Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Üniversitesi Konferans Salonu'nda düzenlenen "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" programındaki konuşmasında, "Ülkemizde aile kurumumuza yönelik saldırıların gerisinde, aileden başlayarak, milletimizi var eden hasletleri ortadan kaldırma gayesi vardır." ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 24 yıl önce kabul edilen bu günün, ülkede de her 25 Kasım günü çok sayıda etkinlikle idrak edildiğini söyleyerek, amaçlarının erkeği ve kadınıyla milletin her bir ferdinin kendi hayatında ve toplumda kadına yönelik şiddet konusunda bilinç sahibi olması olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bu hususta eskisiyle mukayese edilemeyecek derecede ileri bir seviyeye ulaştığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her ne kadar medya ve sosyal medya üzerinden yürütülen kasıtlı kampanyalarla bu başarıyı gölgelemek isteyenler varsa da bilhassa kadınların hakikati gayet iyi bildiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Devlet olarak kadına yönelik şiddetle mücadeleyi temel politikamız haline getirdik. Bu amaçla 2011 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı kurduk. Bakanlığımızın her çalışmasını yakından takip ederek, destekleyerek, samimiyetle sahiplenerek, hatta gerektiğinde mücadeleye bilfiil katılarak kadınların yanında yer aldığımızı gösterdik. Bazıları bakanlığımızın adındaki aile kavramını öne sürerek, kadınlar için yaptığımız hizmetleri unutturmaya ve gölgelemeye çalışıyor." ifadelerini kullandı.
Ailenin kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, yaşlısıyla, toplumu oluşturan o devasa yapının kilit taşı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aile olmadan sadece birey olarak insanın varlığı eksik kalır. Ülkemizde aile kurumumuza yönelik saldırıların, kadınların haklarını savunmakla hiçbir ilgisinin olmadığının hepimiz farkındayız. Bu tür saldırıların gerisinde aileden başlayarak milli bünyemizi çökerterek, milletimizi var eden hasletleri ortadan kaldırma gayesi vardır. Huzurlu, güvenli, üyelerinin birbirine saygı duyduğu bir aile aynı zamanda kadına yönelik şiddete karşı en muhkem kalemizdir." diye konuştu.
"Aileye sahip çıkarak kadınların tüm haklarının da korunmasını sağlamayı amaçlıyoruz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadına veya çocuğa yönelik şiddetin olduğu bir birlikteliğin her şeyden önce aile kavramının ruhuna ve özüne ters olduğunun ortada olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Soruyorum sizlere; kadının şiddet gördüğü bir beraberliği temelinde karşılıklı şefkatin, merhametin ve hürmetin olduğu aile kavramıyla tanımlayabilir miyiz? Çocuğun fiziki veya psikolojik şiddete maruz kaldığı bir yapının sağlıklı bir aile olduğunu kim iddia edebilir? Bunu kim söyleyebilir? Biz kadına yönelik şiddetle mücadeleyi aileyi yüceltme ve güçlendirme mücadelemizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Yani aileye sahip çıkarak şiddet meselesi başta olmak üzere kadınların tüm haklarının da korunmasını sağlamayı amaçlıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan başlayarak, Başbakanlığımız ve Cumhurbaşkanlığımız dönemindeki icraatlarımızla bu doğrultuda önemli bir dönüşümü gerçekleştirdiğimize inanıyorum."
Bugünkü toplantının konusu olan kadına yönelik şiddetle mücadele 2024 yılı faaliyet planının bu dönüşümlerin sadece bir örneği olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yıl içinde sayması saatler alacak nice reformu ve düzenlemeyi kararlılıkla hayata geçirdiklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkede kadına yönelik şiddetle mücadelede en büyük devrimi 2012 yılında çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu'yla yaptıklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, marjinal grupların ve sapkın akımların istismar malzemesi haline gelen İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin, kadınların hakları ve onlara yönelik şiddetle mücadeleye en küçük bir olumsuz etkisinin olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda belli çevreler tarafından yürütülen tezviratın hiçbir temelinin ve dayanağının olmadığını vurgulayarak, "Çünkü mücadelenin asıl somut araçları, 6284 sayılı Kanun başta olmak üzere hukukumuza derç ettiğimiz mevzuat ile zihinlerde gerçekleştirdiğimiz dönüşümdür. Bu kanun, kadın hakları ve ailenin korunması açısından spekülasyonlara kurban edilemeyecek kadar mühim bir kazanımdır. Bu kazanımların örselenmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz." ifadesini kullandı.
Kanunun mahiyetinde ve uygulanmasında sorunlar varsa çözecek, eksikler varsa giderecek, daha da güçlendirilmesi gereken unsurlar varsa gereğini mutlaka yapacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla mevzuatı sürekli geliştirip yenilediklerini anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu çerçevede 2006 yılında yayımladığımız çocuk ve kadınlara yönelik şiddete ve cinayetlere karşı alınacak tedbirlerle ilgili genelgeyi, bugün yayımladığımız yeni bir genelgeyle güncelledik. Yeni genelgemizle kurduğumuz Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulunun, Türkiye Yüzyılı'na yakışır faaliyetler yürüteceğine inanıyoruz." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün kamuoyuyla paylaştıkları 2024 Yılı Faaliyet Planı'nın, ilgili bakanlıkların ve kurumların katkılarıyla hazırlandığını aktardı.
Son faaliyet planının, adalete erişim ve mevzuat, politika ve koordinasyon, koruyucu ve önleyici hizmetler, toplumsal farkındalık, veri ve istatistik başlıklarında 5 ana hedef üzerine inşa edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu plan, 66 alt hedefi ve 218 faaliyet başlığıyla kadına yönelik şiddet konusundaki güçlü irademizin somut bir ifadesidir." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, planın detayları ve yapılacak faaliyetler hakkında salonda izlenen videoyu anımsatarak, "İnşallah planda belirlenen hususların etkin ve kuşatıcı bir şekilde hayata geçirilmesini sağlayacağız. Ülkemizin 81 vilayetinin tamamında faaliyet gösteren kadın konukevleri, ŞÖNİM'ler ve Sosyal Hizmet Merkezleriyle, şiddete maruz kalan kadınları devlet güvencesi altına alıyoruz." bilgisini paylaştı.
"Kadına yönelik şiddete karşı sıfır tolerans ilkesinin altyapısını oluşturduk"
Kamu görevlileri ve vatandaşlardan oluşan 4 milyonun üzerinde kişiye verilen eğitimler ve seminerlerle "Kadına yönelik şiddete karşı sıfır tolerans" ilkesinin altyapısını oluşturduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiddetsiz bir Türkiye Yüzyılı için yürüttükleri çalışmaları kesintisiz bir şekilde sürdürdüklerini kaydetti.
Siyaset yolculuğunun her safhasını kadınlarla birlikte yürüyen bir kardeşleri olarak bugünlere siyaset mühendislikleriyle değil, onların hayır dualarıyla geldiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizin ve milletimizin hayrına hangi mücadeleye girdiysek kadınların desteğini daima yanımızda bulduk. Hayatımıza kastetmeye varan hain saldırıları siz kadınların desteğiyle püskürttük. Biliyorsunuz, 15 Temmuz menfur darbe girişiminde hayatları pahasına darbecilere direnen, tanklara, uçaklara, ölüm kusan silahlara meydan okuyan milyonların en ön safında kadınlar vardı." sözlerini sarf etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk demokrasisini 28 Şubat karanlığından çıkartıp, önce 2023 hedefleri, şimdi de Türkiye Yüzyılı aydınlığına çıkartanlar yine kadınlardır, Aybüke öğretmenlerdir." dedi.
"Diyarbakır Anneleri'ni yürekten selamlıyorum"
Kıyafetleri yüzünden okul kapılarından, üniversite amfilerinden, iş hayatından, kamudan dışlanmaya çalışılan kadınların mücadelesinin, Türk demokrasi tarihinin en önemli sayfalarından biri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Diyarbakır'da tuttukları evlat nöbetiyle terör örgütüne kâbuslar yaşatan kadınların hakkını asla ödeyemeyiz. Buradan bir kez daha bölücü terör örgütünün kanlı, kirli ve kalleş yüzünü direnişleriyle deşifre eden Diyarbakır Anneleri'ni yürekten selamlıyorum." diye konuştu.
Evinde, fabrikada, tarlada, kendi işinin başında, alın teriyle, emeğiyle fedakârca destan yazan kadınların başarılarıyla gurur duyduklarının belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Maruz kaldıkları tüm ayrımcılıkların üstesinden gelerek hayatın her alanında isimlerini tarihe altın harflerle yazdıran kadınların her birini huzurlarınızda tebrik ediyorum." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların bireysel özgürlüklerinden siyasi ve sosyal alandaki varlıklarına kadar her konuda gösterdikleri gayreti, bir lütuf veya imtiyaz değil, "hak mücadelesi" olarak gördüklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:
"Bizim gönül ve fikir dünyamızda kadın ve erkek, Allah'ın kulu olmakla da vatandaş olmakla da eşittir, biri diğerinden üstün değildir. Üstünlük gayrettedir, üretkenliktedir, ilimdedir, ahlaktadır, takvadadır, merhamettedir, erdemli olmaktadır. Bu anlayışla cinsiyetinin ötesinde insan sıfatıyla sahip olduğu hakları için çile çeken, mücadele veren, adeta canını dişine takan kadınların hep yanında yer aldık, almayı da sürdürüyoruz."
Her konuda olduğu gibi bu hususta da eksiklikler ve aksaklıklar olabileceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunların hepsi zaman içinde çözülebilir, düzeltilebilir, telafi edilebilir meselelerdir. Önemli olan hak mücadelesindeki samimiyettir. Kadınların hak taleplerinde onlara verdiğimiz destekte samimi olduğumuz için bugünlere geldik." düşüncesini dile getirdi.
"Anadolu ihtilalini kadınlarla birlikte başlattık"
3 Kasım seçimleriyle "Anadolu ihtilalini" kadınlarla birlikte başlattıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınlara hitaben sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türk demokrasisini vesayetin karanlığından sizlerle birlikte çıkardık. Milletimizin iradesine vurulan prangaları sizlerle birlikte parçaladık. Terör örgütlerinin hain emellerini birlikte hüsrana uğrattık. Önümüze konan irili ufaklı bütün engelleri sizlerle birlikte aştık. Ne kadar çetin olursa olsun tüm zorlukların üstesinden sizlerle birlikte geldik. Hak ve hürriyetlerimize yönelik saldırıları birlikte savuşturduk. Türkiye'nin hedefleri doğrultusunda yürümesini sizlerle birlikte sağladık. Türkiye'nin son 21 yılda her alanda yazdığı başarı hikâyesinin kahramanı, toplumumuzun diğer kesimleriyle birlikte hiç şüphesiz kadınlardır."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkede sürekli karamsarlık havası yayarak milleti zehirlemek, Türkiye'nin başarılarının üzerini örtmek, insanların umutlarını söndürmek, gençlerin hayallerine ket vurmak isteyen ve siyasetteki tek gayesi bu olan kötümser bir zihniyet olduğunu söyledi.
"Bu kafanın her konu gibi kadınların kazanımları hususunda da gerçeği ters yüz etmenin, pireyi deve yapmanın" peşinde olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin 21 yılda nereden nereye geldiğini kabul etmek istemeyenlerin iflahının mümkün olmadığını, pek çok hadisede yakinen tecrübe ettik. Eski Türkiye özlemiyle yanıp tutuşan bu kesimin amacı, demokratik yarışla ülke yönetimine gelmek değil, darbe ve vesayet yoluyla sorumsuz yetkili olarak keyiflerince hareket etmektir." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bu uğurda şimdiye kadar her şeyi yaptılar, her yolu denediler, her türlü omurgasızlığı, ilkesizliği sergilediler. Hatta ellerinde, yine söylüyorum, şehit öğretmenimiz Aybüke Yalçın'ın, merhum Ayşenur Kalkan'ın, evlatlarını korumak için bombaların üzerine atlayan Hatice Belgin'in ve daha nice kadın kahramanımızın kanı onların ellerinde, ciğerlerinde kalmıştır. Oysa bu ülkede eli öpülecek kadın aranıyorsa, böyle bir saygıya layık olanlar herkesten önce vatanımız için canlarını ortaya koyan şehitlerimizin yiğit analarıdır, eşleridir, başımızın tacı öğretmenlerimizdir. 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarıyla darbecilere direnen demokrasi neferleridir."
"Yürütülen istismar faaliyetleri artık taban tutamıyor"
"Bizim insanımız, basiret ve ferasetiyle temayüz etmiş bir millettir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin kimin samimi olduğunu, kimin de meseleleri istismar ettiğini çok iyi gördüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin vicdan ve fikir terazisinde bunun değerlendirmesini çok iyi yaptığını belirterek, "Hamdolsun, milletimizin her bir ferdi gibi kadınlar da hakikatlerin farkında olduğu için yürütülen istismar faaliyetleri artık taban tutamıyor. Tüm hayatları kendileri gibi düşünmeyenleri ve davranmayanları yaşam biçimleri üzerinden tahkir etmekle geçenlerin yaşam tarzı yaygaraları komiktir. Hatta daha ötesi trajikomiktir." dedi.
Hiç uzağa gitmeden, Gazze'deki insani dramın bunun en çarpıcı örneği olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Farklı siyasi görüşten, inançtan, kökenden vatandaşlarımızın neredeyse tamamının ortaklaştığı bir meselede dahi bunlar sınıfta kaldılar. İstisnaları bir tarafa bırakırsak, bu çevrelerin haftalardır Gazze'de alçakça katledilen binlerce çocuk ve kadın için tek kelime ettikleri vaki değildir. Buna karşılık doğruluğu şüpheli kimi örnekler üzerinden zalimleri ve onların aparatlarını desteklemeyi maharet sayıyorlar." ifadelerini kullandı.
"Her alanda ülkemizi hak ettiği yere getirmeye devam edeceğiz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin demokrasisine, hukukuna, kalkınmasına, istiklal ve istikbal mücadelesine bu kadar büyük darbeler vuran bu zihniyetin yol açtığı ağır maliyeti senelerce geri kalmışlık, faşist baskılar, zulüm olarak ödediklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Kalkınma ve demokrasi yolculuğuna beraber başladığımız ülkeler ilerlerken, sırf birilerinin ideolojik bağnazlıklarından dolayı Türkiye on yıllar boyunca kılık kıyafetle, okumak isteyen kadınların başörtüsüyle uğraştı. Lafa gelince kültürden, sanattan, ilerlemeden, bilimden bahsedenler, kızlarımızı kazandıkları üniversitelerin kapısından içeriye dahi sokmadılar. Kılık kıyafet özgürlüğünün iptali için Anayasa Mahkemesine koşanlar, başörtüsüne 'bir metrekarelik bez parçası' diyerek hareket edenler yine bu faşist zihniyetin mensuplarıydı."
İleri demokrasiyi, insan hak ve hürriyetlerini, her alanda güçlü ekonomiyi millete ve Türkiye'ye çok gördüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
"Üreten, ihracat yapan, her alanda tam bağımsızlık yolunda emin adımlarla ilerleyen bir Türkiye gerçeğinden rahatsız oldular. Ülkemizin bir daha böyle felaketlerle karşılaşmaması için yönetim sistemi değişikliği dâhil demokratik bir sistem içinde yapılabilecek her şeyi yaptık. Aynı şekilde gelenek göreneklerimizin arkasına saklanarak kadınları ezen, onları hor hakir gören taassupla da kararlı bir mücadele yürüttük. Önümüzdeki dönemde de reformlarımızı sürdürerek, ihtiyaç duyulan her alanda ülkemizi hak ettiği yere getirmeye devam edeceğiz."
"Bundan sonra da kadınların hak ve hukuk mücadelesinde yanlarında yer alacağız"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede kadınların taleplerine de önceliklerinin en başında yer verdiklerini dile getirerek, şöyle devam etti:
"Kadını dışlayan bir ülke de bir siyaset de bir program da sahip olduğu insan zenginliğinin yarısından vazgeçmiş demektir. Ne tarihimiz, ne medeniyetimiz, ne kültürümüz, ne gelenek göreneklerimiz böyle bir savrukluğa ve adaletsizliğe cevap verir. Biz bu anlayışla ne diyoruz Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacaktır. İnşallah 21 yılda verdiğimiz her imtihan gibi 'Türkiye Yüzyılı' vizyonumuzu da hayata geçirecek, bu zaferin sevincini kadınlarla birlikte kutlayacağız. Kadını, erkeği, genci ve yaşlısıyla tam bir dayanışma içinde mücadele ederek, Allah'ın izniyle şiddetsiz bir Türkiye'yi sizlerle birlikte inşa edeceğiz."
"Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 2024 Yılı Faaliyet Planı"nı, bu doğrultuda atılmış çok kıymetli bir adım olarak gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Planın titizlikle uygulanması noktasında, devletimizin tüm kurumlarıyla birlikte sivil toplum kuruluşlarımızın ve milletimizin her bir ferdinin gerekli hassasiyeti göstereceğine yürekten inanıyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak biz de planın başarısı için her türlü desteği vermekten geri durmayacağız. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kadınların hak ve hukuk mücadelesinde yanlarında yer alacağız." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin kalkınmasında, güçlenmesinde, aydınlık yarınların müjdecisi olan Türkiye Yüzyılı'nın inşasına yaptıkları katkılar için kadınlara teşekkür ederek, faaliyet planının hayırlı olmasını diledi.
Şiddet mağdurlarının başarı hikâyeleri izletildi
Programa, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ile milletvekilleri ve davetliler katıldı.
Antakya Medeniyetler Korosu'nun müzik dinletisiyle başlayan programda, katılımcılara, şiddet mağduru kadınların başarı hikâyelerinin yer aldığı kısa film izletildi.
Bakan Göktaş, programda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tablo hediye etti.
Program, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekilerin hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.
“Şiddetsiz bir Türkiye'yi inşa edeceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 2024 Yılı Faaliyet Planı” ile ilgili bir paylaşımda bulundu
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 2024 Yılı Faaliyet Planımızın hayırlı olmasını diliyorum.” diyerek başladığı paylaşımında “Planın titizlikle uygulanmasında devletimizin tüm kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarımızın ve milletimizin her bir ferdinin gerekli hassasiyeti göstereceğine yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullanırken, şiddetsiz bir Türkiye Yüzyılı” için yürütülen çalışmaların kesintisiz bir şekilde sürdüğünün altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadeleri kullandı:
“Elbette kanunun mahiyetinde ve uygulanmasında sorunlar varsa çözecek, eksikler varsa giderecek, daha da güçlendirilmesi gereken unsurlar varsa gereğini mutlaka yapacağız.
Nitekim bu amaçla mevzuatımızı sürekli geliştiriyoruz, yeniliyoruz.
Bu çerçevede, 2006 yılında yayımladığımız çocuk ve kadınlara yönelik şiddete ve cinayetlere karşı alınacak tedbirlerle ilgili genelgeyi, bugün yayımladığımız yeni bir genelgeyle güncelledik.
Yeni genelgemizle kurduğumuz Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulunun da Türkiye Yüzyılı'na yakışır çalışmalar yürüteceğine inanıyorum.
Kadını, erkeği, genci ve yaşlısıyla tam bir dayanışma içinde mücadele ederek Allah'ın izniyle şiddetsiz bir Türkiye'yi inşa edeceğiz.”
"Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ile İlgili Cumhurbaşkanlığı Genelgesi"
Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ile İlgili 2023/16 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi" Resmî Gazete'de yayımlandı.
Genelgede, kadına yönelik şiddetin önlenmesinin çok yönlü, bütüncül bir yaklaşımı ve toplumun tüm kesimlerinin ortak ve kararlı mücadelesini gerektirdiği belirtildi.
Bu süreçte yapılacak çalışmalara kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, özel sektör ve vatandaşların katkı ve katılımlarının büyük önem arz ettiği vurgulanan genelgede, kadına yönelik şiddetle mücadelede öncelikli politikaların belirlendiği üç ulusal eylem planının hayata geçirildiği, 2021-2025 yıllarını kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele IV. Ulusal Eylem Planı'nın, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının koordinasyonunda ilgili tüm tarafların katkı ve katılımlarıyla hazırlanarak yürürlüğe konulduğu anımsatıldı.
Bu kapsamda kadına yönelik şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması ve güçlendirilmesi amacıyla belirlenen tedbirlerin hatırlatılmasının gerekli görüldüğü belirtilen genelgede, şu ifadelere yer verildi:
"Şiddetle mücadelede mevzuatın etkin uygulanmasına ve mağdurların adalete erişiminin kolaylaştırılmasına yönelik gerekli hukuki ve idari tedbirlerin alınmasına devam edilecektir. Ulusal Eylem Planı'nda yer alan faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde ilgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları tarafından 'şiddete sıfır tolerans' anlayışı çerçevesinde gerekli hukuki, idari ve mali tedbirlerin alınmasına devam edilerek her türlü iş birliği sağlanacaktır. Tüm kamu kurum ve kuruluşları tarafından 8 Mart 2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında hakkında tedbir kararı bulunan şiddet mağdurları ile beraberindekilere yönelik koruyucu ve önleyici hizmetlerin ulaşılabilir olması sağlanacak ve bu kişilerin gizlilik ve güvenliklerinin sağlanması amacıyla gerekli idari ve mali tedbirler alınacaktır."
"Toplumsal duyarlılığı artırmak üzere bilinçlendirme çalışmaları sürdürülecek"
Genelgede, şiddetle mücadelede aktif rol alan kurumlar başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşları tarafından kamu personelinin şiddetle mücadeleye ilişkin bilgi ve farkındalığının artırılmasına yönelik çalışmaların yürütülmesine devam edileceği bildirildi.
Şiddetle topyekûn mücadele etmeye yönelik toplumsal farkındalık ve duyarlılığı artırmak üzere eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının sürdürüleceği belirtilen genelgede, "Kadına yönelik şiddetle mücadele alanında kanıta dayalı politikaların geliştirilmesine temel oluşturacak ve uluslararası standartlarda istatistik üretilmesine imkân sağlayacak verilerin elde edilmesi amacıyla nüfus temelli saha araştırmaları gerçekleştirilecektir. Kadına yönelik şiddetle mücadele politikalarının ve hizmetlerin izlenmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesine kaynak oluşturacak ve uluslararası standartlarda istatistik üretilmesine imkân sağlayacak idari verilerin üretilebilmesi ile veri entegrasyonu sağlanabilmesi için kamu kurum ve kuruluşlarının bilgi yönetim sistemlerinde gerekli düzenlemeler yapılacaktır." bilgisi verildi.
Kadına yönelik şiddetle mücadele kurumsal hizmet birimleri olan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) ve kadın konukevlerinin kapasitesinin güçlendirileceği bildirilen genelgede, kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmalarında sadece kriz odaklı değil aynı zamanda risk analizi ve yönetimi odaklı yaklaşımla şiddet mağduruna erken müdahale edilmesi sağlanarak etkin hizmet sunulacağı ifade edildi.
"Teknik takip sistemlerinin etkin uygulanmasına yönelik tedbirler alınacak"
Yerel düzeyde şiddetle mücadelede koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması için vali ve kaymakamlar tarafından gerekli tedbirlerin alınacağı belirtilen genelgede, "Şiddet mağdurunun her aşamada sağlık hizmetlerine erişimlerinin kolaylaştırılması ve şiddet uygulayanlara yönelik 6284 sayılı Kanun kapsamında sağlık tedbirlerinin etkin uygulanması için paydaş kurumlar eş güdüm içinde çalışmalar gerçekleştirecek, şiddet uygulayana yönelik öfke kontrolü, etkili iletişim ve stresle başa çıkma hususlarında bireysel ve grup çalışmalar yapılandırılacaktır. Ülke geneline yaygınlaştırılan teknik yöntemlerle takip sistemlerinin etkin uygulanmasına yönelik tedbirler alınacaktır." ifadesi kullanıldı.
Genelgede, kadına yönelik dijital şiddetle mücadele ve erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele konularında dijital okur-yazarlık eğitimleri başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerine yönelik farkındalık çalışmalarının gerçekleştirileceği ve kurumlar arası eş güdüm artırma çalışmalarına yönelik tedbirler alınacağı kaydedildi.
Belediye Kanunu kapsamında kadın konukevi açmakla yükümlü belediyelerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı rehberliğinde, mevcut standartlara uygun şekilde bu yükümlülüklerini yerine getirmelerinin sağlanacağı bildirilen genelgede, "Kadınların iş gücüne katılımlarını teşvik etmeye ve istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik aktif iş gücü hizmetleri kapsamında faaliyetlerin yürütülmesine devam edilecektir. Kadınlara yönelik şiddetle mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların, hazırlanan plan ve programların analizleri yapılacak, izleme ve değerlendirme çalışmaları sistematik hale getirilecektir." denildi.
"Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi"nin adı değişti
Genelgede, bu tedbirler ile Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planları ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Yıllık Faaliyet Planlarının uygulanmasında kurumlar arası koordinasyonun Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sağlanacağı belirtildi.
Resmi Gazete'de 4 Temmuz 2006'da yayımlanan 2006/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile düzenlenen "Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi"nin adının "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu" olarak değiştirildiği bildirilen genelgede, bu kurulun, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı başkanlığında, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı, Adalet, İçişleri, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanları ile Diyanet İşleri Başkanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği, Dışişleri, Gençlik ve Spor, Hazine ve Maliye, Kültür ve Turizm ile Milli Savunma bakanlıkları ilgili bakan yardımcıları, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Yükseköğretim Kurulu, Türkiye İstatistik Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu başkan yardımcıları/başkanvekilleri ile üniversiteler bünyesindeki Kadın ve/veya Aile Çalışmaları Merkez Müdürleri ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının başkanlarından oluşacak şekilde yeniden teşekkül ettirildiği bilgisi verildi.
Koordinasyon Kurulu çalışmalarına konuyla ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve özel sektör temsilcilerinin davet edilebileceği belirtilen genelgede, şunlar kaydedildi:
"Koordinasyon Kurulu yılda en az bir defa olmak üzere ihtiyaç duyulan zamanlarda başkanın davetiyle toplanacaktır. Kurul tarafından gerek duyulması halinde başkanın önerisiyle alt komite, danışma veya çalışma grupları oluşturulabilecektir. Koordinasyon Kurulu, kadına yönelik şiddetle mücadele alanında mevcut uygulamaların değerlendirilmesi, sorunların tespiti, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve uygulanmasına yönelik kurumlar arası iş birliği ve eş güdümün artırılması görevlerini yürütecektir. Koordinasyon Kurulu tarafından alınan kararlar, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planları/Yıllık Faaliyet Planlarına Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda eklenecektir. Kurulun sekretarya hizmetleri ve alınan kararların uygulanmasının takibi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecektir. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planları/Yıllık Faaliyet Planları ve Koordinasyon Kurulu çalışmalarının bir bütünlük içinde yürütülmesi için ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından azami gayret gösterilecek, ihtiyaç duyulacak her türlü destek ve yardım sağlanacaktır."
Genelgeyle, 2006/17 sayılı Genelge de yürürlükten kaldırıldı.