Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türk Mutfağı Haftası’na ilişkin bir video mesaj gönderdi.
Başkanlığımız, Türk Mutfağı Haftası kapsamında çalıştay ve panel ile mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri ve kültürel gezilerden oluşan etkinlik serilerine, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında tescilli olan şehrimiz Gaziantep’te başladı.
İletişim Başkanı Duran mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Türk Mutfağı Haftası vesilesiyle gastronomimizin kalbi Gaziantep’te düzenlenen bu anlamlı programın açılışında sizlere hitap etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Öncelikle Türk Mutfağı haftasını himaye eden ve mutfağımızın dünyaya tanıtılmasına büyük emek veren Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’ye şükranlarımı sunuyorum.
Bildiğiniz üzere Türk Mutfağı Haftası’nın bu yılki teması ‘Bir Sofrada Miras’. Bizim mutfağımız; sahip olduğu çeşitliliğin ötesinde köklü tarihimizden, kadim kültürümüzden, gelenek-göreneklerimizden bize kalan en anlamlı miraslardan birisidir. Çünkü bizler sofraya sadece yemek yemek için oturmayız, aynı zamanda gönlümüzü ve ruhumuzu da doyurmak için otururuz.
Bizim sofralarımızda, kuşaklar bir araya gelir, dostluklar pekişir, üzüntüler hafifler, sevinçler çoğalır. Bizim masallarımız, filmlerimiz, dizilerimiz hep bir sofra etrafında şekillenir. Bizim için sofra, varıp geldiğimiz bir menzil gibidir; acı ve tatlı hatırasıyla ömürler sofralarla hatırlanır. Hasılı bizim hikâyemiz, bir sofra etrafında akıp gider…
Anadolu’nun bereketli topraklarında her Türk mutfağı, yüzyılların birikimi olan yemeklerin yanı sıra ömürler dolu hikâyeyi da bugüne taşıyan eşsiz bir mirastır.
Her tarifte bir hatıra, her lezzette bir emek, her sofrada bir hikâye, bir yaşanmışlık vardır. Bu zenginlik; farklı coğrafyaların, iklimlerin ve yaşam biçimlerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş; çeşitliliğiyle dünyada müstesna bir yer edinmiştir.
Gaziantep gibi gastronomi alanında uluslararası düzeyde tanınan şehirlerimiz, bu mirasa hakkıyla sahip çıkmaktadır. Asırlardır süregelen ustalık geleneği ve yerel ürünlere verilen değer, bu şehirlerimizi sadece birer lezzet durağı değil, aynı zamanda birer kültür merkezi hâline getirmektedir.
Bu programımızda sofra kültürünün tarihsel derinliğini ve gastronomi mirasımızın uluslararası görünürlüğünü artıracak stratejik yaklaşımları görme imkânı bulacağız.
Öte yandan mutfağımızın, Türkiye’nin yumuşak gücünü destekleyen küresel bir marka olarak konumunu değerlendireceğiz. Bu zengin birikimin; kamu, yerel yönetimler, özel sektör, akademi ve medya arasında kurulacak iş birlikleriyle sürdürülebilir bir gastrodiplomasi modeline dönüştürülmesini müzakere edeceğiz.
Ben bu önemli organizasyonun özelde Gaziantep’in genelde ise Türkiye’nin gastrodiplomasi vizyonu açısından somut çıktılara vesile olacağına yürekten inanıyorum. Bu anlamlı organizasyonun düzenlenmesine katkı sunan başta valiliğimiz ve büyükşehir belediyemiz olmak üzere kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Fikirleri ve teklifleriyle oturumlara katılacak olan panelistlerimize ve yoğun ilgilerinden dolayı Gaziantep halkına şükranlarımı sunuyorum.
Sizleri saygıyla selamlıyorum.”