Başkanlığımız tarafından Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin asli kimliğine kavuşmasıyla birlikte Edirne’den Şırnak’a, Manisa’dan Kars’a kadar Türkiye'nin 81 ilinden vatandaşların duygu ve düşüncelerini paylaştığı CİMER başvuruları “Ayasofya: Hasretten Vuslata-Nesillerin Hasreti, Milletin Sesi" adı altında kitaplaştırıldı.
Ayasofya’nın bir ibadethane olmanın ötesinde bağımsızlığın, ahde vefanın ve millî egemenliğin şifresi olduğunu belgeleyen çalışma, vatandaşların bu tarihî olay karşısında tanıklıklarını ele alıyor.
Mimar Sinan’ın minareleriyle asırlardır ayakta tutulan Ayasofya’nın, 6 yıl önce alınan tarihî kararla tüm dünyaya ilan edilmesinin ardından CİMER kayıtlarında yer alan 85 milyonun ortak dili bu eserde yankılanıyor.
Cumhubaşkanı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın kitap için kaleme aldığı ön söz yazısında, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin, insanlık tarihinin en önemli mimari ve kültürel miraslarından biri olduğuna dikkati çekti. Yaklaşık bin beş yüz yıllık geçmişi boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan bu eşsiz yapının; mimari ihtişamı, tarihî derinliği ve taşıdığı sembolik anlamıyla insanlığın ortak hafızasında müstesna bir yer edindiğini belirten İletişim Başkanı Duran, Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus tarafından inşa ettirilen ve 537 yılında tamamlanan Ayasofya’nın; döneminin en büyük kubbeli yapısı olarak mimarlık tarihine damga vurduğunu belirtti.
İletişim Başkanı Duran, 1453 yılında İstanbul’un fethiyle birlikte Fatih Sultan Mehmed Han tarafından cami olarak vakfedilmesinin, Ayasofya’yı Türk-İslam medeniyetinin en önemli eserlerinden biri hâline getirdiğini dile getirdi.
“Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması yönündeki temenni, seksen altı yıl boyunca milyonlarca insanın gönlünde canlılığını sürdürdü”
Sultan Fatih’in, bu yapının ebediyen muhafaza edilmesini ve cami vasfının devam ettirilmesini açıkça kayıt altına aldığını ifade eden İletişim Başkanı Duran, İstanbul’un fethinin en büyük nişanesi olan Ayasofya’ya müteakip yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nin büyük bir hassasiyetle sahip çıktığını ve caminin bakım, onarım ve idamesinin titizlikle takip ettiğini hatırlattı.
Mimar Sinan’ın kapsamlı onarımı ve güçlendirmeleri sayesinde yapının günümüze kadar ulaştığını aktaran İletişim Başkanı Duran, zamanla ilave edilen minareler, medrese, kütüphane, şadırvan ve diğer yapılarla Ayasofya’nın zenginleşerek önemli bir külliye kimliği kazandığını bildirdi. İletişim Başkanı Duran, “Böylece Ayasofya, yaşatılarak korunmuş ve her dönemde insanlığın ortak kültürel mirasının en değerli eserlerinden biri olmayı sürdürmüştür.” dedi.
Asırlar boyunca ibadetle özdeşleşen bu abidevi yapının asli hüviyetinden uzaklaştırılmasının, aziz millette karşılık bulmadığına dikkati çeken İletişim Başkanı Duran, aksine Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması yönündeki temenninin, seksen altı yıl boyunca milyonlarca insanın gönlünde canlılığını sürdürdüğüne dikkati çekti. İletişim Başkanı Duran, sözlerine şöyle devam etti:
“10 Temmuz 2020 tarihinde Danıştay’ın 1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’nı iptal etmesinin ardından Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yayımlanan müjdesiyle Ayasofya yeniden cami olarak ibadete açılmış, milletimizin hasreti vuslata dönüşmüştür. Ezanların yeniden kubbesinde yankılanması, ilk cuma namazının yeniden eda edilmesi ve milyonlarca insanın bu ana şahitlik etmek için Ayasofya’ya akın etmesi, bu kararın toplum vicdanındaki karşılığını açıkça ortaya koymuştur.
Yurt içinden ve dünyanın dört bir yanından gelen sevinç, teşekkür ve memnuniyet mesajları, Ayasofya’nın yalnızca tarihî bir eser değil; güçlü bir aidiyet duygusunun, ortak hafızanın ve manevi bağlılığın da sembolü olduğunu bir kez daha göstermiştir.”
“CİMER, milletimizin Ayasofya’ya ilişkin duygu ve düşüncelerini iletmesine aracılık etmiştir”
Bu süreçte CİMER’in de milletin Ayasofya’ya ilişkin duygu ve düşüncelerini iletmesine aracılık ettiğini hatırlatan İletişim Başkanı Duran, uzun yıllar boyunca CİMER’e taleplerini ileten vatandaşların, Ayasofya’nın ibadete açılmasının ardından da çok sayıda teşekkür ve memnuniyet mesajı gönderdiğini belirtti.
CİMER aracılığıyla iletilen bu mesajların, toplumun bu tarihî gelişmeye yüklediği anlamı ortaya koyan birer belge niteliği taşıdığını kaydeden İletişim Başkanı Duran, bu başvuruların, milletin ortak hafızasını, tarih bilincini ve Ayasofya ile kurduğu güçlü gönül bağını yansıtan değerli kayıtlar olduğunu dile getirdi.
İletişim Başkanı Duran, “Ayasofya: Hasretten Vuslata” kitabının, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin yeniden ibadete açılmasının 6. yılında, yıllardır süregelen hasretin vuslata dönüşmesinin toplumdaki karşılığını, vatandaşların kendi ifadeleri üzerinden ortaya koyduğunu belirtti.
Bu anlamlı yıl dönümünde, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin yeniden ibadete açılmasına vesile olan iradeyi ve bu tarihî sevince ortak olan milyonların heyecanını bir kez daha yâd eden İletişim Başkanı Duran, bu kadim mabedin kıyamete kadar ezanla, salâyla ve ibadetle yaşamaya devam etmesini temenni ettiğini sözlerine ekledi.
“Ayasofya: Hasretten Vuslata-Nesillerin Hasreti, Milletin Sesi” kitabına erişmek ve indirmek için lütfen tıklayınız.
