Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin sorularını yanıtladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin sorularını yanıtladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu'nda gençlerle iftarda bir araya geldi. Erdoğan, iftar sonrasında gençlerle söyleşi gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Mayıs'ta gençlerle Samsun'da bir araya geleceklerini belirterek, siyasi parti liderlerini de Samsun'a davet ettiğini hatırlattı.

Erdoğan, Samsun'daki kutlamalarda vatandaşlara hitap edeceğini ifade ederken, "Samsun'a çıkışın 100. yıl etkinliklerini bu yıl çok farklı bir şekilde kutlamanın inşallah bahtiyarlığı içerisinde olacağız. Bununla birlikte de bir mesajı vermenin gayreti içerisindeyiz. 2023'ü de biliyorsunuz Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümü olarak kutlayacağız. Bu 100. yıl Samsun'a inşallah çıkış, 2023'ün Cumhuriyetimizin kuruluşu. Bunlarla beraber bu süreci çok etkin, çok aktif bir şekilde siz gençlerle beraber geçirmenin gayreti içerisinde olacağız." diye konuştu.

Söyleşinin yapıldığı salonun önemine vurgu yapan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu salon çok anlamlı bir salon. Bu salonda geçmişte büyüklerimiz, Osmanlı, onlar senede iki kez falan uluslararası çok büyük toplantıları yaparlarmış. Ben de bu göreve geldikten sonra, başbakanlığım ve cumhurbaşkanlığım dönemimde yine uluslararası bazı müstesna toplantıları bu salonda yapıyorum. Bu salonun adı Muayede Salonu. Her toplantıya da açık değil ama görüldüğü gibi çok farklı bir özelliğe sahip. Ve tabii 1856 buranın açılış yılı. O günden bugüne Dolmabahçe Sarayı'nda demek ki 163 yıl geride kaldı. Ve şimdi 163'üncü yılındayız. Görüldüğü gibi bütün işçilikleriyle, yaptığımız restorasyon çalışmalarıyla burayı ayakta tutmanın gayreti içerisindeyiz ve şu anda burası 2 bin metrekare, böyle bir büyük alana sahip. Avize 4,5 ton ağırlığında bir avize. Üzerinde de 2 milyon adet kristal taş var."

Sarayların Cumhurbaşkanlığına bağlandığına değinen Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı olarak da burayı çok hassas bir şekilde korumanın gayreti içerisindeyiz. Sarayların hepsi milletimizin en önemli mal varlığıdır. Dolayısıyla buraları bizim çok iyi korumamız lazım ama gençlerimizin de buraları gelip görmeleri, gezmeleri lazım. İstanbul'da sadece Topkapı Sarayı değil, bunun dışında da birçok saraylarımızın bütün renovasyonlarını, restorasyonlarını yapıyoruz. Nitekim Yıldız Sarayı hakeza öyle, Beylerbeyi aynı şekilde... Bunların hepsinin bakımlarını vesairelerini yapmak suretiyle gençliğe açmak kararlılığındayız. Bu zenginliklerimizin gençlerimiz tarafından bilinmesi lazım." dedi.

"Ben çok daha iyi olacak diyorum"

Buluşmada gençlerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, 23 Haziran'da yapılacak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine ilişkin konuştu. 

Seçimin İstanbul için çok çok önemli olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:

"İstanbul dünyada müstesna bir kent. Sıradan bir yer değil. 94'de buraya İstanbul halkı beni belediye başkanı olarak seçti. Ve buradaki 4,5 yıl belediye başkanlığımdan sonra malum yaşadığım bir hadise var. Ondan sonra 4 ay 10 gün cezaevi, sonra çıktık partimizi kurduk. 16 ay sonra iktidara geldik. İktidara geldikten sonra da 17 yıldır iktidardayız. Gerek 11 yıl başbakanlık, arkasından cumhurbaşkanlığı süreci ve halkımın hizmetkarı olarak bu yolda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaşımdan enerjiye, tarıma, bütün bu alanlarda dış politikayla ülkemizi bulunduğu yerden şöyle 3,5 kat büyütmek suretiyle farklı bir yere taşıdık. İnşallah daha iyi olacak gayretiyle, ben çok daha iyi olacak diyorum."

"Burada bir hırsızlık var, bir kaçak var"

Erdoğan, bir gencin, "Eğer seçimi siz kazansaydınız yine de itiraz edecek miydiniz?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Her şeyden önce böyle bir netice karşısında itirazlar olabilir. Bunlar siyasette seçime girenlerin, sandığa müracaat edenlerin en doğal hakkıdır. Ama bu itiraz merci neredir? İlçe seçim kurullarıdır, il seçim kurullarıdır, daha üst merci Yüksek Seçim Kurulu'dur. Siz itirazını yaparsınız. İtirazını yaptıktan sonra nihai merci Yüksek Seçim Kurulu'dur. Yüksek Seçim Kurulu kararını verdikten sonra da artık diyeceksiniz ki 'şeriatın kestiği parmak acımaz' ve işi bitireceksiniz. Ama şu andaki süreç ne yazık ki böyle gitmiyor. Yani 29 binden 13 bine oy düşüyor, şimdi buradan buraya eğer oylar düşüyorsa bu ne demektir? Burada bir hırsızlık var, bir kaçak var. 29 binden 13 bine niye düşüyor?"

“Bildiğini söyle o zaman veya ispat et"

1963 yılında seçimleri şaibe karıştığı gerekçesiyle iptal edindiğini hatırlatan Erdoğan, "Nitekim 1963'te seçime şaibe karıştığı için seçim iptal edildi. Onların dönemleri... Şimdi şaibe çok çok büyük ve itirazlarımız yapıldı. Bütün delilleriyle, belgeleriyle bu itirazlar yapıldı. Bu itirazları yaptıktan sonra Yüksek Seçim Kurulu bunun iptaline karar verdi. İptal kararı verilene kadar CHP'nin başındakiler, Yüksek Seçim Kurulu'na methiyeler döşerken, ne zaman ki iptal kararı verildi bu defa aman yarabbim neler söylemediler, 'çete' mi demediler... 'Burada nelerin döndüğünü biz biliyoruz ama konuşmuyoruz.' Bildiğini söyle o zaman veya ispat et. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Sen iddianı ispatla mükellef olduğuna göre bunu da ispat edemiyorsan o zaman kusura bakma. Şu anda Yüksek Seçim Kurulu kararını verdi. Zannediyorum pazartesi filan da beklenen o ki gerekçeli karar da açıklanacak. Ve gerekçeli kararın da açıklanmasıyla birlikte, şu anda zaten süreç başlamış vaziyette. Bizler de çalışıyoruz, öbür tarafta diğerleri de çalışıyor." değerlendirmesinde bulundu.

"İstanbullu hemşehrilerim bunun gereğini seçimlerde sandıkta yapacaktır" 

2 Haziran'da ülke genelinde bazı ilçelerde de seçim yapılacağını aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bir de 2 Haziran seçimleri var değişik ilçelerde. Denizli'nin Honaz'ında, Kırıkkale'nin Keskin'in de gibi... Buralarda yapılan seçimlerde de bizim aleyhimize olanlar var, Milliyetçi Hareket Partisi'nin aleyhine olanlar var. Kars, Iğdır, buralarda onlar böyle bu tür çirkin yaygaralar koparmadılar, verilen karara herkes uydu. CHP'ye ne oluyor da uymuyor? Ve aynı şekilde Büyükçekmece'ye, Maltepe'ye itiraz oldu. Oralarla ilgili itirazlar reddedildi. Reddedildiği için de bizler kalkıp, 'Niye reddedildi? Burada çete var' demedik ya, 'Başımız gözümüz üstüne' dedik, kabul ettik. Ama şimdi büyükşehirle ilgili olan da nedense çok çirkin, hakikaten siyaseti kirleten bu tür ifadeler bizleri ciddi manada üzmüştür. Ama ben inanıyorum ki benim milletim, İstanbullu hemşehrilerim bunun gereğini de seçimlerde sandıkta yapacaktır. 

Bir üniversite öğrencisinin "İstanbul Havalimanı, İstanbul'un biraz dışında, ulaşımı sıkıntılı. Alternatif bir yol düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine, şehrin büyüdüğünü, Atatürk Havalimanı'nın şehrin içinde yer aldığını söyledi.

Dünyanın değişik havalimanlarına bakıldığında, onların da şehrin dışında yer aldığını anlatan Erdoğan, "Belki 2-3 sene sonra diyeceksiniz ki 'Bu ne bakışmış, ne ufukmuş bu. Gerçekten bunu tam yerine yapmışlar.'. Sadece Havaist değil, oraya raylı sistemleri getireceğiz. Bu raylı sistemle havalimanına kadar ulaşım imkanını bulacağız. Sadece Havaist ile bu olmaz. Bunların hepsini planladık. Hafif metroyu havalimanına kadar planladık. Seçim sonrası bu adımı kararlılıkla atacağız. Havalimanı en büyük rahatlığı hafif metro ile alacak. Bazıları tabii bir yandan kuru sıkı atıyorlar. Metro, o da iyidir ama maliyetleri bir hafif metro gibi değildir. Daha ağırdır. Maliyet analizlerini yapmak durumundayız. Maliyet analizlerini yaptığımız zaman hangisi daha seri, hızlı ve daha ucuz yapılır, bu analizlerden sonra kararımızı vereceğiz." diye konuştu.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım'ın, bu işin tam manasıyla piri olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Ulaştırma Bakanlığımızı yaptığı dönemde bu konuda çok başarılı sınavlar vermiştir. İstanbul'umuzun ulaşım olayı en önemli sorunlardan bir tanesi. Bu işi de yine Binali Bey ile süratle aşacağımıza inanıyorum. Zaten merkezi yönetim olarak da belediyelerimize her türlü desteği veririz. Bunun bir örneği mesela İzmir'dir. İZBAN, İzmir Belediyesi'nin yaptığı değildir. İzmir Belediyesi'ndeki İZBAN'ın yüzde 50'sini ulaştırma bakanlığı olarak biz yaptık.

Aynı şekilde İzmir Belediyesi suyunu getiremiyordu. Aynı şekilde DSİ olarak biz devreye girdik ve su sorununu biz çözdük. Bu tür şeylerde ister istemez büyük şehirlerde birçok şeyin altından büyük şehir belediyelerinin kalkması da mümkün değil. Bunlara ciddi manada merkezi yönetimin destek vermesi işi çok daha kolay olacaktır. İstanbul'da bir tarafta 39 belediyenin 25 tanesi AK Parti'dedir. Bir tarafta da meclisin kahir ekseriyeti bizim meclis üyelerimizden ulaşmaktadır. Dolayısıyla bu dayanışma, İstanbul'a olan hizmeti daha da hızlandıracaktır, arttıracaktır."

"Hemen veri kontrollerini yapmaya başladılar"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öğrenci akbilinde 85 liradan, 40 liraya indirim gerçekleşti. AK Parti grubu 'bunu biz yaptık' diyor, CHP de 'biz yaptık' diyor. Ancak 'daha önce neden yapılmadı' deniyor." şeklindeki soru üzerine, şu yanıtı verdi:

"Onlara sadece şu soruyu sorsanız yeter; 19 gün İstanbul'a büyükşehir belediye başkanı olduk diye hava attınız. Peki bunun sözünü daha önce vermiştiniz. Bu havayı da attığınıza göre, o 19 gün içinde niye bunu yapmadınız? Bir şey yaptılar. Ne yaptıklarını söyleyeyim, hemen veri kontrollerini yapmaya başladılar. Bu da FETÖ'nün uygulamalarıdır. Beyefendi zaten Samanyolu TV'de çalıştığı için oradan biliyor veri kontrollerini. Veri kontrollerini yapmak için talimatı verdikleri yerler var. 'Bize veri bilgilerini geçin.'. Bunu söylediler. Ama ben de diyorum ki 19 gündü. Hemen getirseydin meclise, suyu da çıkarsaydın, aynı şekilde otobüslerin olayı. Kaldı ki benim belediye başkanlığım döneminde biz o zamandan indirdik. Hatta 65 yaş üstüne biz belli saatlere kadar ücretsiz paso uygulaması yaptık. Dini bayramlarda otoyollar, köprüler ücretsizdir. Hala öyledir. Tereciye tere satılmaz. Bunlar bunu yapıyor. Şimdi diyorlar ki otobüsler bayramda ücretsiz. Bunlar zaten vardı."

"Fizyoterapistlerin açıkta kalacağına inanmıyorum" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir öğrencinin "Asgari maaşın altında çalışan fizyoterapistler var. Bu bizi endişelendiriyor. Sağlık Bakanlığı bu yıl alımlarını arttırdı ama yeterli olduğunu düşünmüyoruz. Bu konu hakkında neler yapılabilir?" sorusu üzerine, bu konunun teknik bir konu olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Fizyoterapist noktasında ihtiyaç var. Bu ihtiyacı da bakanımla da geçenlerde görüştük. Yeteri derecede bizim fizyoterapist alma noktasında kadro tesisini kuracağız. Fizyoterapist masaj yap, gönder olamaz. İşin hakkını vermek lazım. İşin hakkını vermeye kalktığın zaman en az 45 dakikanı alır." diye konuştu. 

Erdoğan, kendisine soruyu soran öğrenciye "Sen hiç fizyoterapi yaptın mı? Ne kadar sürüyor?" sorusunu yöneltti. Öğrenci de "Hakkını vererek yaptığımda yarım saatten aşağı sürmüyor." yanıtını verdi. Bunun üzerine Erdoğan, "Demek sen de az yapıyorsun." dedi. 

Durum böyle olduğunda, hasta sayısı da fazlaysa bol miktarda fizyoterapiste ihtiyaç olduğunu belirten Erdoğan, bunun kapılarını açarak, arz talep dengesini kuracaklarını, fizyoterapistlerin açıkta kalacağına inanmadığını, başarılı fizyoterapistlerin iş bulacağını düşündüğünü söyledi.

Klinik açma konusunda doktorlara bağımlı olan fizyoterapistlerin kendi kliniklerini açmalarının mümkün olup olamayacağının sorulması üzerine Erdoğan, "Bunun ehli bakandır. Onlarla bunu danışıp, konuşmakta fayda var. Bu istişarelerden sonra bunun açıklamasını yapmak çok daha faydalı olur. Bunların çok suistimali yapılabiliyor. Ona da fırsat vermemek lazım." yanıtını verdi. 

"Benim kanun yapma yetkim yok"

"Geçen yıl 24 Haziran seçimlerinde, sistem değişikliğine dair çok güzel söylemler vardı. Fakat yaşadığımız süreç içinde, sistem değişikliğinin oturtulamadığına dair bir kanaat oluştu. Bunun sebebi nedir?" sorusuna karşılık Erdoğan, şunları söyledi:

"Sistem değişikliği dediğimiz kolay bir olay değil. 10 yılların getirdiği bir sistemi, herkesin de talebi olmasına rağmen değiştiremiyorlar ama siz bunu değiştirmenin kararlılığında bir adım atıyorsunuz. Rahmetli Demirel, Türkeş, Erbakan olsun bütün bu siyasilerin, bu sistemi değiştirmek, başkanlık sistemine geçmek konusunda hep vaatleri olmuş ama başaramamışlar. Biz bu konuda kararımızı verdik. Ben, belediye başkanlığından itibaren başkanlık sistemine geçme olayını hep ifade etmişimdir. Biz de bir yere kadar geldik, en sonunda Cumhur İttifakı'nı oluşturduk.

Onunla birlikte dedik bu adımı atalım. Sonunda bir adım atıldı ve başkanlık sistemine geçtik. Başkanlık sistemine geçişle birlikte Türkiye'de beklentiler çoğaldı. Bu beklentilerin hepsinin bir anda olması mümkün değil. Ama şu anda birçok şey oluyor. Bir de süreç giderken, bazı şeyler, yanlışlar ortaya çıkıyor. Bunları da yolu yürürken görüyorsunuz. Sonra bunları düzeltme yoluna giriyorsun. Bunlar bazen mevzuat değişiklikleridir, bazen yasal düzenlemelerdir. Bir de sayısal olarak anayasa değişikliği yapacak güce sahip değilseniz, orada o düzenlemeyi yapamıyorsunuz."

"Cumhurbaşkanı veya başkan, kanun yapar mı? Bunu, ana muhalefetin başındaki zat bile bilmiyor." diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Benim kanun yapma yetkim yok. O çıkıyor 'Cumhurbaşkanı kanun yapıyor' diyor. Cumhurbaşkanının kanun yapma yetkisi yok. Cumhurbaşkanının sadece, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yapma yetkisi var. Bu kararnamenin de anayasaya ters olmaması lazım. Bütün bunların dışında eğer hakkında kanun çıkarılmışsa, siz o konuda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi de çıkaramazsınız. Biz sadece bütçe kanununda düzenleme yapabiliriz. Onun da önünü zaten anayasa açmış. Biraz bundan dolayı ağır bir gidiş var. Ben inanıyorum ki 2023'e kadar çok şey, çok daha farklı bir şekilde yoluna girecek. Cumhur İttifakı olarak, bu ittifakımız güçlendikçe de çok daha seri, çok daha güzel adımları atacağız."