"Türkiye'yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütme anlayışı üzerine kurulu yeni ekonomi programımızın en büyük güvencesi de sizlerin azmi ve gayretidir, çalışmalarıdır."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Merkez Ofisi Açılışı ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'nde yaptığı konuşmada, rahmetli Turgut Özal'ın ülkeye kazandırdığı DEİK'in, Türk iş dünyasının uluslararası alanda gücünün taşıyıcısı ve sembolü olduğunu söyledi.
Kuruluşundan bugüne DEİK yönetiminde, iş konseylerinde, faaliyetlerinde görev üstlenen herkesi şükranla, vefat edenleri de rahmetle yâd ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemiz iş dünyasının önde gelen tüm kuruluşları ve kurumlarının kurucusu olduğu DEİK, bu alandaki en büyük ve kapsayıcı platformdur. Türkiye'nin hedef yükselterek dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına girme hazırlığı yaptığı şu dönemde DEİK'e ve üyelerine çok daha büyük görevler düşüyor. Ticari diplomasiyi, ülkemizin gücünü dünyaya taşımayı, Türk iş dünyasının kuzey yıldızı olmayı hedefleyen DEİK, bugün açılışını yapmakta olduğumuz merkez ofisiyle iddialarına uygun bir altyapıya da kavuşmaktadır." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK merkez ofisinin ülkeye ve iş dünyasına hayırlı olmasını dileyerek, şunları söyledi:
"Biraz önce kendilerine veya temsilcilerine saygı ödülleri takdim edilen ekonomimizin hayatta olan veya olmayan ustalarını tebrik ediyorum. Hep söylediğimiz gibi bu ülkenin gelişmesi, kalkınması, büyümesi için tuğla üstüne tuğla koyan, üreten, istihdam oluşturan, ihracat yapan herkes hiçbir farklılık gözetmeksizin bizim nezdimizde takdire şayandır. Hayatını eser ve hizmet siyasetine adamış bir kişi olarak sizleri en iyi bizim anladığımızı, sizlere en büyük desteği bizim verdiğimizi herhâlde kimse inkar edemez. Türkiye'yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütme anlayışı üzerine kurulu yeni ekonomi programımızın en büyük güvencesi de sizlerin azmi ve gayretidir, çalışmalarıdır. Geçtiğimiz 20 yılda nasıl 'mümkün değil' denilen her işi birlikte mümkün kıldıysak, nasıl 'yapılamaz' denilen her işi birlikte yapılır hâle getirdiysek, nasıl 'başarılamaz' denilen her mücadeleyi birlikte zafere ulaştırdıysak inşallah bu hedefe de birlikte vasıl olacağız."
"Süratle istikrar ve güven iklimini tesis ettik"
Hükûmeti ilk kurduklarında ülkenin 1994-2001 krizlerinin ağır yükü altında ayakta durmakta zorlandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asırlık ihmallerin sonucu olan altyapı eksikliklerimiz ve reel ekonominin siyasi istikrarsızlığın, darbelerin, vesayetin akıl dışı baskılarının etkisiyle sürekli tökezleyen yapısı sebebiyle geleceği kestiremiyorduk." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, süratle istikrar ve güven iklimini tesis ettiklerini, devletine güvenen, hükûmetine inanan, siyasetçilerini yanında bulan iş dünyasının da bir anda adeta şaha kalktığını aktardı.
İlk önemli adım olarak Marmaray'ın yapılışının rastgele bir olay olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bütün engellemelere, önümüze her türlü takozu koymalarına rağmen Marmaray'ı denizin altından girip çıkmak suretiyle insanımızın, milletimizin hizmetine sunduk." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından Avrasya Tüneli'ni de aynı şekilde İstanbul'a kazandırdıklarını belirterek, "Yetmedi. Şehitler Köprüsü'nden sonra Fatih Sultan, ardından da Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü, onu da bitirmek suretiyle yine milletimizin, ülkemizin istifadesine sunduk. Onunla da kalmadık. Osmangazi Köprüsü'nü de yine aynı şekilde bitirerek ülkemizin hizmetine sunduk. Bütün bunlar niçin yapılıyordu? Türkiye dünyaya bir şeyi ispatlamak durumundaydı. Yani buradan 7.5 saatte İzmir'e gidilirken 3 saatte, 3 saat 15 dakikada İzmir'e nasıl gidilir, bunu gösterdik." ifadelerini kullandı.
Bununla da kalmadıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu köprünün devamında yıllarca İzmir-Manisa arasında o dağlar aşılamıyordu ve bu dağları aşmak için Sabuncubeli Tüneli'ni yaparak, Sabuncubeli Tüneli'yle de çok daha süratle, hızla o uzun mesafeler kısaldı. Sadece bunlar değil, yani ben buradan kalkıp şimdi size Nissibi Köprüsü'nü mü anlatacağım? Yani Şanlıurfa'dan Adıyaman'a Nisibbi Köprüsü'yle birlikte hem mimarisiyle hem de gidiş gelişiyle farklı bir eseri ortaya koyduk." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlarla hiçbir zaman yetinmediklerini vurgulayarak, "Ama Neşet Baba'nın dediği gibi 'Aşkınan koşan yorulmaz' dedik. Aşk ile koştuk ve yorulmadık. Ve bunları devam ettiriyoruz" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada, Türkiye'deki kara yollarını 6 bin 100 kilometreden 28 bin kilometreye çıkardıklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eğer bunlar olmamış olsaydı, acaba şu anda modernitenin veya modern Türkiye'nin bir anlamı, bir ifadesi olacak mıydı? Hayır. Ama işte bunlar, şu anda gelip gidenler bunu gördüğü zaman, 'Neler yapmışsınız.' Dedik ki bu işin bir de finali var. Bu final de neydi? İşte, 18 Mart Çanakkale Köprüsü'nü de yapmak suretiyle dünyaya bir ilki, Türkiye olarak imzayı orada da attık." dedi.
18 Mart Çanakkale Köprüsü'yle Avrupa ve Asya'yı birbirine bağladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi hakikaten aşkınız varsa, inanıyorsanız ve 'Bu ülkeye bir şeyler yapayım.' diyorsanız yaparsınız.
"Millî gelirimizi 238 milyar dolardan aldık, 1 trilyon dolar sınırına kadar getirdik"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün başlattıkları altyapı yatırımı seferberliği ile genişlettikleri hak ve özgürlük ikliminin, iş dünyasının hem gücünü hem cesaretini artırdığını belirterek, şu bilgileri verdi:
"Böylece ülkemizi yüzde 1'in altında büyüme oranından aldık, 2003-2021 yılları arasında yılda ortalama yüzde 5,4 büyüyen bir konuma çıkardık. Ülkemizin toplam yatırım miktarını 70 milyar liradan aldık, 2 trilyon lira seviyesine yükselttik. Millî gelirimizi 238 milyar dolardan aldık, 1 trilyon dolar sınırına kadar getirdik. Esasen millî gelirimizin bugün 1,2 trilyon dolar seviyesine ulaşması gerekiyordu. Gezi olaylarından beri maruz kaldığımız tüm saldırıların ayrılmaz bir boyutunu oluşturan ekonomik tuzakların döviz kuru üzerinde yol açtığı dalgalanmalar sebebiyle geçtiğimiz yılı 803 milyar dolarla kapattık. İnşallah önümüzdeki dönemde bu göstergede de ülkemizi hak ettiği yere çıkartacağız."
Satın alma gücü paritesine göre millî gelir hesabında Türkiye'yi dünyada 11. sıraya çıkarmayı başardıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önce satın almada, sonra genel millî gelir hesabında dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girmeden bize durmak, duraksamak, bir anı bile boşa geçirmek haramdır." ifadesini kullandı.
Bugün salgının ve Ukrayna-Rusya savaşının etkisiyle küresel enerji ve gıda başta olmak üzere küresel emtia fiyatlarında çok dengesiz artışların yaşandığı bir dönemden geçildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu artışlar tüm dünyada yakın zamanda görülmemiş ölçüde fiyat dalgalanmalarına, enflasyona, stok eğilimlerine yol açmaktadır. Küresel ekonomiyle entegre bir yapıya sahip Türkiye, bu etkileri geçmişindeki acı hatıraları ve hâlen tam çözemediğimiz kronik sorunları sebebiyle çok daha ağır şekilde hissetmektedir. Biz bu tablo içinde 2018 yılında bir yol ayrımına geldik. Ya ülkemizi küresel finans sisteminin anaforuna kurban edip istihdamı ve büyümeyi feda edecektik ya da kendi programımızla hedeflerimize doğru yürümeyi sürdürecektik. Ancak biz ikinci yolu yani istihdamı ve büyümeyi koruyarak hedeflerimize ilerlemeyi tercih ettik. Elbette bu tercihin ağır bedelleri oldu. Ancak gelişmiş ülkelerin yaşadığı sıkıntıların boyutlarını gördükçe tercihimizin ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. "
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında, kur ve enflasyon sorununun üstesinden geleceklerini, bu süreçte en büyük kazanımın ise yatırımı, istihdamı, üretimi, ihracatı koruyarak iş dünyasından çalışanlara kadar hiçbir insanın çöküşüne izin vermemeleri olduğunu söyledi.
Küresel ekonomik krizin büyümesine rağmen Türkiye'nin giderek parlayan yıldızıyla potansiyelini daha etkin, verimli ve yaygın kullanabilme imkânlarını hayata geçirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah bir yandan insanlarımızın günlük hayatlarını olumsuz yönde etkileyen hayat pahalılığının önüne geçecek tedbirleri alarak diğer yandan her kesimin gelirlerini yükselterek refah düzeyindeki gerilemeyi süratle telafi edeceğiz. Bu konuda iş dünyamızdan da destek bekliyoruz. Kesinlikle kötümser senaryolara göre pozisyon alarak akıl ve etik dışı fiyatlamalara yönelmek yerine, makul, mantıklı, sürdürülebilir politikalarla ülkemizi bu kısır döngüden kısa sürede çıkartabiliriz." diye konuştu.
Çok klasik bir söz olmasına rağmen özellikle günün gerçeklerini ifade etmesi bakımından önemli gördüğü için "Unutmayın hepimiz aynı gemiyeyiz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şayet Türkiye gemisi hasar görür, su alır, tehlike geçirirse bunun sonuçlarını bilaistisna hep beraber yaşayacak, görecek, ödeyeceğiz. Biz, tüm dikkatimizi ve enerjimizi, ülkemizin önündeki aydınlık geleceğe yöneltmiş durumdayız. Her ne kadar fırsatçı ve tetikçi kesimler, Türkiye gemisinin daha çok yara alması için ellerinden geleni yapıyor olsa da aslında umutlu olmak için önümüzde yeteri kadar veri mevcuttur. Üretim tarafında, istihdamda, ihracatta gayet iyi durumdayız. Döviz kurunun mevcut durumu, göstergelerimizi olumsuz etkilese de rekabet gücümüzü koruyacak seviyededir. Cari açıktaki ve bütçe dengelerindeki bozulmanın sebebi, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kimi kalemlerde 5 kat kimi kalemlerde 10 kat artan enerji giderleridir. Nitekim Kore'den Japonya'ya ve Avrupa Birliği'ne kadar normalde cari fazla veren ülkelerin tamamında benzer sıkıntılar yaşanıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Tarımda bereketli bir yıl beklediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerjide yerli ve millî kaynakları zaten harekete geçirdiklerini, gaza daha da bastıklarını kaydetti.
Sanayinin, dünyanın yeni üretim merkezi olma yolunda adım adım ilerlediğini, turizmde güzel bir sezonun yaşanacağının işaretlerinin gelmeye başladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün bakanımla da onları görüştük. 'İyi konumdayız, inşallah hedefi yakalıyoruz.' dedi. İstihdamda küçük oynamalara rağmen hamdolsun sosyal kırılmalara sebep olacak herhangi bir riskle karşı karşıya değiliz." ifadelerini kullandı.
"Ülkemizin gücünü ve imkânlarını biliyoruz"
Uygulanan ekonomi programının gayet tutarlı, ilmi, ülke ve dünya gerçeklerine uygun olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Biz çareyi üretimde, istihdamda, ihracatta arıyoruz ve bu yolda kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biz ülkemizin gücünü ve imkânlarını biliyoruz. Çünkü biz ne yaptığımızı biliyoruz. Çünkü biz bunun sonunda ülkemizi nereye çıkartacağımızı biliyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye'nin inşası yolunda bizimle birlikte olan herkes tarihe, bu büyük şerefin bir parçası olarak ismini altın harflerle yazdıracaktır."
DEİK Merkez Ofisi'nin hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş dünyasının kuzey yıldızı DEİK'in yeni merkez ofisinde ticari, diplomasi faaliyetlerinin daha verimli yürütüleceğine inandığını dile getirip, ödüle layık görülen DEİK'in ustalarını tekrar tebrik ederek vefat edenleri rahmetle andı.
Törene Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Ticaret Bakanı Mehmet Muş ve DEİK Başkanı Nail Olpak katıldı.
Ustalara saygı ödüllerinin sunulduğu törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Kuzey Yıldızı” ödülünü, Ticaret Bakanı Muş ve DEİK Başkanı Olpak takdim etti.
Programın sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bakanlar, ödül alanlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.