Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Asrın Felaketi”nin 1. Yılında Afet İletişimi Sempozyumu’nda konuşma yaptı.
Konuşmasında, hangi düzeyde olursa olsun her afetin, acil müdahale ve etkili bir süreç yönetimini gerektirdiğine dikkati çekerek başlayan İletişim Başkanı Altun, bu sebeple bütünleşik afet yönetimi anlayışının hayati unsurlarından biri olan afet iletişiminin devletin stratejik iletişim politikasının en önemli alanlarından biri olduğunu söyledi.
Altun, yaşanan acı tecrübenin ardından hiçbir zaman “sadece yaralarımızı saralım ve hayatlarımıza kaldığı yerden devam edelim” düşüncesinde olmadıklarını vurgulayarak, “Cumhurbaşkanımız bu konuda son derece hassas oldu. 'Kaybettiğimiz canları geri getiremeyiz. Ancak ne olursa olsun büyük devletler, bu tür felaketlerden, bu tür olumsuzluklardan önemli dersler çıkarır ve bu yönleriyle tefrik edilir.' dediler. Bu noktada, bu büyük felaketten devlet ve millet olarak büyük dersler çıkarmamız için gayret sarf ettiler. Biz de kendi alanımızda, Türkiye olarak “Asrın Felaketi”ni afet iletişimi bağlamında da bir milat olarak kabul ediyoruz. Bu itibarla kendimize şöyle bir amaç ihdas ettik. Türkiye'nin afet iletişimi noktasında bulunduğu seviyeyi daha ileriye taşımak, bunun için çok yoğun bir şekilde gayret sarf etmek ve bu alanda akademik ve entelektüel müktesebatı artırmak.” ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin 11 şehirde 14 milyon kişiyi etkilediğine vurgu yapan İletişim Başkanı Altun, devletin arama-kurtarma çalışmalarının hemen ardından hızlı bir imar ve inşa seferberliği başlattığını ifade etti.
Deprem bölgesindeki 11 şehirde bulunan 930 şantiyede 110 bin 450 personelin gece gündüz demeden çalışmalarına hızla devam ettiğini bildiren İletişim Başkanı Altun, şunları kaydetti: “Bu kapsamda, rezerv alanlarda 207 bin, şehir merkezlerinde 50 bin ve hafif çelikten 50 bin olmak üzere toplam 307 bin bağımsız bölümün büyük kısmının ihalesi yapıldı. İhalesi tamamlanan konut ve köy evlerinin inşa süreci hızla devam ediyor. Biz kamuoyunun bu çalışmaları yakından takip etmesi için medya mensuplarının bölgede yer almasını kolaylaştırmaya, onların faaliyetlerini bölgede desteklemeye gayret sarf ediyoruz. Bu sürecin en önemli yanı kamuoyunun açık ve şeffaf şekilde bilgilendirilmesidir. Biz depremin ilk anından itibaren bu konuya çok büyük bir özen gösterdik. Kamuoyunun gerçekleri, en doğru, en şeffaf şekilde elde edebilmesi için gayret sarf ettik. Bu süreçte Türkiye medyası çok büyük bir vefakârlık gösterdi, çok büyük bir azimle milletimize hakikati ulaştırmak için sahada çalıştı. Dezenformasyon ve kötücül çalışmalara rağmen Türk medyasının güçlü isimleri, kalemleri yoğun bir gayret gösterdiler ve bu çalışmaları hâlen devam ediyor."
İletişim Başkanı, afetlerde koordinasyonun önemine değinerek acil müdahale ve kurtarma faaliyetlerinin kurumların ve kamuoyunun acil durum psikolojilerinin doğru yönetilmesiyle mümkün olduğunu söyledi. Başkanlık olarak gerek konvansiyonel araçlar üzerinden gerek yeni medya platformları aracılığıyla sağlıklı bir iletişim ekosistemi meydana getirme gayretinde olduklarını vurgulayarak, “Bu kapsamda depremin hemen ardından CİMER-Deprem Acil uygulamasını devreye soktuk ve gerek merkez teşkilatımızda gerekse sahada 7/24 esasına uygun bir çalışma düzenine geçtik. Deprem Acil uygulamamızla arama-kurtarma faaliyetleri başta olmak üzere deprem sonrası hasarlı binaların tespiti, depremzedelere yönelik yardımların en doğru ve verimli şekilde dağıtımı, barınma ihtiyaçlarının giderilmesi, güvenlik ve asayiş, eğitim ve sağlık hizmetleri gibi alanlarda, depremzede vatandaşlarımızla devletimizin ilgili kurumlarının sağlıklı bir iletişim içinde olmasını temin etmeye yönelik çalışmalar yaptık.
Toplamda yaklaşık 300 bin başvuru aldık ve bunları cevapladık. Tüm bunları yaparken gerek ulusal gerekse uluslararası kamuoyunun bilgi alma ve ifade hürriyeti haklarına da azami ölçüde önem verdik. Bu amaçla sahada görev yapan basın mensuplarının çalışmalarını kolaylaştırmak adına deprem bölgelerinde hem ulusal hem uluslararası basın mensuplarına yönelik geçici basın merkezlerimizi devreye aldık.” şeklinde konuştu.
Büyük afetlerin yarattığı acil durum psikolojisini manipüle etmek ve böylelikle yaşanan felaketi daha da derinleştirmek için çabalayan kötücül aktörlerin, mutlak surette mücadele edilmesi gereken aktörler olduğunu vurgulayan İletişim Başkanı Altun, şu bilgileri paylaştı: “Keşke olmasalar ama varlar. Faaliyetlerini sistematik şekilde sürdürüyorlar. Biz bunu 6 Şubat depremleri sürecinde gördük. Yine gördük ki kötücül aktörlerin kamuoyu psikolojisini bozmak ve arama-kurtarma, rehabilitasyon ve iyileştirme çalışmalarını kesintiye uğratmak için başvurdukları başlıca silah dezenformasyon saldırıları olmuştur. Bu saldırılara karşılık Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz aracılığıyla Deprem Dezenformasyon Bülteni yayınladık. Sadece 6-20 Şubat arasında neticeleri çok ciddi hasarlara yol açabilecek toplam 200'den fazla dezenformasyon içerikli sözüm ona haberi gerçekte ise yalanı tespit ederek bunları ifşa ettik.”
Afet sürecinde yapılan dezenformasyon saldırılarının hedeflerine de değinen İletişim Başkanı, “Bu dezenformasyon kampanyalarını yapanların amacı, yetkili otoritelere yönelik kamuoyuna güvensizlik duygusu oluşturmak, yanlış bilgiyi dolaşıma sokarak arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerini aksatmaya çalışmak, bu sayede afetten doğrudan ve dolaylı şekilde etkilenen bireyleri yanlış yönlendirmek, kaos ve endişe imal ederek toplumsal dayanıklılık ve direnci zayıflatmak, bireylerin, doğru bilgiye erişmesini engellemek, karar alma süreçlerine darbe vurmak. Hamdolsun, depremlerin ardından devlet ve millet olarak gösterdiğimiz gayretlerle biz büyük ölçüde bu tür kirli hedeflerin amacına ulaşmasını engelledik.
Fakat bu demek değildir ki bu tür saldırıların arkası kesilecek. Biliyoruz ki bu tip kötücül denemeler muhtemel kriz ve afet durumlarında mutlak surette kendisini gösterecektir. Bu nedenle biz afet iletişimi bağlamında dezenformasyonla mücadele konusunu en öncelikli meselemiz olarak kayıtlamak durumundayız.” diye konuştu.
Kriz ve afet durumlarında resmi kurum ve kuruluşların takip edilmesinin, onların açıklamalarının esas alınmasının önemine vurgu yapan İletişim Başkanı, şunları kaydetti: “Haber alırken enforme olurken asla tek kaynağa bağlı kalmamalı ve kaynakları çeşitlendirmeliyiz. Afet sonrasında özellikle yeni medya mecralarından yapılan paylaşımların popülerliğine ve sıklığına değil niteliğine ve doğru olup olmadığına dikkat kesilmeliyiz. Afet dönemlerinde bizim adına 'felaket haberciliği' dediğimiz bir süreçle karşılaşıyoruz. Buna karşı da dayanıklı olmalı ve daha fazla reyting için sözüm ona olanı daha da büyüterek yansıtan bu haberciliğe itibar etmemeliyiz. İlk haber veren değil, doğru haber veren olmaya gayret etmeliyiz. Herhangi bir paylaşım yaparken istemeden de olsa yanlış yönlendirmeye neden olunabileceği gerçeğini göz önünde tutmalıyız. Felaketin boyutlarını daha da arttıracak, felakete doğru şekilde müdahale edilmesini engelleyebilecek, toplumsal kaos çıkarabilecek bilgileri paylaşmamalıyız. En önemlisi de insanların can ve mal güvenliğini merkeze alan sorumlu bir yaklaşımla meseleyi ele almalıyız.”
Afet iletişiminin bir diğer boyutunun iletişim süreçlerini çeşitlendirmek ve bu konuda her türlü riski göz önünde tutarak farklı alternatifleri belirlemek olduğunu anlatan İletişim Başkanı Altun, “Bu bağlamda özellikle yerel medya organlarının son derece önemli fonksiyon ve sorumluluğu bulunuyor. Belirli bir bölgenin sosyokültürel dinamiklerini iyi anlamak, yerel medya organlarının ve buralarda çalışan basın mensuplarının uzmanlıklarından faydalanmak gerekiyor. Dolayısıyla verilecek mesajların, yapılacak duyuru ve bilgilendirme faaliyetlerinin biçim, içerik ve üslup açısından iletilmesinde yerel medya önemli bir aktördür. İletişim Başkanlığı olarak gerek bölge müdürlüklerimiz aracılığıyla gerekse diğer imkânlarımız vasıtasıyla yerel medyanın güçlendirilmesi ve bu tür süreçlerde aktif bir rol oynaması için sürekli iletişim halinde bulunuyoruz. Bu amaçla Başkanlık olarak belli aralıklarla yerel medya buluşmaları ve çalıştaylar gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu iletişim ortamını daha verimli ve etkili kılarak yolumuza devam edeceğiz. Bu anlamda iki gün boyunca sürecek Afet İletişimi Sempozyumumuzun bu sürece kıymetli katkılar sunacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.