New York’ta “Uluslararası Sistemde Adalet Arayışı” paneli

New York’ta “Uluslararası Sistemde Adalet Arayışı” paneli

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızca New York Türkevi'nde düzenlenen "Uluslararası Sistemde Adalet Arayışı" başlıklı panelde konuşmacılar, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin (P5 ülkeleri) veto hakkını kullanma yönteminden dolayı tıkanan sistemin alternatiflerini ele aldı.

Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Akif Kireççi, Hudson Enstitüsü Orta Doğu Barış ve Güvenlik Merkezi Direktörü Michael Doran, Uluslararası Kriz Grubu BM Direktörü Richard Gowan ile Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Washington Koordinatörü Dr. Kadir Üstün'ün konuşmacı olarak yer aldığı panelin moderatörlüğünü, SETA'dan araştırmacı yazar Prof. Dr. Kılıç Buğra Kanat üstlendi.

Panelin başında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 5'li yapısını eleştiren "Dünya Beşten Büyüktür" mottosundan yola çıkılarak hazırlanan videoda, uluslararası sistemin yeniden düzenlenmesi gereğine vurgu yapıldı.

Programda, panelist ve katılımcılara yönelik video mesajı yayınlanan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye'nin, kurucu üyeleri arasında yer aldığı BM'nin temsil ettiği değerlerin "güçlü bir destekçisi ve savunucusu olduğunu" vurguladı.

İletişim Başkanı Duran, Birleşmiş Milletlerin, kurulduğu 1945 yılından bu yana temel hedefleri olan, küresel barış ve güvenliğin sağlanması ile uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi alanlarında önemli başarılara imza attığını ifade etti.

Türkiye'nin BM'nin temsil ettiği değerlerin ve çok taraflılık ilkesinin güçlü bir destekçisi ve savunucusu olduğuna dikkati çeken İletişim Başkanı Duran, Türkiye'nin barış ve güvenlik, kalkınma ve insan hakları alanındaki faaliyetlere istikrarlı ve önemli katkılar sunduğunu vurguladı.

2. Dünya Savaşı sonrası şekillenen BM'nin mevcut yapısının günümüz dinamik ve karmaşık dünyasını temsil etmekten uzak kaldığını belirten İletişim Başkanı Duran, uluslararası sistemin son dönemde önemli bazı sınamalarla karşı karşıya kaldığını ancak pek de iyi bir sınav veremediğini dile getirdi.

İletişim Başkanı Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başta Orta Doğu olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde devam eden çatışma ve gerginlikler, milyonlarca insanı evinden eden büyük göç dalgaları, iklim krizinin etkisini her geçen gün daha fazla hissettirmesi, İslam karşıtlığı ve etnik, dinsel ayrımcılık gibi konular mevcut uluslararası sistemin önünde önemli sınamalar olmaya devam ediyor." 

Son 2 yıldır İsrail'in Gazze'de neden olduğu trajedi ve yıkımın, mevcut yapının ne derece adaletsiz ve çarpık işlediğinin en acı örneklerinden biri olduğunu kaydeden İletişim Başkanı Duran, "İsrail'in işgal politikaları, işlediği savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar karşısında Birleşmiş Milletler, kuruluş misyonunu ifa etmekte yetersiz kalmış, giderek işlevsizleşen hantal bir yapıya dönüşmüştür." ifadelerini kullandı.

BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin veto yetkisi ve adil temsil eksikliği nedeniyle herhangi bir karar alınamadığına, BM'nin bu zulüm karşısında hareketsiz kaldığına işaret eden İletişim Başkanı Duran, BM'nin, meydan okumaları ve krizleri sona erdirebilmek, çağın gereklerine uygun bir küresel düzene uyum sağlamak amacıyla ciddi bir reforma ihtiyaç duyduğunun altını çizdi.

BM'deki reform ihtiyacıyla eş zamanlı olarak ele alınması gereken anahtar niteliğindeki kavramın adalet olduğuna vurgu yapan İletişim Başkanı Duran, şunları kaydetti:

"Bu nedenle panelimizin ana başlığını 'Uluslararası Sistemde Adalet Arayışı' olarak belirledik. Biz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'daha adil bir dünya mümkün' şiarıyla hareket ediyoruz ve bunu sağlamak için de Türkiye olarak sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz. Daha adil, daha eşit, daha barışçıl ve daha istikrarlı bir dünya düzeninin tesisi için her platformda yoğun gayret gösteriyoruz. Birleşmiş Milletler sisteminin daha iyi işlemesine yönelik atılan adımları destekliyoruz."

"Türkiye reform çağrıları, mazlum ve mağdur halkların ve küresel vicdanın sesine dönüştü"

"Uluslararası kurum ve kuruluşların belirli ülkelerin çıkarlarına göre değil, adalet, barış ve istikrar gibi temel ilkelere dayalı olarak yeniden yapılandırılması gerektiğini savunuyoruz" diyen İletişim Başkanı Duran, Türkiye'nin reform çağrılarının mazlum ve mağdur halkların ve küresel vicdanın sesine dönüştüğünü belirtti.

Türkiye'nin, herkes için adaleti, güvenliği ve istikrarı merkezine alan bir düzenin tesisi için öncü ve yapıcı rolünü sürdüreceğinin altını çizen İletişim Başkanı Duran, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın vurguladığı üzere 'Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir sistemin inşası' için çalışmalarımıza devam edeceğiz." diye konuştu.

Krizlerden ders çıkaramayan bir yapının, uzun süre ayakta kalamayacağını dile getiren İletişim Başkanı Duran, "Bugün bizim görevimiz, krizlerin yarattığı yıkımları adalet temelinde kalıcı çözümlere dönüştürmektir." dedi.

Adalet olmadan barışın olmayacağını, barış olmadan da sürdürülebilir bir geleceğin kurulamayacağını vurgulayan İletişim Başkanı Duran, Türkiye'nin, bu vizyonla hareket eden, adalet merkezli bir küresel düzenin inşasına katkı sunan bir ülke olduğunu ve güçlülerin değil, haklının kazandığı bir dünyanın mümkün olduğunu sözlerine ekledi.

Tıkanan sistemde "Türkiye'nin adalet arayışı" vurgulandı

Panelde ilk sözü alan Prof. Dr. Akif Kireççi, "Türkiye bir adalet arayışı içerisinde. Çünkü mevcut sistem ne Ukrayna'da ne Libya'da ne Suriye'de ne de Gazze'de başarılı olabildi. Özellikle Gazze'de yaşananlar, hem BM'nin kendi sistemi içinde kurguladığı adalet divanını ilgisiz hâle getirdi." ifadelerini kullandı.

BMGK'nın 5 daimi üyesinin veto yetkisinin, "adaletin dağıtılması sistemini kilitlediğini" belirten Kireççi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Dünya beşten büyüktür" sözleriyle motto hâline getirdiği ifadenin, daha çok, "kimsesizlerin ve bu sistemde temsil edilmeyenlerin haklarını savunmaya dair bir adalet arayışı" içerdiği değerlendirmesinde bulundu.

Kireççi, uluslararası alanda sorunların artmasıyla, BM Güvenlik Konseyi ile Genel Kurulu arasında "daha aktif bir ilişki olabileceği" ve "veto hakkının kısıtlanabileceği" gibi tartışmaların ağırlık kazandığını söyledi.

Sorunun çözümüne dair konuşan Kireççi, Türkiye'nin tek başına değil, bir koalisyon oluşturmasıyla bir takım değişikliklerin hayata geçirilebileceğini kaydetti.

Uluslararası Kriz Grubu BM Direktörü Richard Gowan ise "BM'nin dünyayı değil, dünyanın BM'yi şekillendirdiğini" vurguladığı konuşmasında, "Tartıştığımız kurumlar ve tüm kurumsal reformlar, daha geniş ve değişen düzenin gerçekçi bir anlayışına oturtulmalı." dedi.

BM'de reform yapmanın "inanılmaz derecede zor" olduğunu söyleyen Gowan, mevcut ABD yönetiminin (Donald Trump yönetimi), bu konuda çok istekli olmadığını vurguladı.

Gowan, BM Güvenlik Konseyi'nin sistemi kilitlemesi nedeniyle uluslararası toplumun çözümü başka yerlerde aramaya başladığını ifade ederek, BM Genel Kurulu ve Uluslararası Adalet Divanı gibi kurumların bu nedenle daha aktif hâle geldiği değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye'nin kaçınılmaz yükselişini göreceğimizi düşünüyorum"

Hudson Enstitüsü Orta Doğu Barış ve Güvenlik Merkezi Direktörü Michael Doran da ABD'nin Suriye ve Irak gibi Orta Doğu ülkelerindeki varlığını azaltmasının bir boşluk oluşturduğunu ve bu boşluğu dolduran ülkelerin başında Türkiye'nin geldiğini söyledi.

Türkiye'nin sadece Orta Doğu'da etkin olmadığını vurgulayan Doran, Ankara'nın aynı zamanda, Avrupa ve Orta Asya'nın da istikrara kavuşturulmasında "kesinlikle vazgeçilmez bir rol oynadığını" ifade etti.

Doran, "Çünkü Türkiye, Azerbaycan üzerinden Orta Asya'ya, Karadeniz üzerinden Avrupa'ya ve oradan da Orta Doğu'ya ulaşıyor. Türkiye'nin kaçınılmaz yükselişini göreceğimizi düşünüyorum." diye konuştu.

BM'nin resmî yapısının değişeceği konusunda pek iyimser olmadığına işaret eden Doran, önümüzdeki süreçte, bu yapının bölgesel sorunların çözümü için "daha az önemli hâle geleceği" düşüncesini paylaştı.

SETA Washington Koordinatörü Kadir Üstün de BM Güvenlik Konseyi'nin mevcut yapısını eleştirdiği konuşmasında, "Dünya Güvenlik Konseyi'nin ötesine geçiyor ve Güvenlik Konseyi giderek daha önemsiz hâle geliyor." dedi.

Üstün, ülkelerin ve uluslararası toplumun, "küresel sorunları daha kapsamlı bir şekilde ele alacak bir sistem kurmakla" gerçekten ilgilenip ilgilenmediğinin sorgulanması gerektiğini vurguladı.

Filistin ve diğer birçok sorunu çözemeyen mevcut sistem, "bir yol ayrımına" gelindiği değerlendirmesinde bulunan Üstün, uluslararası problemlerin ele alınışındaki "ilkesizliğe" işaret etti.

Üstün, "Bence, ABD'nin liderlik rolünü üstlenmek istememesi nedeniyle büyük ölçüde veya kısmen bir kriz yaşıyoruz." diye konuştu.