sapma göstermemesidir."

 "YPG ve PYD, PKK'nın uzantıları değil mi? Bunlara en büyük desteği veren kim? Bizim stratejik ortağımız..." ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye S-400 savunma sistemlerini alacaktır demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik. (S-400) Uygun fiyatla olmanın yanında ortak üretime de geçebilme sözünü alarak sözleşmemizi imzaladık. İnşallah kısa zamanda da geliyor. Türkiye F-35'lerin sadece müşterisi değil, aynı zamanda üretim ortağıdır. (F-35 projesi) Başkan Sayın Trump'la ay sonu Japonya'da bir arada olacağız, orada zaten kendileriyle ayrıca görüşmemiz var. Orada da bu konuları inşallah karşılıklı olarak görüşeceğiz. Suriye'de sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu, Cerablus-Afrin hattında, Kuzey Irak sahasında nasıl kırdıysak Fırat'ın doğusunda da aynı şekilde paramparça edeceğiz."

"4 gemiye sahip olduk"

"Bunların Türkiye'deki tek hedefleri nedir biliyor musunuz? Acaba AK Parti'yi biz iktidardan nasıl indirebiliriz? Dertleri bu ama indiremeyecekler. Buna güçleri yetmez." diyen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin hakkını, hukukunu, çıkarlarını gözetmeyen hiçbir adımın atılmasına izin vermeyeceğiz. Bu konuda tüm seçenekler masamızda olmaya devam edecektir. Şu anda hidrokarbon arama olaylarında 4 gemiye sahip olduk. Tarihimiz boyunca böyle bir şeye sahip değildik. Çalışmalarımızı Deniz Kuvvetlerimizin refakatinde, oralardaki güvenliği sağlamak suretiyle yürütüyoruz. Türkiye'ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananlar bu milleti hiç tanımamışlar. Biz gerektiğinde 'kan kusup kızılcık şerbeti içtik' diyen, gerektiğinde istiklali için canını ve malını ortaya koymaktan çekinmeyen bir milletin kendisiyiz. Bu yapıdan bir şeyler koparacağını zannedenler geçmişte de bu tür yollara başvurdular ama onlardan şu anda hiçbir şey kalmadı. Hepsi de gayet açık olan bu mesajların, muhataplarımız tarafından doğru bir şekilde anlaşılacağını ümit ediyorum."

"Yeni askerlik sistemi"

Yeni askerlik sistemine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yeni askerlik kanunuyla yükümlülerin yarıya yakını hemen terhis olacak, kalanları görevlerine devam edecektir. Yükümlü askerlikle ilgili sıkıntılar ve ihtiyaçlar varsa çözüm üretmek, ülkenin yöneticileri olarak bizim asli görevimizdir. Bu düzenleme bir yandan profesyonel askerliği yaygınlaştıracak, diğer yandan da bu ülkenin tüm evlatlarının temel askeri eğitimden geçmesini sağlayacak bir anlayışla hazırlanmıştır. (Yeni askerlik sistemi) Ne ülkemiz sınırları içinde ne de KKTC başta olmak üzere ülkemiz sınırları dışında hiçbir aksaklık yaşanmayacaktır. Altını çizerek ifade etmek istiyorum, yeni sistemle TSK'de zaafiyet oluşacağı iddialarının hiçbir temeli yoktur. Bugün toplamda 419 bin olan Türk Silahlı Kuvvetleri mevcudunun 200 bine yakını, yani yaklaşık yarısı subay, astsubay, yedek subay, uzman, sözleşmeli er ve erbaş kadrolarındaki muvazzaf personelden oluşmaktadır. Kritik görevlerde, özellikle terörle mücadelede vazife üstlenen tüm birliklerimiz muvazzaf askerlerden teşekkül etmektedir. Yedek subaylık ve iki yıllık yüksekokul mezunları için bu kanunla gündeme gelen yedek astsubaylık uygulamaları da personel ihtiyacının karşılanmasında önemli bir imkandır."

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için 4 yıllık, belediye başkanlığı seçimleri için ise 5 yıllık bir dönemin var olduğuna işaret ederek, "Bu süreler eksiklerimizi tamamlamaya, kırgınlıkları tamir etmeye, yeni bir sesle yeni bir solukla yeni bir anlayışla, yepyeni bir vizyonla ülkemizi 2023'e taşımaya yeterlidir." dedi.

"İşçi kıyımına başladılar"

Seçimden önce 'kimsenin aşıyla, işiyle uğraşmayacağız' diyenlerin, 31 Mart sonrası ilk işinin 14 binin üzerinde işçiye baskıyla sendika değiştirtmek olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bununla da yetinmeyip Türkiye'nin her yerinde işçi kıyımına başladılar. Güya adalet için yürüyen CHP Genel Başkanı, ekmeğinin peşindeki işçilerin feryatlarına kulaklarını tıkıyor, ayrımcılığa ses çıkarmıyor. Bireysel birtakım istisnalar dışında belediyecilik konusunda ülkemizin en kötü siciline sahip partisinin CHP olduğu gerçeği 31 Mart'ın ardından bir kez daha teyit edilmiştir. Suları akıtmaktan, sokakları temizlemekten, yatırım yapmaktan, sosyal belediyecilik hizmetleri geliştirmekten aciz bir zihniyetten başka da bir icraat beklemek mümkün değildir. CHP'nin belediyecilik karnesi 25 yıl önce de böyleydi, şimdi de aynı. Bu gidişle korkarım 25 yıl sonra da aynı kalacaktır. CHP adayı etrafında oluşturulan sahte imaj çemberi kırıldıkça İstanbul'a gerçekten kimin hizmet edebileceği, bu kadim şehri kimin temsil ehliyetine sahip olduğu daha iyi anlaşılıyor. Mızrak çuvala sığmamış, maskeli balo sona ermiş, takke düşmüş ve kel görünmüştür. Amaç milleti kazanmak değil de seçime kadar halkı aldatmak olunca sonuç da işte böyle tecelli ediyor."

Erdoğan, Yargı Reformu ile ilgili ilk paketi çalışma dönemi bitmeden Meclis'e getirmeyi planladıklarını dile getirerek, 31 Mart'taki hırsızlıkların tekrarını önlemek için de özel bir hazırlık içinde olduklarını söyledi.

İstanbul'da 23 Haziran'da gerçekleşecek büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerini hatırlatan Erdoğan, AK Partili milletvekilleri ile belediye başkanlarının tümünün seferberlik ilan ettiğini, İstanbul'da hemşehrileri ve yakınlarını aradıklarını, milletvekillerinin kendi illerinde İstanbul'da oturanları seçim bölgesine nasıl taşırızın gayreti içerisine olduğunu söyledi.

Birilerinin de farklı çalışmaların içine girmek suretiyle kendileri de belli gayretler göstererek, bu güçlü yapıyı zayıflatmanın gayreti içinde olduklarını kaydeden Erdoğan, "Şunu çok iyi bilmemiz lazım; bu yapıdan bir şeyler koparacağını zannedenler, geçmişte de bu tür yollara başvurdular. Hatta bazıları, grup kurabilecek noktaya bile geldiler ama onlardan şu anda hiçbir şey kalmadı. Hepsi gitti. Siyaset sahnesinden de silinip gittiler. Onun dışında yine aynı şekilde olanlar... Şu anda ana muhalefetin başındaki zatın önünde eğilenler, bunları görüyoruz. Nereden nereye? Kişilik, şahsiyet çok önemli bir şey. Bir insan, hele hele Müslüman eşrefi mahluk olarak, o yaratılmışların en şereflisi olma şanına layık olmalıdır, bunu korumalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"AK Parti'nin her milletvekili, teşkilat mensubu bilinçle hareket ediyor"

Yollarına aynı kararlılıkla devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Karşımızda, AK Parti'yi ve şahsımızı devirmeden, Türkiye ile ilgili planlarını hayata geçiremeyeceklerini gören küresel bir ittifak ve onlarla birlikte hareket eden yerel mankurtlar çetesi vardır. Bunu da bilmenizi isterim. AK Parti'nin her milletvekili, teşkilat mensubu, belediye başkanı bu bilinçle dirayetle sorumluluk duygusuyla hareket ediyor, hareket etmek zorundadır. Yaptığımız her yanlışın, gösterdiğimiz her zafiyetin, giriştiğimiz her bencil hesabın bedelinin koskoca bir milletin, davanın, tarihin kaderini etkileyeceğini asla unutmamalıyız. Hiç kimsenin bilerek ve isteyerek böyle bir vebalin altına girmeyeceğine inanıyorum. Tabii insanın olduğu her yerde elbette yanlış da olur eksik de olur. Önemli olan bunların hasbi bir anlayışla, fedakarlıkla ve çok çalışmayla düzeltilmesidir. İşte bunun için biz istişare yolunu, sadece kendi içimizde değil, milletimizle de hep açık tuttuk, hep işlettik.

Milletin sesine kulak tıkayanlar, hele hele millete kulak vermek yerine onu istiskale yeltenenler, bu partinin mensubu olamazlar. Milleti muhatap almayanı biz de muhatap almayız. Elbette her talebi, her beklentiyi yerine getirmek mümkün değildir. Yapılabilecekler zaten yapılır. Şayet, yapılabilecek bir şey yoksa izah edilir, insanların gönlü alınır ancak biliyorsunuz biz tebliğle  mükellefiz, ikna ile değil. O, Rabbimizin yedinde olan bir şeydir. Bunu da çok iyi bilmemiz lazım. Bizim siyaset anlayışımız budur."

"Bırakacağımız en önemli miras bu olacaktır"

Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için 4 yıllık, belediye başkanlığı seçimleri için 5 yıllık bir süreç olduğunu ifade eden Erdoğan, bu sürelerin, eksikleri tamamlamaya, kırgınlıkları tamir etmeye, yeni bir ses ve solukla anlayışla yepyeni bir vizyonla Türkiye'yi  2023'e taşımaya yeterli olacağını söyledi.

Ekonomiyi güçlendirerek, sınırların güvenliğini sağlama alarak, yatırımı, üretimi, ihracatı, istihdamı artırarak hedeflerine ulaşacaklarını belirten Erdoğan, "Türkiye'yi demokrasisi ve ekonomisiyle dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına sokmakta kararlıyız. Bizden sonraki nesillere, 2023 ve 2053 hedeflerini gerçekleştirebilmeleri için bırakacağımız en önemli miras bu olacaktır." diye konuştu.

"Gerçeklere gözümüzü kapatamayız"

Toplantının yapılmasına vesile olan asıl konuya geldiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşin teknik boyutunu ağırlıklı olarak Savunma Bakanım yapacak. Ben işin sadece siyasi boyutu itibarıyla bakışı dillendirmek istiyorum. Askerlikte aslında biz, devrim niteliğinde bir reformu hayata geçiriyoruz. Bu, yılların bir beklentisiydi. Bu yılların beklentisini biz devreye aldık. Günümüz dünyasında askerlik görevi gerçekten çok iyi eğitim ve uzmanlık isteyen bir meslek haline dönüşmüştür. Askeri alandaki operasyonel faaliyetler ve araç gereç kullanımı için verilen eğitimlerin maliyeti bu işin yükümlüler eliyle yapılmasını verimsiz ve anlamsız hale getirmiştir. Ayrıca kısa süreli eğitimle sahaya sürülen askerlerin can güvenliklerini sağlamak da zorlaşmaktadır.

Nitekim Türkiye epeyce bir vakittir planlı ve bilinçli bir şekilde profesyonel askerliğe geçişin hazırlıklarını yürütmektedir. Bunu konuşmuştuk. Hep beraber konuştuk bunları, tartıştık. Bununla birlikte ülkemizin artan nüfusu sebebiyle askerlik çağına gelen gençlerimizin sayısında sürekli yığılmaların yaşandığı ortadadır. Zaman zaman başvurulan bedelli askerlik uygulamalarının amaçlarından biri de bu yığılmayı ortadan kaldırmaktır. Gençlerimizin gerek eğitim gerek iş hayatlarında kariyer planlarının, onları giderek daha ileri yaşlarda askere gitmeye zorlaması da bir başka önemli husustur. Gerçeklere gözümüzü kapatamayız. Ben, genelkurmay başkanı değilim. Bize Anayasanın hükmü gereği 'Başkomutan' diyorlar ama genelkurmay başkanlarımızın birçoğuyla çalıştım. Onların altındaki kuvvet komutanlarının birçoğuyla çalıştım. Birçok bilgiyi onlardan alma şansını yakaladım."

"Hiçbir aksaklık yaşanmayacaktır"

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'dan bunları dinleyeceklerini kaydeden Erdoğan, "Şayet ortada yükümlü askerlik uygulamasıyla ilgili birtakım sıkıntılar ve ihtiyaçlar varsa bunlara çözüm üretmek, siyasetçiler ve ülkenin yöneticileri olarak bizim asli görevimizdir. Halen Meclis gündeminde bulunan yeni askerlik düzenlemesi işte bu anlayışla ortaya çıkmıştır." şeklinde konuştu.

Kanun hazırlığı, personel planlamaları, yeni askerlik sisteminin getireceği sonuçlar, terhis olacak yükümlü sayısı, bunların yürüttükleri görevlerin nasıl idame ve ikame edileceği gibi konuların hepsinin dikkate alınarak yapıldığına dikkati çeken Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:

"Bugün toplamda 419 bin olan Türk Silahlı Kuvvetleri mevcudunun 200 bine yakını, yani yaklaşık yarısı subay, astsubay, yedek subay, uzman, sözleşmeli er, erbaş kadrolarındaki muvazzaf personelden oluşmaktadır. Kritik görevlerde, özellikle terörle mücadelede vazife üstlenen tüm birliklerimiz, muvazzaf askerlerden teşekkül etmektedir. Yükümlüler daha çok kıta görevlerinde, geri hizmetlerde değerlendiriliyor. Yeni askerlik kanunuyla yükümlülerin yarıya yakını hemen terhis olacak. Kalanları görevlerine devam edecektir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni askerlik sistemine geçilmesiyle ne ülkemiz sınırları içinde ne de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başta olmak üzere ülkemiz sınırları dışında hiçbir aksaklık yaşanmayacaktır. Böyle bir şey söz konusu değil." dedi. 

Milli Savunma Bakanı Akar'ın detaylı bilgileri vereceğini belirten Erdoğan, bu düzenlemenin bir yandan profesyonel askerliği yaygınlaştıracağını, diğer yandan da bu ülkenin tüm evlatlarının temel askeri eğitimden geçmesini sağlayacak bir anlayışla hazırlandığını aktardı.

Tarih kitaplarında Türk milleti için "asker millet", "ordu millet" tanımları yapıldığına işaret eden Erdoğan, "Böyle bir milletin evlatlarının askerlikle ilişkisini tümüyle kesmek düşünülemez." dedi.

Erdoğan, yeni askerlik sisteminde bedelli askerlik yapma hakkı kazanan  herkesin bir aylık temel eğitimden geçeceğini belirterek, yükümlü olarak kıtaya gelenlerin ise temel eğitimleriyle birlikte toplamda 6 ay askerlik yapacağını söyledi.

Muvazzaf kadrolara geçişlerin de ilk 6 aylık ve ardından ücret mukabili yapılacak ikinci 6 aylık askerlik görevinin ardından mümkün olacağını açıklayan Erdoğan, yedek subaylık ve iki yıllık yüksek okul mezunları için bu kanunla gündeme gelen yedek astsubaylık uygulamalarının da personel ihtiyacının karşılanmasında önemli bir imkan olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni sistemle Türk Silahlı Kuvvetlerinde zafiyet oluşacağı iddialarının hiçbir temeli yoktur." ifadesini kullandı.

Bu düzenlemelerin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Her şeyden önce şu anda dünyanın en güçlü ordusu diye anılan Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesi, kusura bakmayın da bir güvenlik zaafını düşünemeyecek kadar basiretsiz mi? Bunları, biz her an birlikte yaşıyoruz, birlikte müzakere ediyoruz, tartışıyoruz ve her ay Milli Güvenlik Kurulu toplantılarımızı yapıyoruz. Oralarda da bunlar gündemde... Bunları konuşuyoruz. Böyle bir şey olabilir mi?" diye sordu.

Erdoğan, millete bir çağrı yaparak tüm siyasetçilerin seçim döneminde verdikleri sözlerin takipçisi olmasını isteyerek, "Çünkü bazı siyasetçiler, kendi deyimleriyle seçim döneminde atıp tutuyorlar. Sonra da verdikleri sözlerin neredeyse hiçbirini yerine getirmeden başka işlere yöneliyorlar. Özellikle bu yeni askerlik sisteminin ülkemiz için yeni bir dönemin başlangıcına vesile olacağını ve beklentilerin çok ciddi bir boyutunu da Allah'ın izniyle çözeceğine inanıyorum." diye konuştu.

CHP'li belediyelerde çalışan işçilerin işten çıkarılmalarına ilişkin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na eleştiride bulunan Erdoğan, "Kılıçdaroğlu 31 Mart seçimleri öncesi CHP'li adaylar tarafından kazanılacak hiçbir belediyede tek bir personelin dahi ekmeğiyle oynanmayacağını, kimsenin işten atılmayacağını üstüne basa basa söz verdi. Seçimden önce 'kimsenin aşıyla, işiyle uğraşmayacağız' diyenler, 31 Mart sonrası ilk iş 14 binin üzerinde işçiye baskıyla sendika değiştirdiler. Bununla da yetinmeyip Bolu'dan Antalya'ya, Adana'dan İzmir'e kadar Türkiye'nin her yerinde işçi kıyımına başladılar." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye'nin çeşitli illerinden işten çıkarılan işçilerin CHP Genel Merkezi önüne protesto amaçlı yürüyüşe başlayacaklarını belirterek, "Bireysel birtakım istisnalar dışında belediyecilik konusunda ülkemizin en kötü siciline sahip partinin CHP olduğu gerçeği 31 Mart'ın ardından bir kez daha teyit edilmiştir. Şehirlerimize verecek hiçbir şeyi olmayan CHP'li belediyeler yetkileri olmadığı halde sahilleri insanların bir kısmına yasaklama gibi buram buram ayrımcılık kokan, faşizm kokan Hitlervari işlerle uğraşıyorlar." dedi.

Muğla'da piknik alanlarının çöp yığınlarıyla dolu olduğunu vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Nerdesin ya? Hadi toplasana... Suları akıtmaktan, sokakları temizlemekten, yatırım yapmaktan, sosyal belediyecilik hizmetleri geliştirmekten aciz bir zihniyetten başka da bir icraat beklemek zaten mümkün değildir. CHP'nin belediyecilik karnesi 25 yıl önce de böyleydi, şimdi de aynı. Bu gidişle korkarım 25 yıl sonra da aynı kalacaktır. İşte İzmir Körfezi kokudan geçilmiyor, Gördes Barajı'nı biz yaptık arkadaşlar. İzmir'e suyu biz kazandırdık ama bütün bunları tabii bizim İzmir halkına da anlatmamız lazım.

Bu partinin kurumsal yapı ve zihniyet olarak millete hizmet etmek gibi bir derdi asla olmadı, olmayacak. Bir yandan ülkemizdeki işsizliği eleştirirken diğer yandan partisine bağlı belediyelerdeki işçi kıyımına seyirci kalan CHP Genel Başkanı tabii ki bunların hiçbirini görmüyor, duymuyor ve dile getirmiyor. Ankara'dan İstanbul'a güya adalet için yürüyen CHP Genel Başkanı, ekmeğinin peşindeki işçilerin feryatlarına kulaklarını tıkıyor, ayrımcılığa ses çıkarmıyor."

Erdoğan, Yargı Reformu paketine ilişkin, "Yargı Reformu ile ilgili ilk paketi inşallah çalışma dönemi bitmeden Meclise getirmeyi planlıyoruz." dedi.

"Hırsızlıkların tekrarını önlemek için özel hazırlık içindeyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yapılacak seçimlere 10 gün kaldığını belirterek, Genel Merkez ve İl teşkilatlarında yapılan planlamalar çerçevesinde İstanbullular ile yüz yüze iletişimi esas alan bir seçim çalışması yürüttüklerini söyledi.

Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile İstanbullular arasındaki gönül bağının her geçen gün daha da güçlendiğini gördüğünü ifade eden Erdoğan, "Bilgisiyle, birikimiyle, gayretiyle, samimiyetiyle yıldızı giderek parlayan Binali Yıldırım kardeşimizin sahadaki başarısı teşkilatlarımızı da motive ediyor, gayrete getiriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, seçim gününe kadar çalışmaların kesintisiz sürdürüleceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Milletimizin sandığa yansıttığı iradesine sahip çıkmak, 31 Mart'taki hırsızlıkların tekrarını önlemek için de özel bir hazırlık içindeyiz. 'Bir musibet bin nasihattan evladır' sözüne uygun şekilde mahalle ve sandık temsilcilerimizi yeniden organize ettik. CHP adayı etrafında oluşturulan sahte imaj çemberi kırıldıkça İstanbul'a gerçekten kimin hizmet edebileceği, bu kadim şehri kimin temsil ehliyetine sahip olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Milli irade hırsızlığından halkı aşağılamaya, zorbalık ve hakaretten Türkiye düşmanlarının desteğini aramaya kadar her foya birer birer ortaya dökülmeye başladı. Kırk yıldır bu işlerin içinde birisi olarak, zarfla mazrufun bu derece zıt olduğu pek az siyasi mühendislik projesine rastladığımı özellikle belirtmek istiyorum. Ama işte mızrak çuvala sığmamış, maskeli balo sona ermiş, takke düşmüş ve kel görünmüştür. Amaç, milletin kalbini kazanmak değil de seçime kadar halkı aldatmak olunca sonuç da işte böyle tecelli ediyor."

Siyasi hayatları boyunca daima ne aldanan ne aldatan olmamak için çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, "Yaptıklarımızla, yapamadıklarımızla, sevaplarımızla, günahlarımızla biz milletimize karşı hep samimi olduk. Kameralar önünde başka, arkasında başka konuşup hareket edenlerle aramızdaki en büyük fark budur. Bugün de aynı yerde duruyoruz, yarın da aynı şekilde hareket edeceğiz. Meclis çalışmaları el verdiği ölçüde sizlerden ve tüm teşkilat mensuplarından ricam, seçim gününe kadar İstanbul'u adım adım gezmeye, her bir İstanbullunun gönlüne dokunmaya devam etmemizdir, devam etmenizdir. Rabbim, hepinizden razı olsun." diye konuştu.