“Küresel Dönüşüm Sürecinde Türkiye-Somali İlişkileri Paneli” düzenlendi

“Küresel Dönüşüm Sürecinde Türkiye-Somali İlişkileri Paneli” düzenlendi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız, 25 Şubat 2026 tarihinde Ankara’da “Küresel Dönüşüm Sürecinde Türkiye-Somali İlişkileri” başlıklı bir panel  düzenledi. Küresel ölçekte yaşanan siyasi, ekonomik ve stratejik dönüşümlerin ele alındığı toplantıda, Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin mevcut durumu, gelecek perspektifi ve iş birliği alanları kapsamlı biçimde değerlendirildi. Panel kapsamında iki ülke arasındaki diplomatik, ekonomik ve insani ilişkilerin geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu.

Video gösterimi ile başlayan etkinlikte açılış konuşmalarını Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Somali Federal Cumhuriyeti Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur ve Somali Federal Cumhuriyeti Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Daud Aweis Jama yaptı.

İletişim Başkanı Duran konuşmasında, Türkiye-Somali diplomatik ilişkilerinin 60. yılına dikkat çekerek, 2005 yılında başlatılan Afrika Açılımı sonrasında ilişkilerin çok boyutlu ve stratejik bir çerçeve kazandığını belirtti. Afrika’nın Türkiye için sadece diplomatik bir saha değil, tarihsel ve insani bağlarla şekillenmiş bir gönül coğrafyası olduğunu ifade eden İletişim Başkanı Duran, Somali’nin bu vizyonun merkezinde yer aldığını vurguladı. 2011 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mogadişu’ya gerçekleştirdiği ziyaretin, yalnızca ikili ilişkiler bakımından değil, küresel kamuoyu nezdinde de bir kırılma noktası oluşturduğunu ve Türkiye’nin kriz döneminde sahaya inerek dayanışmayı fiilen gösterdiğini dile getirdi.

İletişim Başkanı Duran, Türkiye’nin Afrika politikasının eşitlik, karşılıklı saygı ve ortak kazanım anlayışına dayandığını, yatırım, ticaret, teknoloji, eğitim, altyapı ve savunma sanayi alanlarında birlikte üretme ve birlikte büyüme vizyonunun benimsendiğini ifade etti. 2005 yılında kıtada 12 olan büyükelçilik sayısının 44’e yükselmesi ve ticaret hacminin 40 milyar dolara çıkmasının bu iradenin göstergesi olduğunu, ilişkilerin sahada yürütülen somut projelerle anlam kazandığını belirtti. Mogadişu’da kurulan Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile 2017’de açılan TURKSOM Askerî Eğitim Üssü’nün kapasite inşasındaki önemine değinen İletişim Başkanı Duran, 2024 yılında imzalanan savunma ve ekonomik iş birliği çerçeve anlaşmasının ilişkileri daha ileri bir stratejik aşamaya taşıdığını söyledi. Türkiye’nin, Somali’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteğin ilkesel ve kararlı olduğunu hatırlatan İletişim Başkanı Duran, enerji, denizcilik, gıda güvenliği ve dijital dönüşüm alanlarında ortaklığın daha da derinleşeceğini vurguladı.

Somali Federal Cumhuriyeti Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Nur ise Balıkesir’de düşen F-16 uçağımızda şehit olan kahraman pilotumuza Allah’tan rahmet, ailesine ve aziz milletimize başsağlığı dileyerek sözlerine başladı. Sözlerinin devamında Türkiye ile Somali arasında köklü ortak tarihe atıfta bulunarak, Türkiye’yi her zaman gerçek ve güvenilir bir dost olarak gördüklerinin altını çizdi.

Bakan Nur, iki ülke arasında asıl dönüşümün Ağustos 2011’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mogadişu ziyaretini gerçekleştirmesiyle başladığını; bu adımın sadece siyasi değil ahlaki bir irade beyanı olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ziyaretle Peygamber Efendimizin “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisini uluslararası kamuoyuna hatırlattığını belirtmiştir. Türkiye’nin yaklaşımının jeopolitik hesapların ötesinde, insani sorumluluk ve vicdani dayanışma temelinde şekillendiğini belirten Bakan Nur, Mogadişu’da açılan büyükelçiliğin diğer ülkelerin de Somali’ye dönmesinin önünü açtığını dile getirdi. 8 Şubat 2024 tarihinde imzalanan anlaşmayla ilişkilerin stratejik ortaklık seviyesine ulaştığını vurgulayan Nur, artık sadece yardımın değil ortak üretim, ortak güvenlik ve ortak kalkınma perspektifinin konuşulduğu bir döneme girildiğini belirtti.

Somali Federal Cumhuriyeti Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Jama da ilişkilerin sembolik dayanışmayı aşarak kurumsallaşmış ve yapılandırılmış uzun vadeli bir ortaklığa dönüştüğünü söyledi. 2011 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mogadişu ziyaretiyle uluslararası izolasyonun kırıldığını ve bu ziyaretin Somali halkının hafızasında derin bir yer edindiğini ifade eden Bakan Jama, güvenlik, savunma, altyapı, denizcilik ve enerji arama faaliyetlerinin ortaklığın temel sütunlarını oluşturduğunu belirtti. Afrika’nın en uzun kıyı şeritlerinden birine sahip olan Somali’nin bu potansiyelini değerlendirmek adına Türkiye ile geliştirilen mavi ekonomi ve deniz güvenliği iş birliklerinin yeni bir dönem başlattığını kaydetti. Enerji alanındaki sismik araştırmaların ekonomik bağımsızlık açısından kritik olduğunu belirten Bakan Jama bu ortaklığın sürdürülebilir kalkınma perspektifi taşıdığını vurguladı. Bakan Jama ayrıca Türkiye’nin Somaliland meselesi bağlamındaki ilkesel tutumunun güveni pekiştirdiğini ve başarının Somali vatandaşlarının yaşam standartlarındaki iyileşmeyle ölçülmesi gerektiğini dile getirdi.

Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen panel oturumunun moderatörlüğünü SETA Vakfı Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş üstlendi. Panelde Somaville Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yahya Amir Hagi İbrahim, The Peninsula Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi İcra Direktörü Yasin Bashir Sh İbrahim ve Secure Futures Lab, Toronto Üniversitesi araştırmacısı Ebuzer Demirci konuşmacı olarak yer aldı.

Somali’nin Afrika Boynuzu’ndaki jeostratejik konumunun deniz ticareti ve bölgesel güvenlik açısından kritik önem taşıdığını ifade eden Demirtaş, Türkiye’nin 2011 yılında başlattığı insani yardım sürecinin bugün askerî iş birliği, enerji, teknoloji ve altyapı yatırımlarını kapsayan çok boyutlu bir stratejik ortaklığa dönüştüğünü söyledi. Somali’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının yalnızca bölgesel istikrar için değil, uluslararası güvenlik mimarisi açısından da hayati olduğunu belirten Demirtaş, eğitim ve insan kapasitesine yapılan yatırımların, özellikle Türkiye Bursları gibi programların uzun vadeli kalkınmanın temelini oluşturduğunu vurguladı. Türkiye-Somali ilişkilerinin karşılıklı güven, kurumsal kapasite inşası ve sürdürülebilir kalkınma ekseninde derinleşerek ilerlediğini ifade ederek konuşmasını tamamladı.

Panelin ilk konuşmacısı Prof. Dr. Yahya İbrahim, 500-600 yıl öncesine uzanan tarihsel bağların ve Osmanlı döneminden gelen dayanışmanın kalıcı bir hafıza oluşturduğunu ifade etti. 2011 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerçekleştirdiği ziyaretin insani yardımın ötesinde Somali’nin egemenliğine ve siyasi meşruiyetine verilen güçlü bir destek olduğunu belirten İbrahim, bu ortak geçmişin hem Türkiye’de hem de Somali’de daha görünür hâle getirilmesi gerektiğini söyledi. Somali kimliğinin yalnızca mevcut devlet sınırlarıyla kısıtlı olmadığını, Doğu Afrika'daki geniş Somali topluluklarını da kapsadığını hatırlatan İbrahim, Türkiye’nin “kazan-kazan” anlayışıyla Somali ile Etiyopya arasında dengeli bir yaklaşım benimseyerek bölgesel gerilimin azaltılmasına somut katkı sunduğunu vurguladı. İbrahim, sağlık, eğitim ve ekonomi alanlarındaki ilerlemelerin toplumsal hayatta bizzat hissedildiğini belirterek, Türkiye’nin özellikle insan kaynağına yaptığı yatırımın Somali'nin geleceği için en yüksek stratejik değere sahip unsur olduğunu ifade etti.

Ardından söz alan Yasin İbrahim, birçok ülke güvenlik gerekçesiyle Mogadişu’dan kaçarken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretinin uluslararası algıyı temelden değiştirdiğini ve Türkiye’nin risk alan yaklaşımının dönüştürücü etkisinin altını çizdi. Türkiye’yi diğer aktörlerden ayıran temel farkın, yardımları doğrudan Somali devlet kurumları üzerinden yürütmesi ve dayatmacı olmayan, eşitlikçi bir model geliştirmesi olduğunu ifade etti. Somali halkının Türkiye’ye duyduğu sevginin egemenliğe verilen destek, terörle mücadele ve doğal kaynakların Somali halkı yararına değerlendirilmesi gibi üç temel sütuna dayandığını belirten İbrahim, Türkiye’de eğitim alan Somalili gençlerin gelecekte bu stratejik ortaklığın en güçlü köprüsü olacağını dile getirdi. Yahya İbrahim, bu modelin Somali'nin dış yardıma olan bağımlılığını azaltarak gerçek bir ekonomik bağımsızlık yolu açtığını da sözlerine ekledi.

Panelin son konuşmacısı Ebuzer Demirci ise Türkiye’nin tarihsel bağlar, insani yardım ve altyapı yatırımlarını eş zamanlı yürüterek diğer aktörlerden ayrıştığını belirtti. Türk Hava Yolları’nın uçuşları, liman projeleri ve TURKSOM Askerî Eğitim Üssü’nün Somali’nin devlet kapasitesini güçlendirdiğini ifade eden Demirci, enerji alanındaki sismik araştırmaların ve sondaj faaliyetlerinin Somali’nin millî çıkarları için stratejik bir başlık olduğunu vurguladı. Somali’nin artık çökmüş devlet olarak nitelendirilemeyeceğini, güvenlik ve kurumsallaşma alanlarında önemli ilerlemeler kaydettiğini belirterek konuşmasını tamamladı.

Panel, Türkiye-Somali ilişkilerinin güvenlik, ekonomi, insani yardım ve kamu diplomasisi boyutları çok yönlü şekilde ele alınırken, küresel dönüşüm sürecinde iki ülkenin bölgesel ve uluslararası sistemde üstlenebileceği roller üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Panel, karşılıklı iş birliğinin daha da derinleştirilmesine yönelik güçlü irade vurgusuyla sona erdi.