Başkanlığımız tarafından 04 Aralık 2025 tarihinde “Afrika'nın Kalbinde Süregelen Çatışma: Sudan'da Barış Arayışı” paneli düzenlendi.
Başkanlığımız Konferans Salonu'nda düzenlenen panele, Sudan'ın Ankara Büyükelçisi Nadir Yousif Eltayeb, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enver Arpa, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mayada Kamal Eldeen ile Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş katıldı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, yaptığı açılış konuşmasında içinde bulunulan çağın küresel ölçekte kaosun, çatışmaların ve insanlık dramlarının derinleştiği bir döneme işaret ettiğini belirterek sözlerine başlamıştır. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan acıların uluslararası toplumun ortak bir vicdanda buluşmasını zorunlu kıldığını ifade eden İletişim Başkanı Duran, 2023 Nisan ayında Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında başlayan çatışmalar sonucunda yaklaşık 31 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğunu, 9 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini ve 3 milyon Sudanlı’nın komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldığını vurgulamıştır. Bu çerçevede, “Bugün Sudan’ın dünyadaki en büyük yerinden edilme krizine sahne olduğunu, 19 milyon öğrencinin eğitimden mahrum kaldığını” ifade etmiş; “Savaşın sona ermesi ve barışın Sudan halkının iradesine uygun şekilde tesis edilmesi gerektiğini” belirtilmiştir. İletişim Başkanı Duran, ayrıca kriz sürecinde dezenformasyon, manipülasyon ve propaganda faaliyetlerinin sahadaki gerçekliği bozduğunu, özellikle HDK’nın anlatısını meşrulaştırmak amacıyla yoğun biçimde enformasyon savaşına başvurduğunu ifade etmiştir. İletişim Başkanlığı olarak Sudan halkının çığlığını duyurmak ve barış çabasına destek vermek için çalışmalarını sürdüreceklerini belirten İletişim Başkanı Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Sudan halkı emin olsun, Türkiye onların yanındadır.” sözleriyle konuşmasını tamamlamıştır.
Diplomatlar, medya temsilcileri, akademisyenler, kamu kurumlarından yöneticiler ve uzman isimlerin katılımıyla gerçekleşen “Afrika'nın Kalbinde Süregelen Çatışma: Sudan'da Barış Arayışı Paneli”nde Sudan’da yaşanan insan hakları ihlalleri, bölgesel güvenliğe etkiler ve barışın yeniden inşasında diplomatik girişimlerin rolü ele alınmıştır.
Panel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi Başkanı Doç. Dr. Bora Bayraktar'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilmiştir.
Sudan'ın Ankara Büyükelçisi Eltayeb, burada yaptığı konuşmada, Sudan'da yaşananlara güçlü tepki verdiği için Türkiye'ye teşekkürlerini iletti.
Eltayeb konuşmasında saldırıların arka planının doğru anlaşılması gerektiğini, terörist yapılanmaların sivilleri hedef alan bir isyan yürüttüğünü ve yağmacılık dışında herhangi bir ideolojik ya da siyasi amaç taşımadıklarını ifade etmiştir. Eltayeb, uluslararası toplumun Sudan konusunda yetersiz kaldığını belirterek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası sistemin reformuna dair çağrısının önemini vurgulamış ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin HDK’ya verdiği desteğin sonlandırılması gerektiğini dile getirmiştir.
HDK'nin oluşumu ve Sudan ordusuyla çatışmaya başlamasına ilişkin bilgi veren Eltayeb, HDK'nin başkent Hartum'daki sivil altyapıyı yerle bir ettiğini ve sivillere ait malları yağmaladığını belirtti.
Eltayeb, HDK hakkında "Maalesef ki bu milis, Birleşik Arap Emirlikleri'nden gelen desteğe bağlı olarak varlığını sürdürüyor. Bu paralı askerlerin ellerinde oldukça modern teçhizatlar bulunuyor." dedi.
Uluslararası toplumun Sudan'ı ihmal etmesinden memnun olmadıklarını dile getiren Eltayeb, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) delillere rağmen karara varamadığına dikkati çekti.
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arpa da HDK'nin, Sudan'ın tamamını ele geçiremeyeceğini fark edince gücünü yitirmemek adına Darfur bölgesine odaklandığına işaret ederek HDK'nin eline geçen Faşir şehrinin önem arz ettiğini kaydetti. HDK'nin kendi imkânlarıyla güçlü bir askerî yapı oluşturmasının mümkün olmadığı değerlendirmesinde bulunan Prof. Dr. Arpa, milislerin Körfez ve Batı ülkelerinden destek gördüğünün altını çizdi.
Prof. Dr. Arpa, Sudan'da yaşanan sürecin iç savaşı aştığını ve tamamen terörizm faaliyetlerine sahne olduğunu belirterek, iç ve dış sebepleri bulunan bir süreçten geçildiğine işaret etti.
Sudan'da en az Gazze'deki kadar vahşet yaşandığına dikkati çeken Prof. Dr. Arpa, milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Enver Arpa, HDK’nın zamanla kural tanımayan bir terör yapılanmasına dönüştüğünü, düzensiz paramiliter güçler üzerinden iktidar değiştirmenin mümkün olmadığını ve söz konusu kapasitenin dış destek olmaksızın sürdürülemeyeceğini belirtmiştir.
Sudan küresel ve bölgesel güç mücadelesi alanına dönüştü
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Mayada Kamal Eldeen de HDK'nin başta bütün Sudan'ı yönetmeyi hedeflediğini ancak bugün Darfur ile yetinmeye çalıştığı değerlendirmesinde bulunarak Darfur'un savaşın merkezi hâline geldiğini anlattı.
Uluslararası toplumun, Sudan'daki savaşa gerekli ilgi ve kaygıyı göstermediğinin altını çizen Dr. Eldeen, bölgedeki bazı ülkelerin Sudan'da Egemenlik Konseyini desteklediğini, bazılarının HDK'yi desteklediğini aktardı.
Dr. Eldeen, Sudan'da gerçek bir barışa ihtiyaç duyduklarını vurgulayarak, şu ana kadar yapılan barış müzakerelerinin başarısız olduğunu hatırlattı.
Dr. Eldeen ise Sudan’daki savaşın açlık, tecavüz ve abluka gibi yöntemlerin bir silah olarak kullanıldığı ağır bir insani kriz niteliği taşıdığını ifade ederek uluslararası kamuoyunun Sudan’a yeterli ilgiyi göstermediğini vurgulamıştır. HDK’nın orduya entegrasyon için on yıl talep ettiği, hükûmetin iki yıl öngörmesi üzerine savaşın başladığını sözlerine ekleyen Dr. Eldeen, Sudan tarihinde ilk kez iç savaşın başkent Hartum da dahil olmak üzere 11 eyalete yayıldığını dile getirmiştir.
SETA Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş da Sudan'da yaşanan krizin artık küresel ve bölgesel stratejik güç mücadelesi alanına dönüştüğünü söyleyerek Darfur'un jeopolitik güç mücadelesinde son dönemde en çok öne çıkan bölge olduğunu ifade etti.
Sudan krizinin sadece Sudan'ı değil Afrika Boynuzu'nu, Sahel coğrafyasını ve küresel ticareti etkilediğine dikkati çeken Dr. Demirtaş, HDK'nin bölgesel istikrarsızlığa yol açtığını belirtti.
Dr. Demirtaş, Türkiye'nin son yıllardaki krizlerde önemli bir ara bulucu aktör olarak ortaya çıktığına işaret ederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Sudan'da barışın en büyük destekçisi olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin savaşın başından beri Sudan halkının yanında olduğunu kaydeden Dr. Demirtaş, Türkiye ve Katar gibi bölgesel aktörlerin Sudan'ın yaşadığı krizin sonlandırılması için atacağı adımların önemine dikkati çekti.
Dr. Demirtaş ise Sudan’daki tablonun artık yalnızca iç savaş niteliğiyle değerlendirilemeyeceğini, küresel, bölgesel ve jeopolitik bir kriz haline geldiğini belirtmiştir. Sudan’ın hem Afrika Boynuzu hem Sahel bölgesi hem de Avrupa güvenliği ve uluslararası ticaret açısından kritik önemde olduğunu vurgulayan Dr. Demirtaş, Sudan krizinin yalnızca yerel bir güvenlik krizi olarak okunamayacağının altını çizmiştir.