Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Macaristan'ın başkenti Budapeşte’de “Stratcom Public Forum: A Fairer World is Possible” paneli düzenlendi.
Günümüz uluslararası sisteminde belirsizliklerin, adaletsizliklerin ve küresel sorunların giderek arttığı budönemde, uluslararası örgütler çağın zorluklarına etkili çözümler üretmekte güçlük çekmekte, çok taraflılık ise zemin kaybetmektedir. Bu bağlamda Türkiye, girişimci ve insani dış politika anlayışıyla, daha adil bir dünya inşa edebilmek adına kapsayıcı, şeffaf, hesap verebilir ve çok taraflı bir sistemin inşası için kararlı bir şekilde çalışmalarına devam etmektedir. Türkiye’nin bu amacını pekiştirmek üzere, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın "Dünya Beşten Büyüktür" söylemiyle somutlaştırdığı, uluslararası hukuka, insan haklarına, meşruiyete ve diyaloğa öncelik veren daha adil bir uluslararası sistemin oluşturulmasına yönelik tartışmaların yapıldığı “Stratcom Public Forum: A FairerWorld is Possible (Daha Adil Bir Dünya Mümkün)” başlıklı panel, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de gerçekleştirildi.
Etkinliğe, çok sayıda akademisyen, gazeteci, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve bürokratların yanı sıra geniş bir uluslararası izleyici kitlesi katılım gösterdi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un mesajlarını gönderdiği panelin açılış konuşmasını Türkiye’nin Budapeşte Büyükelçisi Gülşen Karanis Ekşioğlu yaptı. Karanis Ekşioğlu konuşmalarında, geçmişin kurumlarının günümüz ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını vurgulayarak, bölgesel iş birliklerinin bu eksiklikleri gidermede etkili olduğuna dikkat çekti. Uluslararası sistemin sebebiyet verdiği adaletsizliklerin altını çizen Ekşioğlu, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün”mottosu etrafında şekillenen çok taraflı ve çok yönlü bir ajandası olduğunu belirtti.
Açılış konuşmalarının ardından “Stratcom Public Forum: A Fairer World is Possible” başlıklı panele geçildi. Kırıkkale Üniversitesi’nden öğretim üyesi Prof. Dr. İslam Safa Kaya’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; Macar Dış İlişkiler Enstitüsünden Prof. Dr. Laszlo Vasa, Mathias Cornivus Collegium’dan Rodrigo Ballester, Ludovika University of Public Service’ten Dr. Zoltan Egeresi ve Dezenformasyonla Mücadele Merkezinden koordinatör İdris Kardaş konuşmacı olarak yer aldı.
“Uluslararası sistem çok taraflı ve kapsayıcı olmalıdır.”
Prof. Dr. Kaya, panelde küresel adaletin sağlanmasına yönelik önemli mesajlar verdi. Kaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Daha adil bir dünya mümkün” sözünü, sadece bir çağrı değil, küresel eşitlik ve adalet için bir umut ışığı olarak nitelendirdi. Kaya, adaletin yalnızca bireysel değil, toplumsal ve küresel düzeyde de sağlanması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca, küresel adaletin temellerinin insan hakları ve eşitlikten geçtiğini vurgulayarak, her bireyin eşit haklara sahip olması gerektiğini belirtti. Eğitim ve sağlık gibi eşitsizlik sorunlarının, yerel düzeyde adaletin sağlanmasında önemli engeller teşkil ettiğini ifade etti. Kaya, mevcut uluslararası sistemlerin, gelişen ülkeler için eşitsizliğe neden olduğunu ve adaletin daha kapsayıcı bir şekilde sağlanması gerektiğini söyledi. Küresel dayanışma ve iş birliğinin daha adil bir dünya için kritik öneme sahip olduğunu belirten Kaya, "Daha adil bir dünya mümkün, bunun için birlikte hareket etmeliyiz." diyerek sözlerine son verdi.
“Bağlantısallık mevcut sorunların çözümlenmesinde önem arz etmektedir.”
Prof. Dr. Laszlo Vasa, küreselleşme ve pazar taleplerinin hızla gelişen iletişim araçlarına olan talebi artırdığını, bu durumun dijital altyapı ve daha güvenilir çözüm gereksinimlerini beraberinde getirdiğini belirtti. Avrupa'da, 5G koridorları ve akıllı ulaşım ağları gibi yatırımların, Avrupa'nın rekabet gücü için kritik önemde olduğunu ifade etti. Ayrıca, güvenlik tehditlerinin ve iklim değişikliğinin de uluslararası bağlantılılık ihtiyacını artırdığına dikkat çekti.
Bağlantılılığın, yalnızca jeopolitik faktörlerden değil, ekonomik ve güvenlik taleplerinden de şekillendiği vurgulandı. Ülkelerin, daha güçlü iş birlikleri kurarak, uluslararası alanda daha fazla etki yaratma yolunda olduğunu belirten Prof. Dr. Vasa, kapsayıcı altyapı yatırımları, dijital iş birlikleri ve insan ilişkilerini güçlendiren projelerin önemini vurguladı. Prof. Dr. Vasa, diplomasinin hızlı değişen dünyaya adapte olabilmesi için sürekli bir iletişim ve esneklik gerekliliği dile getirerek sözlerine son verdi
“Ulusal egemenlik, uluslararası ilişkilerde hâlâ en sağlam rehber.”
Rodrigo Ballester, uluslararası ilişkiler ve jeopolitikakonusunda güç ve çıkarların ön planda olduğunu belirterek, daha adil bir dünya kurma çabalarının gerekliliğine rağmen jeopolitik dilin daha çok “güce sahip olma” dilini kullandığını vurguladı. Birleşmiş Milletlerin (BM) yapısının köhnediğinive Güvenlik Konseyi'nin 80 yıl sonra hâlâ beş ülkenin belirleyici gücünde olmasının sorgulanması gerektiğini ifade etti. BM'nin ideolojik etkiler ve bürokrasi tarafından ele geçirildiğini, bu yüzden uluslararası kuruluşların genellikle üyelerinin çıkarları doğrultusunda değil, kendi ideolojik ve bürokratik hedefleri doğrultusunda hareket ettiğini belirtti. Ayrıca, BM'nin yeniden yapılandırılması gerektiğini ve bunun için üyelerin ulusal çıkarlarını yeniden öne çıkarmalarının faydalı olacağını ifade etti.
Avrupa ve dünya ölçeğinde devletlerin, kendi çıkarlarına odaklanarak daha etkili bir diplomasi izlemeleri gerektiğini savundu. Son olarak, ideolojik perspektiften uzak uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesinin, daha anlamlı ve verimli olacağını söyledi. Ulusal egemenliğin, uluslararası ilişkilerde hâlâ en sağlam rehber olduğunu belirterek, BM ve diğer uluslararası organizasyonların kendi varlıklarını ve egemenlikleri erozyona uğratmadan hizmet etmeleri gerektiğini dile getirerek sözlerine son verdi.
“Değişmeyen aktör davranışları, uluslararası sistemin değişmesinin önünde engel teşkil edebilir”
Uluslararası ilişkilerdeki farklı teorilere ve tarihsel gelişimlere kısaca değinerek sözlerine başlayan Dr. Zoltan Egeresi, geçmişten günümüze bir hat çizerek 20. yüzyılın başında akademisyenlerin, yeni bir savaşın önlenebilmesi için birlikte çalışmaya başladıklarını söyledi. Uluslararası ilişkilerdeki üç ana yaklaşımı- realizm, liberalizm ve yapısalcı yaklaşımlar-açıklayan ve bu alandaki aktör davranışlarının çok değişikliğe uğramadığını belirten Egeresi, uluslararası dinamiklerin aynı doğrultuda devam etme ihtimaline değindi. 1945 sonrası uluslararası güç dengelerinin değiştiğini ve yeni yükselen güçlerin ortaya çıktığını vurguladı. Ayrıca, son yıllarda dünya üzerindeki çatışmaların sayısının arttığını ve bunların giderek daha tahmin edilemez hâle geldiğini söyledi. Pozisyonu fark etmeksizin tüm devletlerin koşullara göre daha fazla siyasi etki gösterme eğiliminde olduğunu, stratejik olarak güçlü devletlerin konumlarını kullanarak etkili olabileceklerini belirtti. Son olarak, mevcut uluslararası sistemin reforme edilmesi gerektiğini ve bu değişimlerin uluslararası gündemde tutulmasının daha adil ve daha istikrarlı bir dünya için gerekli olduğunu söyledi.
“BM ve uluslararası sistemin reformu toplumsal bir mesele olmalı”
Dezenformasyonla mücadele ve küresel adaletin sağlanması adına önemli açıklamalarda bulunan İdris Kardaş, Birleşmiş Milletler'in (BM) mevcut yapısının revize edilmesi ve reform sürecine girmesi gerektiğini vurguladı. Kardaş, adaletsizlik üreten bu uluslararası mekanizmanın varlığını sürdürmesinin ve bu durumun Suriye'de yaşanan trajedinin başka ülkelerde yaşanmamasının garantisini veremediğini söyleyerek mevcut sistemin yarattığı tehditlere dikkat çekti. Ayrıca, küresel düzeyde etkili bir çözüm için yeni bir stratejinin geliştirilmesinin zorunlu olduğunu ifade eden Kardaş, tüm bu tartışmaların yalnızca bürokrasi ve akademi ile sınırlı kalmaması gerektiğini, sivil toplumun da bu sürece dâhil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan dezenformasyonun, adaletsizliği yeniden üreten bir mekanizma hâline geldiğine değinen Kardaş, Türkiye'nin bu alanda büyük çabalar sarf ettiğini ve bilginin doğru ve adil şekilde yansıtılmasının küresel barışa katkı sağlayacağını söyledi.
Panel kapsamında ayrıca akademisyenlerin ve kamu görevlilerinin katılımıyla bir yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi. Panel programının sona ermesinin ardından ziyaretçiler, Ressam Devrim Erbil’in sanat hayatının anlatıldığı belgesel gösterimine katıldı.