Erdoğan şöyle dedi: “Gazze’ye destek konusunda güçlü bir şekilde durmaya devam etmeliyiz. Soykırımın unutulmamasını sağlamak için mücadelemizi sürdürmeliyiz. Sorumluların hesap vermesi için çabalarımızı artırmamız gerekiyor.”
ISNA’nın haberine göre Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır’ın Şarm el Şeyh kentinde düzenlenen Barış Zirvesine katılmasının ardından uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, bu toplantının Orta Doğu barış sürecinde yeni bir dönüm noktası olmasını umduğunu belirtti.
Erdoğan, Gazze’de ateşkese yol açan Hamas ile İsrail hükümeti arasındaki dolaylı görüşmelerden duyduğu memnuniyeti hatırlatarak şöyle devam etti: “Görüşme sürecine katılımımız birçok ülke lideri özellikle de ABD Başkanı Trump tarafından dile getirildi. Trump, bu süreçte Mısır, Katar ve ülkemizin rolünü tanıyan bir ortak bildiri imzalanmasını teklif etti.”
Erdoğan, tutsak takasının son derece önemli olduğunu vurgulayarak şöyle dedi: “Bu anlaşmayı Filistin meselesinin çözüm belgesi olarak görmek yanlıştır. Bu anlaşma esasen bir ateşkestir. Bizim açımızdan Filistin davasının tek çözümü; 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır.”
Türkiye Cumhurbaşkanı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliğinin birkaç proje hazırladıklarını vurgulayarak, bu projelerin hızlı bir şekilde hayata geçirilebilmesi için önemli mali desteğe ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Erdoğan, bu desteğin sağlanacağına inandığını ifade ederek şöyle dedi: “Bu aşamada, iki bağımsız devletli çözüm için çabaların artırılması faydalıdır. Batılı ülkelerin özellikle Birleşik Krallık ve Fransa’nın Filistin devletini tanıma yönündeki kararlarını sadece birer tanıma kararı olarak değil iki devletli çözüme götürecek sürecin yapı taşları olarak görmek istiyoruz.”
Erdoğan, Orta Doğu’nun artık sürekli savaş döngülerini, yarım kalan müzakereleri veya başarıyla sonuçlanmış ancak parçalı, eksik ya da seçici biçimde uygulanan anlaşmaları daha fazla kaldıramayacağının farkında olduğunu vurgulayarak şöyle dedi: “Son iki yılda tanık olduğumuz felaketler, gelecek nesillerin geçmişteki başarısızlıklardan daha iyisini hak ettiğine dair acil bir uyarı olmalıdır. Biz hoşgörü, onur ve herkes için eşit fırsatların peşindeyiz. Bu bölgenin; ırk, inanç ya da etnik köken fark etmeksizin, herkesin barış, güvenlik ve ekonomik refah hayallerini gerçekleştirebileceği bir yer olmasını sağlamaya kararlıyız.”
Gazze Görev Gücü'nde Türk askerlerinin varlığına ilişkin bir soruya yanıt veren Erdoğan, Görev Gücü'nün yapısıyla ilgili değerlendirmelerin sürdüğünü belirtti. Gazze'de yapılması gereken hayati görevler olduğunu belirten Erdoğan şöyle devam etti: "Hem inşaat hem de rehabilitasyon önemli. Kimin hangi rolü üstlenebileceği konusunu görüştük. İnşaat çalışmalarıyla ilgili olarak verilen sözlerin yerine getirilmesini umuyorum."
Erdoğan, yaklaşık 70 bin şehit veren ancak işgale, soykırıma ya da vahşileşmeye boyun eğmeyen Gazze halkının hayati önemine vurgu yaparak şunları söyledi: “İsrail’in komşularını işgal ederek hiçbir sonuca ulaşamayacağı tamamen açıktır. Netanyahu hükümetinin soykırıma karşı tepkileri antisemitizmle ilişkilendirme çabaları sonuçsuz kalmıştır. Uluslararası toplumun görevi ateşkeste sona ermemiştir; aslında daha yeni başlamıştır. Peki Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda ne oldu? Herkes salonu terk etti ve Netanyahu orada konuştu. Biz Gazze’nin yanında daha güçlü durmaya devam etmeliyiz. Soykırımın unutulmamasını sağlamak için mücadelemizi sürdürmeliyiz. Sorumluları hesap vermeye zorlamak için çabalarımızı yoğunlaştırmalıyız. Türkiye olarak biz, insanlığın vicdanı olmaya devam edeceğiz.”
Erdoğan konuşmasının devamında şunları ifade etti: “Suriye ile her alanda ve her düzeyde kapsamlı temaslarımız devam ediyor. Suriye ve bölgenin kazanımlarını korumak için yakın koordinasyon ve iş birliğini güçlendirmeye kararlıyız. Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara ve arkadaşlarının serbest bırakılması konusunda hiçbir şüphe yok. Suriye Demokratik Güçlerini sürekli olarak yanlış yollara sapmamaya ve Suriye'nin birliğini ve bütünlüğünü desteklemeye çağırıyoruz. Suriye'nin toprak bütünlüğünü koruyacak ve birlikte müreffeh bir geleceğe ulaşmalarını sağlayacak bir tutum benimsemelerini umuyoruz. Suriye Demokratik Güçlerinin Suriye'ye hızla entegre olması, Suriye'nin kalkınma çabalarını da hızlandıracaktır."