Türkiye Cumhurbaşkanı, ittifakın sorumlulukların adil paylaşımı üzerine inşa edilmesi gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları 36. Zirvesi'ne ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Erdoğan, açıklamasında şunları söyledi:
"Ülkemizde 22 yıl sonra ikinci kez, başkentimizde ise ilk kez düzenlenen NATO Zirvesi'ni başarıyla tamamladık.
Avrupa-Atlantik güvenliğinin ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimiz açısından belirleyici öneme sahip olacaktır.
Bugün savunma harcamaları, askerî kabiliyetler ve savunma sanayisi bakımından birçok müttefikimizin oldukça ilerisindeyiz.
Tüm müttefikler zirveye liderler düzeyinde katıldı. Bunu, Türkiye'ye duyulan güvenin ve diplomasimize gösterilen saygının yeni bir kanıtı olarak görüyoruz.
Ankara'da, Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, askerî kabiliyetlerimizin ise yükün adil paylaşımıyla güçlendirileceği bir NATO'nun temellerini attık.
NATO'nun ikinci en büyük kara ordusuna komuta ediyor ve onu yönetiyoruz. İttifakın güneydoğu kanadının güvenliği, onlarca yıldır büyük ölçüde ülkemize emanet edilmiştir.
Türkiye, kendi savaş uçağını, tankını, savaş gemilerini üreten ve kendi hava savunma sistemlerini geliştiren az sayıdaki müttefikten biridir. NATO'ya askerî birikimimizi de kazandırdık.
NATO'ya katılımımızla ittifaka yalnızca jeostratejik konumumuzu değil, iki bin yıl boyunca savaş meydanlarında şekillenen askerî birikimimizi de sunduk.
Bir müttefik olarak ittifak içindeki yükümlülüklerimizi her zaman onurlu biçimde yerine getirdik, sorumluluk üstlendik ve gerektiğinde bunun bedelini ödedik.
Türkiye'nin gururu olan Silahlı Kuvvetlerimiz, ulusal güvenliğimize yönelik her tehdidi kaynağında etkisiz hâle getirecek güç ve kabiliyete sahiptir.
NATO'nun kolektif savunmayı yeniden politikasının merkezine yerleştirdiği bu yeni dönemde, yükün adil paylaşımı için daha da büyük sorumluluk üstlenmeye hazırız."
--Avrupa Birliği'nin Savunma Girişimleri Hakkında--
"Avrupa Birliği'nin savunma alanındaki girişimleri NATO'yu tamamlamalı, gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır.
Bir kez daha açıkça vurgulamak istiyorum: NATO, birbirine bağımlılık yaratan devletlerin ittifakı değil, birbirini güçlendiren müttefiklerin ittifakı olmalıdır.
Müttefikler arasında savunma sanayisi ürünleri ticaretinde hâlâ kısıtlamalar bulunmaktadır. Bunlar mümkün olan en kısa sürede kaldırılmalıdır."
--Rusya-Ukrayna Savaşı Hakkında--
"Adil bir barışta kaybeden olmaz. Tarafları yeniden Türkiye'de bir araya getirmeye hazır olduğumuzu bir kez daha ifade ediyorum."
--İsrail'in Bölgedeki Eylemleri Hakkında--
"Kendi güvenliğini bölgenin istikrarsızlığında görenler, barışın en küçük kıvılcımını bile söndürmeye çalışıyor.
Bölgemizin ne yeni bir gerilimi ne de yeni bir çatışmayı kaldıracak gücü vardır. İnsanlık olarak barışa, huzura ve istikrara, hava ve su kadar ihtiyacımız var."
--F-35 Tedariki Hakkında--
"İki açıklamanın benim dünyamda yeri yok. Netanyahu'nun hangi sularda yüzdüğü belli, ancak Miçotakis'in böyle bir hata yapmaması gerekirdi.
Başkan Trump'ın Türkiye'ye yönelik olumlu bir yaklaşımı var. F-35 uçakları Türkiye'ye teslim edildiğinde dünya, 'Amerika sözünü tuttu.' diyecek."
--"Çelik Kubbe" Projesi Hakkında--
"Çelik Kubbe projesi, bölgemizde NATO'nun da en güçlü kozudur. Bazılarının farklı 'kubbeleri' varsa, bizim de 'Çelik Kubbe'miz var."
--Ege Denizi'ndeki Anlaşmazlık Hakkında--
"Miçotakis'in Ege Denizi'ndeki sorunların çözülmesi gerektiği yönündeki görüşünü paylaşıyorum. Bunu çok açık söylüyorum: Bu meselenin çözümü her şeyden önce liderlerin görevidir."
--KAAN İçin F110 Motorlarının Tedariki Hakkında--
"Bu konuyu Başkan Trump ile zaten görüştüm. Olumlu bir yaklaşım sergiledi ve umarım hiçbir zorluk yaşanmaz."
--Liderlerin Mehter Takımıyla Karşılanması Hakkında--
"Herkes hayranlıkla söz etti. Tokalaşırken, 'Muhteşemdi.' dediler. Hatta bazıları, 'Sizin yeniçerilerinizi biliyoruz.' diye belirtti."
--Hürmüz Boğazı Hakkında--
"Türkiye olarak Hürmüz Boğazı konusunda elimizden gelen her şeyi yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Onun da bir savaş denizine dönüşmesini istemiyoruz.
'Mavi Vatan' kavramı bizim için son derece önemlidir. Bu adı yalnızca denizler için değil, iç sularımız ve karasularımız için de kullanmaya devam edeceğiz."