“Kore rüzgârı” ve “Cool Japan” kadar güçlü bir kültür merkezi olan Türkiye, Avrupa ve Asya'nın kesiştiği noktada yer alıyor. Drama ihracatının ABD'den sonra ikinci sırada olduğu ve döviz kazandıran bir endüstri hâline geldiği söyleniyor. Küresel anlamda büyük bir ilgi gören uzun soluklu televizyon dizilerinin popülaritesi Japonya'ya da ulaştı.
"Repliklerinizi hemen söylemeyin, birkaç adım atın ve sonra rol yapmaya başlayın... üç, iki, bir, başlayın.”
Ocak ayının ortasında, İstanbul'un sakin bir semtinde, eski bir konağın bir odasında, yönetmen oyunculara el kol hareketleriyle talimatlar veriyordu. Pencerenin dışında Avrupa ve Asya'yı birbirinden ayıran İstanbul Boğazı'nın muhteşem manzarası var.
Oyuncu ve diğer personelden oluşan 100'den fazla kişinin toplandığı Yasak Elma dizisinin şimdiye kadar 120'den fazla bölümü çekildi. Yapım şirketine göre onlarca ülkeye ihraç edildi. Mekânların seçilmesi ve ekipmanların ayarlanmasından sorumlu olan 51 yaşındaki Osman Zormen şunları söylüyor: "Oyuncular, senaryo ve teknoloji. Hepsi dünya standartlarında. Türkiye güzel mekânlarla dolu bu da izleyicileri cezbetmesinin nedenlerinden biri." diyor gururla.
Dizi ihracat şirketi olan Global Agency'nin CEO'su 43 yaşındaki İzzet Pinto, ihracatın ciddi anlamda 2007'de başladığını söylüyor. Taşralı bir kadının büyük şehir İstanbul'da varlıklı bir aileden gelen bir adamla evlendiği ve başarılı bir aile giyim işini yürütmek için zorlukların üstesinden geldiği Gümüş dizisi, Orta Doğu'da büyük bir hit oldu. Daha sonra bir başka dizi Balkanlar'da ağırlıklı olarak yayınlandı ve on yıl içinde Şili ve Arjantin de dahil olmak üzere Güney Amerika'ya yayıldı.
Pinto'nun tahminlerine ve yerel medyaya göre başlangıçta yılda 10 milyon dolar (yaklaşık 1,15 milyar yen) civarında olan ihracat istikrarlı bir şekilde artmaya devam ederek 2012'de yaklaşık 50 milyon dolara 2006'da ise 250-500 milyon dolara yükseldi. Gelecek yıl ise 750 milyon dolar hedefleniyor. Geçen yıl Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ülkenin drama ve diğer ürün ihracatının ABD'den sonra dünyanın en büyük ikinci ihracatı olduğunu gururla söyledi.
Pinto, çeşitli ülkelerdeki televizyon kanallarının ve diğer şirketlerin "maliyet performansı" iyi olan Türk dizilerini satın almak için acele ettiğini ve ihracatın "domino taşı gibi büyüdüğünü" belirtiyor. Bazı raporlara göre bölüm başına düşen bütçe miktarı on kattan fazla arttı ve şu anda 140'tan fazla ülke ve bölgede 700 milyondan fazla izleyicisi var.
2005'te kurulan New Generation Media (NGM), gelişmekte olan bir yapım şirketi. Üç dizisini Orta Doğu, Avrupa ve Latin Amerika'da 50'den fazla ülkeye ihraç etti. Kurucu ortaklardan eski bir yatırım bankacısı olan Uğur Türkmen, "Drama ihracatı bir sektör olarak büyük bir potansiyele sahip. Sadece artan yatırım ve daha kaliteli dizilerden oluşan erdemli bir döngü değil aynı zamanda Türk ürünlerinin ve kültürünün daha iyi anlaşılmasına da neden oluyor." diyor ve daha fazla büyüme bekliyor.
--Japon Dizileri Türkiye'de Yeniden Çekiliyor--
1998 yılından bu yana Türk dizi, film ve sahne yapımlarında aktif olarak yer alan Japon oyuncu Ayumi Takano'ya göre dizilerin uluslararası kabul görmesinin nedenlerinden biri dizilerde tasvir edilen farklı değerler.
Örneğin, gençler yabancı arabalar kullanırken, lüks evlerde yaşarken ve şık müzikler dinlerken tasvir edilirken bir başka sahnede bir oyuncu namaz kılacağından bahsediyor. Filmin, çok sayıda Müslüman'ın yaşadığı ve Batılı yaşam tarzlarına özlem duysalar da dini ve kültürel geleneklere saygı duyulan Orta Doğu ve Asya'nın diğer bölgelerindeki insanlara sempati duyduğu söyleniyor. Takano, "Bence bu tür bir ortam oyuncuları ve senaryoyu izleyiciye daha tanıdık kılıyor.” diyor.
Dizilerin bir diğer özelliği de insanlar arasındaki ilişkilerin izleyicinin yüreğini sızlatacak ve “ağlatacak” kadar yoğun dram içermesi. Yabancı dizilerin senaryolarını uyarlama konusunda da yetenekli olan Takano, “Anne”, “Kadın” ve “Tehlikeli Karım” gibi Japon dizilerini Türkiye'de yeniden uyarladı.
Takano, rol aldığı diziler İtalya ve Endonezya'da popüler olduğunda ve bu ülkelerdeki Twitter takipçileri hızla arttığında etkisinin boyutunu kendisi de fark etti.
Aslında, az sayıda Türk dizisi de 8 bin km'den daha uzakta olan Japonya'ya ihraç edildi. Ünlü bir örnek BS Nippon TV'de yayınlanan “Ottoman Empire Gaiden: Harem of Love and Desire” oldu. Bu uzun metrajlı dizi Türkiye'nin selefi olan, bir zamanlar Orta Doğu'da geniş bir alana yayılan Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu sultanı I. Süleyman’ı konu alıyor. Anadolu Ajansı bu filmi “en çok ihraç edilen dizi” olduğunu ve dünya çapında 500 milyondan fazla kişinin izlediğini bildirmişti.
BS Nippon TV, Ekim 2018’den itibaren 48 bölümlük ilk diziyi yayınladı. İlk yayınlandığı günden bu yana diziyle ilgilenen yapımcı Mami Kunii, "İlk başta dili anlamadan izledim ama ilginç olduğunu düşündüm çünkü tarihsel romantik öğeler vardı. Batı ve Doğu etkileri karışık ve oyuncuların görünüşleri çok çeşitli. Etnik atmosfer de çekiciydi ve oyunculuk ve set seviyesinin yüksek olduğunu hissettim.” diyor.
Öte yandan şirket içinden "İzleyiciler tarafından iyi karşılanmayabilir." ve "Reklam almak zor." gibi sert yorumlar geldi. Ancak ilk dizinin yayını bittiğinde şirket birkaç gün boyunca dizinin geri kalanına ne olacağını soran 100'den fazla telefon geldi. Kunii, "Bu kadar güçlü bir tepki beklemiyordum. Şirketimin üst yönetiminde de dizinin müptelası olan insanlar var." diyerek gülerek konuşuyor. Kanal daha sonra sırasıyla 79 ve 92 bölümden oluşan ikinci ve üçüncü serileri yayınladı. Dördüncü seri geçen yıl aralık ayında başladı ve hâlen yayınlanıyor.
--Diziyle İlişkili Mekan ve Yerlere Çevrimiçi Tur--
Dizinin popülaritesi Türkiye'de de beklenmedik bir etki yarattı.
“Burası, dizinin kahramanı Büyük Süleyman'ın camisi…”
Japon seyahat devi HIS, ocak ayında popüler Türk dizisi Osmanlı İmparatorluğu: Osmanlı İmparatorluğu'nun Dış Hikayesi için Zoom tabanlı çevrimiçi bir tur düzenledi. Türkiye'de yaşayan yazar Zon rehber olarak hareket ederek canlı yayın aracılığıyla ziyaretçileri diziyle ilişkili yerlere götürdü. 20 kadar katılımcı diziden çok etkilendiklerini ve daha önce diziyi izlemeden bu yerleri ziyaret ettikleri için tekrar gitmek istediklerini belirttiler.
Şirketin İstanbul şubesi müdürü Ryoko Tagami, "Birçok çevrimiçi tur arasında, katılımı teşvik etmek için 'tiryakisi olanı daha da tiryaki yapan bir proje' diye düşündük.” diyerek projeyi anlatıyor.
Türkiye'nin İstanbul ve Kapadokya gibi ünlü turistik destinasyonları olmasına rağmen sorun bir kez daha gelen ziyaretçi sayısının az olması. Tagami, “Yapılması gereken ilk şey insanların geri dönmek istemesini sağlamak ve diziler bunun için bir katalizör olabilir." diyor. Şirket gelecekte de benzer turlar düzenlemeyi planlıyor ve korona salgını yatıştıktan sonra bunu bölgedeki gerçek turlara bağlamayı hedefliyor.
Türkiye her zaman önemli bir turizm merkezi. Ancak dizilerin ziyaretçi çekmede rol oynaması, örneğin Kore dizilerinin müptelası olan pek çok Japon'un bu ülkeyi ziyaret etmesiyle aynı zamana denk geliyor. İstanbul'un tarihi merkezi, İstanbul Boğazı, Ege Denizi ve Akdeniz boyunca uzanan tatil beldeleri gibi turistik yerler film çekimleri için sıklıkla kullanılıyor ve bu da izleyicilerin seyahat duygularını harekete geçiriyor. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nden bir temsilci, "Türk dizileri ne kadar çok yayılırsa Türkiye bir seyahat destinasyonu olarak o kadar iyi tanınır. Biz de dizi setlerine ve mekanlarına turlar düzenlemek için TV ve diğer sektörlerle birlikte çalışıyoruz." dedi.
Zengin Körfez Arap ülkelerine yönelik bir seyahat acentesi işleten Harun Aktay'ın müşterilerinden bazıları oyuncularla fotoğraf çektirmek, ellerini sıkmak ve onlarla yemek yemek istediğini anlatıyor. Kendisine "Örneğin hangi oyuncularla buluşma ayarladınız?" diye sorduğumda gülerek "Bu bir ticari sır." dedi. “Bazı konuklar bir haftalık konaklama için 20 bin avro (yaklaşık 2,61 milyon yen) ödedi. Bu, toplam turist sayısı içinde büyük bir oranı değil ancak yüksek birim fiyatı ve alışveriş ve yemeğin ikincil etkilerini takdir ediyoruz.” dedi.
--Muhabir Olarak Hissettiğim Yumuşak Güç--
Geçen yılın sonunda, Kuzey Irak'taki bir mülteci kampındaki geçici bir okulda yaklaşık 10 kız öğrenciyle görüştüm. "Koreli misin?"… "Hayır, ben Japonum." diyerek cevap verdim ama ısrar etti, "Koreli olmalısın!"… Öğrencinin Koreli müzik grubu BTS'in hevesli bir hayranı olduğunu öğrendim. "Yumuşak gücü" fark ettiğim bir andı.
Türkiye sık sık bölgesel meselelerde diğer ülkelerle çatışıyor. Ancak dizi ihracatı sadece ekonomik olarak etkili olmakla kalmaz aynı zamanda sivil halk nezdinde imajının olumlu karşılanmasını etkiler. "Ya Japonya?" Benim kuşağımda Japon ürünlerine hayran olduğunu söyleyenler var. Birçok genç, anime ve moda gibi kültürlerden etkileniyor. Ancak Orta Doğu'da görev yaparken Japonya’nın varlığının diğer ülkeler tarafında hissedildiğini söylemekte zorlanıyorum.
Bu cazibeyi nasıl aktarabiliriz? Türk dizilerinin hızla büyümesini görünce "Cool Japan" stratejisi için bir sonraki hamlenin gerekli olduğunu hissettim.