“Muhteşem Mabet Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi kitabı yayında

“Muhteşem Mabet Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi kitabı yayında

Başkanlığımızca hazırlanan; İstanbul’un tarihî siluetinin en önemli sembollerinden biri olan Ayasofya’nın köklü geçmişini, yeniden açılış sürecini ve basın tarihindeki izlerini bir araya getiren "Muhteşem Mabet Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi" adlı eser yayımlandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdim yazısını kaleme aldığı eser hem Türkiye’nin hem de İslam dünyasının tarihî ve kültürel mirasının canlandırılması adına atılan büyük adımı ve yapının korunması için süratle hayata geçirilen tedbirleri detaylıca ele alınıyor.

Kitap, yalnızca tarihî süreci aktarmıyor, aynı zamanda Türk basın tarihine de ışık tutuyor.

Ayasofya’nın müzeye dönüştürüldüğü 1934 yılından itibaren Türk basınının usta kalemlerinin o hüzünlü dönemi değerlendiren ve Ayasofya’ya dair yıllar boyunca kaleme aldıkları tarihi yazılar çalışmada gözler önüne seriliyor. Söz konusu eserde Ayasofya’nın yeniden cami olarak açılmasından itibaren yürütülen, yapılmakta olan koruma, ihya ve bakım çalışmalarının bir kısmı belgelenerek kayıt altına alınıyor.

Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’nin aslına rücu etme sürecindeki fikrî ve fiilî mücadele aşamalarını bir bütün olarak sunan kitap, Ayasofya’nın yeniden diriliş mücadelesini yansıtarak hem geçmişin basın hafızasını koruması hem de yapılan hizmetleri belgelemesi bakımından kıymetli bir eser niteliği taşıyor.

“Hem milletimiz hem de tüm İslam dünyası 86 yıldır hasretini çektiği bu mukaddes mabede yeniden kavuştu”

Cumhurbaşkanı Erdoğan kitabın takdim yazısında, asırlar boyunca “Kostantiniyye (İstanbul) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” müjdesine ulaşmak isteyen İslam orduları doğudan batıya Kostantiniyye’ye akın etttiğini hatırlattı.

Bu kutlu müjdeye 29 Mayıs 1453 sabahı, Fatih Sultan Mehmed Han ve askerlerinin nail olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “şair Sezai Karakoç’un ifade ettiği gibi, Hz. Peygamberin, İstanbul’a bu kadar önem vermesi, onun Doğu’nun sözcüsü, Batı’ya karşı Doğu’nun Kürsüsü olmasındandı. Orada Ayasofya’nın bulunmasındandı. Ayasofya’nın cami olması, dinin cihanşümulleştiğinin tescili olacağındandı. Ayasofya’yı kölelikten kurtarmak, hürriyetine kavuşturmak isteğindendi.” İfadelerini kullandı.

Aziz İstanbul’umuzun tarihî silüetindeki en önemli sembollerden biri olan Ayasofya’nın, asırlar boyunca pek çok dönüşüme uğradığını ve pek çok medeniyetten izler taşıdığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, haşmetli bir Bizans kilisesi olarak inşa edilen Ayasofya’nın, o kutlu fetih sabahından itibaren cami olarak hizmet vermeye başladığını ve İslâm dünyasının sembol mabetlerinden biri hâline geldiğini anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fetihle birlikte camiye dönüştürülen ve 481 yıl boyunca ecdadın secdelerinin, yakarışlarının ve dualarının arşa yükseldiği mukaddes bir mekân olarak kalan Ayasofya’nın, 1930’lu yıllarda başlatılan restorasyon çalışmalarının ardından, 24 Kasım 1934 tarihli bir Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürüldü.” dedi.

Danıştay’ın, 10 Temmuz 2020 tarihinde söz konusu Bakanlar Kurulu kararını iptal ettiğini ve bu kutlu mabedin yeniden ibadete açılmasının önünde herhangi bir engel kalmadığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, imzalanan 2729 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Ayasofya’nın yeniden ibadete açıldığını belirtti. Böylece, Türkiye’nin ve İslâm dünyasının tarihî ve kültürel mirasının canlanması yönünde büyük bir adım atılmış olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem Türk milletinin hem de tüm İslam dünyasının 86 yıldır hasretini çektiği bu mukaddes mabede yeniden kavuştuğunu kaydetti.

Fatih Sultan Mehmed Han’ın, Ayasofya’nın ilelebet muhafazasını vasiyet ettiğini ve cami hüviyetinin devamlılığını şart koştuğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasının, bu aziz emanete kararlılıkla sahip çıkıldığının önemli göstergesi olduğuna dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayasofya’nın asli kimliğine kavuşturulması, bu mabedin kapılarındaki zincirlerin, aynı zamanda gönüllerdeki ve ayaklardaki prangaların da topyekûn kırılıp atılmasıdır. Milletimin gönlünde büyük bir özleme dönüşen Ayasofya’nın tekrar cami olarak ibadete açılmasına ilişkin kararın alınmasını bizlere nasip eden Rabb’ime sonsuz hamd ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan bu çalışmada Ayasofya’nın yeniden cami olarak açılmasından itibaren yaptığımız ve yapmakta olduğumuz çalışmaların bir kısmı yer almaktadır. Bunun yanı sıra yine basın tarihimizin önemli kalemlerinin Ayasofya’ya dair yıllar boyunca kaleme aldıkları yazıların da görülebilmesi bakımından eserin önemli bir kültür hizmeti olduğuna inanıyorum.

Bu itibarla Ayasofya’nın yeniden diriliş mücadelesini yansıtan ‘Muhteşem Mabet Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’ kitabının hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum.”

“Muhteşem Mabet Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi” kitabına erişmek ve indirmek için lütfen tıklayınız.