Türk Bayraktar TB2 İHA'ları ilk kez 2015 yılında Türk Ordusu tarafından Suriye sınır bölgesinde terör örgütü PKK'ya karşı gerçekleştirilen operasyonlarda kullanıldığında, çok az kişi bu uçakların daha ucuz daha mobil ve daha verimli olarak yeni bir savaş döneminin tanınan bir sembolü hâline geleceğini tahmin edebilirdi. O tarihten bu yana Bayraktarlar, Suriye, Libya, Ukrayna ve özellikle Dağlık Karabağ'daki çatışmalarda kilit rol oynadılar. Azerbaycan, bu sistemler sayesinde uluslararası hukuk uyarınca anayasal yetki alanına giren topraklar üzerinde kontrolü yeniden sağladı.
Şimdi Bosna Hersek ilk kez bu uçaklara kavuşuyor. Türkiye, Bosna Hersek'e, iki adet Bayraktar TB2’nin yanı sıra kontrol istasyonları ve personel eğitimi de hibe etti. Bosna Hersek Savunma Bakanlığı da bu bilgiyi doğrulayarak bunun "devlet kurumlarına destek mesajı ve Bosna Hersek ile Türkiye arasında açık bir ortaklık" olduğunu belirtti.
Bayraktarlar "Bosna Hersek Silahlı Kuvvetleri komutası altında"
Bakan Zukan Helez, Federal Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Bayraktarların Bosna Hersek'e hiçbir maliyeti olmayacak." derken İHA'ların devlete ait olacağını söyledi. Dronların, BH Silahlı Kuvvetler'in ortak personelinin komutası altında olacağını belirten Helez, devletin savunma kapasitelerinin güçlendirileceğini aktardı.
Türkiye’nin bu yardımı, bölge ülkelerinin kendilerini modernize etmek ve silahlandırmak için yarıştığı bir zamanda geliyor: Sırbistan Çin yapımı insansız hava araçları ve füze sistemleri, Fransız yapımı Rafale çok amaçlı savaş uçakları satın alıyor, Kosova silahlanıyor, Hırvatistan Batı yapımı helikopter ve uçakların yanı sıra Rafale satın alıyor ve Karadağ hava sınır gözetleme sistemlerine yatırım yapıyor. Öte yandan Bosna Hersek’in Sırp Cumhuriyeti entitesi yetkilileri, Bosna Hersek Silahlı Kuvvetleri'nin ülkedeki tek yasal ve tanınan ordu olmasına rağmen kendi "ordusunu" kurma tehdidinde bulunuyor.
Bosna Hersek'e askerî ve siyasi destek
Analistler, Bayraktarların teslimatının bu bağlamda sadece askerî unsurun güçlendirilmesini değil aynı zamanda Bosna Hersek'in toprak bütünlüğü ile anayasal ve yasal düzeninin korunmasına yönelik sembolik bir uluslararası desteği de temsil ettiğini ileri sürüyor.
Askerî-siyasi analist Nedzad Ahatovic, Türkiye için bunun, müttefiklere siyasi söylemden fazlasını sunan, onlara somut caydırıcılık araçları sağlayan, güvenilir bir bölgesel ortak ve askerî teknoloji üreticisi statüsünün teyidi anlamına geldiğini düşünüyor. Bosna Hersek için bunun, modern askerî teknoloji alanında bir atılım yapma ve topraklarının gözetlenmesi ve korunması için daha iyi teknik kapasiteler sağlama fırsatı olduğunu belirtiyor.
Ahatovic, DW'ye yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Bosna Hersek'e insansız hava aracı bağışının sadece sembolik bir yardım olarak görülmemesi gerektiğini, aynı zamanda "stratejik bir adım" olarak da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yeni teknolojiler savaş alanındaki stratejileri değiştiriyor
Ahatovic, "Her şeyden önce, kayıp riskini kökten azaltan ve ilk vuruşta isabet oranını neredeyse yüzde 100'e çıkaran, neredeyse hiç insan gücü kaybı olmayan yeni bir askerî teknoloji olması nedeniyle önemli. Rakip böylece savaş alanındaki stratejisini değiştirmek zorunda kalıyor. Temel bir silah ve yakıt paketine sahip TB2, bir savaş uçağından 300 kat daha az yakıt tüketiyor ve 36 saate kadar havada kalabiliyor, bu da operasyonel olanakları önemli ölçüde değiştiriyor." diye konuştu.