“NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma” Konferansı düzenlendi

“NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma” Konferansı düzenlendi

Başkanlığımız ile Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfının (SETA) iş birliğiyle "NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma" Konferansı düzenlendi.

Programa Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Nebi Miş, AA Genel Yayın Yönetmeni ve Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Özhan ile çok sayıda davetli katıldı.

Program, NATO'nun önemine işaret eden video gösterimiyle başladı. 

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler konuşmasında, artan risk ve tehditleri nedeniyle güvenlik paradigmalarının hızlı ve sürekli olarak değiştiği hassas bir süreçten geçildiğini söyledi.

Küresel ve bölgesel düzeyde belirsizlik ile öngörülemezliğin hâkim olduğu ortamda konvansiyonel tehditler, siber saldırılar ve nükleer riskte artış gözlemlendiğini ifade eden Güler, "Bölgesel çatışmalar, terörizm, hibrit harekât ve vekalet savaşları yaygınlaşmaktadır. Enerji güvenliğinin çatışmaları artırma potansiyeli ticaret savaşlarının yoğun etkisi ve uzay yarışının yeni rekabet ortamı yaratma potansiyeli önümüzdeki dönemin öne çıkan güvenlik konuları arasındadır." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye NATO'nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri"

Bakan Güler, ayrıca Akdeniz ve Ege'de faaliyet gösteren NATO Deniz Harekât ve Misyonlarının komutasının Türkiye tarafından değişik dönemlerde sürekli olarak deruhte edildiğini belirtti.
Türkiye'nin, bu yıl Estonya'da, akabinde ise Romanya'da NATO Hava Polisliği görevlerini üstleneceğini aktaran Güler, "Türkiye tüm bu faaliyet ve katkılarıyla yalnızca sahada değil NATO'nun planlama ve karar alma mekanizmalarında görev yapan yüksek profesyonellik ve sorumluluk bilincine sahip komutanlarımız ve karargâh subaylarımız ile NATO'nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır." ifadelerini kullandı.

"Türkiye, Avrupa'nın güvenliğine ve savunmasına daha da fazla katkı sağlayabilir"

Geleceğin NATO'sunun çok boyutlu bir güvenlik ekosistemi sağlayabilmesi maksadıyla Ankara Zirvesi'nden beklentinin öncelikle müttefiklerin 5'inci maddeye bağlılıklarını teyit etmeleri olduğuna vurgu yapan Güler, şöyle devam etti:

"Müttefiklerin savunma harcama taahhütleri ve kendilerine tahsis edilen askerî yetenek hedeflerinde geldikleri aşamayı somut olarak ortaya koymaları, savunma üretim kapasitesini artırmak yenilikçi ve sürdürülebilir savunma sanayi ekosistemini güçlendirmek ve yeni yetenek hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracak iş birliği alanlarını belirlemeleri, liderlerimize sunulacak olan savunma ve caydırıcılık hazırlıklarını onaylamalarıdır. Ayrıca zirvede Avrupa Birliği'nin, başta ülkemiz olmak üzere AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini dışarıda bırakan güvenlik yaklaşımlarından vazgeçmesini ve NATO'yu destekleyici pozisyonuna geri dönmesini ümit ediyoruz. Aksi takdirde Avrupa Birliği'ni bu yaklaşımının Avrupa'nın güvenliği ve dayanıklılığına ABD'nin Avrupa'da kuvvet azaltmasından daha fazla zarar vereceğini değerlendiriyoruz."

"Müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkemiz"

Türkiye'nin, İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan riyasetindeki makul, rasyonel, yapıcı tutum ve yaklaşımının her kesimden vatandaş tarafından doğru bulunduğunu ifade eden Güler, "Ülkemizin yerli ve millî savunma sanayinde gerçekleştirdiği atılımlar da takdir edilmekte ve bekamız açısından vazgeçilmez görülmektedir. Yapılan güncel anketler de bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye olarak bekamızın korunması, egemenlik haklarımıza saygı, uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir." şeklinde konuştu.

SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş, konuşmasında programın son derece kritik bir dönemde düzenlendiğini söyledi. Miş, "Bir yandan krizlerin çok boyutlu biçimde derinleştiği, diğer yandan bölgemizde devam eden ve bir ateşkes ihlal edilse de kalıcı bir barış ihtimalinin belirsizliğini koruduğu bir savaş ortamının içerisindeyiz. Ayrıca, Ukrayna-Rusya Savaşı, İran-İsrail-ABD Savaşı bağlamında NATO'nun geleceğine dair tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemdeyiz." diye konuştu.

"Türkiye, temmuz ayında NATO tarihinin en kritik seviyelerinden birine ev sahipliği yapacak." diyen Miş, bugünkü programda güvenlik ve savunma mimarilerinin nasıl yeniden şekillendiğinin ele alınacağını dile getirdi.

"NATO, benzeri görülmemiş bir sınamayla karşı karşıya"

Miş, dünyanın çok boyutlu güvenlik krizinden geçmekte olduğunu, askerî ve askerî olmayan tehditlerin iç içe geçtiğini, belirsizliklerin arttığını vurguladı. Uluslararası sistemin adeta kapsamlı stres testine tabi tutulduğuna dikkati çeken Miş, şöyle konuştu:

"NATO, benzeri görülmemiş bir sınamayla karşı karşıya. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı, özellikle İttifak'ın doğu kanadında tehdit algılarını derinleştirmiştir. İran'a yönelik müdahale bağlamında ortaya çıkan farklı yaklaşımlar ise İttifak içi uyum tartışmalarını yeniden gündeme getirmiştir. Bu dönemde ortak savunma anlayışının tahkim edilmesi ve genişletilmiş caydırıcılık stratejisinin korunması, her zamankinden daha hayati hâle gelmiştir. Bu bağlamda 7-8 Temmuz 2026'da Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek Ankara zirvesi, yalnızca coğrafi bir ev sahipliğinin ötesinde, NATO'nun geleceğini şekillendirecek bir eşik niteliği taşımaktadır. Türkiye'ye düşen sorumluluk da bu nedenle son derece büyüktür. Türkiye, 70 yılı aşkın süredir İttifak'ın operasyon ve misyonlarına en fazla katkı sunan ülkelerden biri olmuştur."