Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)’num 39. Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'nde yaptığı konuşmada DEİK’in, Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle perçinlediğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK'in 41'inci yaşını kutladığını belirterek, "DEİK'e 41 kere maşallah." ifadesini kullandı. DEİK'te kuruluşundan bugüne görev almış, ülkenin kalkınmasına ve büyümesine omuz vermiş kurul üyelerine şükranlarını sunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatını kaybeden üyelere rahmet, hayatta olanlara hayırlı, sağlıklı ve bereketli bir ömür diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefa geleneği haline getirilen Ustalara Saygı Ödül Töreni'nin beşincisinin icra edildiğini hatırlatarak, "Başarılarıyla ilham veren, yeni yolları açan, değer üreten, küresel vizyonu milli değerlerle harmanlayan büyük ustalarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum." diye konuştu.
Söz konusu ödüllerin iş dünyasının heyecanını tazelemesini, yeni kuşaklara ilham kaynağı olmasını temenni ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Malumunuz ticaret diplomasimizin kamu tarafını Ticaret Bakanlığımız yürütürken, özel sektör kanadını temsil etme görevini DEİK üstleniyor. DEİK 153 iş konseyi, 92 kurucu kuruluşu ve 6 bin üyesiyle Türk özel sektörünün dış ekonomik münasebetlerini başarıyla ifa ediyor. Her fırsatta vurguladığımız üzere Afrika'dan Asya'ya, Güney Amerika'dan Kuzey Amerika'ya bütün buralara yayılan iş konseyleriyle DEİK, aynı zamanda ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan bir kapısıdır. Kamu-özel dayanışması ve ortaklığının en güzel örneklerinden biri olan DEİK'in küresel ölçekteki başarılarıyla daima kıvanç duyduk. Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK'e hükümetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz."
Türk dış politikasının temelinde Hazreti Mevlana'nın "pergel" metaforunun bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken, diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz. İç siyasette Ankara'ya sıkışıp kalmadığımız gibi, dış politikada korkular, düşmanlıklar, ön yargılarla hareket etmedik. Komşularımızdan başlayarak tüm ülkelerle ilişkilerimizi 'karşılıklı saygı' ve 'kazan kazan' temelinde geliştirmenin çabası içinde olduk. İhtilaflar yerine müştereklerimizi çoğaltmaya odaklandık. Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce ihmal edilmiş coğrafyalarla ilişkilerimizde yeni açılımlara imza attık.
Vizeleri kaldırarak, diplomatik misyonlarımızın sayısını artırarak başta yakın çevremiz olmak üzere dünyanın birçok bölgesiyle ticari, beşeri, kültürel ve ekonomik münasebetlerimizi güçlendirdik."