Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan dijital İslami bankacılığa, sermaye oluşumu ve finansal aracılık mekanizmalarından İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne, yapay zekâ araçlarının kullanımından üretken sermaye olarak vakıfların güçlendirilmesine, farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin hepimiz için ufuk açıcı, faydalı ve müşahhas neticelere vesile olmasını diliyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anadolu Ajansının "Global İletişim Ortağı" olduğu, Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve AlBaraka Zirve Serisi kapsamında İstanbul Finans Merkezi Halkbank Genel Müdürlüğünde düzenlenen 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'nde konuştu.

Zirve dolayısıyla katılımcılarla birlikte olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden zirveye katılanları selamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve kapsamında panel, oturum ve etkinliklerin, burada yapılacak tespitlerin, ortaya konulacak teklif ve tenkitlerin ülkeler, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Zirveye yurt dışından teşrif eden konuklara her köşesinde ayrı bir güzellik barındıran, tarihiyle kültürüyle mimarisiyle yeşili ve mavisiyle göz kamaştıran İstanbul'un tadını çıkarmalarını özellikle tavsiye ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konukların burada geçirdikleri zamanı ve İstanbul'un manevi havasını uzun yıllar boyunca huzuru kalple yâd edeceklerine inandığını söyledi.

Zirveye katılan konukların, ülkelerinde yaşayan kardeşlerine 86 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ilettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, AlBaraka Grubu'nun banisi ve İslami finansın öncü şahsiyeti Şeyh Salih Abdullah Kamil'i rahmetle yâd etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Şeyh Salih'in fikir ve ideallerini bugüne taşıyan, onun inşa ettiği bu binayı yeni yapılarla güçlendiren Abdullah Saleh Kamel'e de teşekkür ettiğini belirtti.

"Zirvede ulusal ve bölgesel tecrübelerden çıkarılan dersler de mercek altına alınacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İslam ekonomisinde sermaye, sürdürülebilir kalkınma için servetin yapılandırılması" temasıyla düzenlenen zirvede fevkalade nitelikli tartışmalar yapıldığını vurgulayarak şöyle devam etti:

"Akademisyenlerimiz, politika üreticilerimiz, alanında uzman isimler, sermayenin İslam ekonomisindeki rolünü fikri, stratejik, etik, sektör bazlı ve pratik boyutlarıyla etraflıca değerlendirecek. Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağımızın yeni gerçekliklerinin de masaya yatırıldığı zirvede ulusal ve bölgesel tecrübelerden çıkarılan dersler de mercek altına alınacak. Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan dijital İslami bankacılığa, sermaye oluşumu ve finansal aracılık mekanizmalarından İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne, yapay zekâ araçlarının kullanımından üretken sermaye olarak vakıfların güçlendirilmesine, farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin hepimiz için ufuk açıcı, faydalı ve müşahhas neticelere vesile olmasını diliyorum. Mevcut engellerin aşılması alternatif çözümlerin geliştirilmesi noktasında zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AlBaraka Form başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi'ne, Türkiye Varlık Fonu'na, İstanbul Finans Merkezi'ne, İslam İşbirliği Gençlik Formu'na ve İbn Haldun Üniversitesi'ne yürekten teşekkür ettiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde organizasyonun partnerleri olan Halkbank'ı, Türk Hava Yollarını, Anadolu Ajansını ve Demirören Medya'yı tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam âlemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ettiklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki İsrail mezalimi, ateşkese rağmen hâlâ devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi, pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan'ın güneyinden Beyrut'un içlerine doğru günden güne genişletiyor." diye konuştu.

İran merkezli savaşın, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez'deki kardeş ülkeleri değil tüm dünyayı olumsuz etkilediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi, savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor. Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği, gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, endişe verici bir rakamı paylaşmak istediğini belirterek şunları kaydetti:

"Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor, küresel borçluluğun 2026'nın ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu, küresel ekonominin geleceği açısından cevaplanması gereken ciddi bir sorundur. Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım. Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz. Cari küresel sistem, geride bıraktığımız son 20 yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir."

"Küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalıyız"

Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisinin, 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün geldiğimiz noktada şu hakikati hepimiz görebiliyoruz. Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez. Sistemin bizatihi kendisinden kaynaklanan bu sıkıntılar çözülmedikçe farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız." sözlerini sarf etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "'Dünya 5'ten büyüktür' tespitimiz, yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil aynı zamanda eşitsizlik ve sömürüye dayalı ekonomik, ticari ilişkileri de kapsamaktadır. 'Daha adil bir dünya mümkün' derken de aynı şekilde insanlık ailesi olarak çaresiz olmadığımızı, gerek ekonomide gerek uluslararası ilişkilerde tek bir sisteme mahkum olmadığımızı ifade ediyoruz. Hâlihazırdaki küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalı, somut alternatifleri hayata geçirebilmek için daha çok çaba harcamalıyız." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam ekonomisinin vazettiği prensiplerin sahiplenilmesi ve bu modelin odak, hareket noktası hâline getirilmesi hâlinde hedeflere daha hızlı ulaşılabileceğini ifade etti.

"Faizin olduğu yerde bereket olmaz"

"Bereket" kavramına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bereket, rahmetli Erbakan Hocamızın tarifiyle, helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla bereket, kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz. Yalnızca kar maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal refah ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam iktisadının adalet, ahlak, erdem, risk paylaşımı, sürdürülebilirlik ve sosyal refah gibi değerler temelinde şekillendiğini belirtti.

Bu anlayışın yalnızca ekonomik kalkınmayı değil toplumsal yapının güçlendirilmesini ve çevrenin korunmasını da esas aldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sistemin infak, yardımlaşma, dayanışma ile dezavantajlı grupların korunmasını gözettiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam iktisadının adalet, ahlak, erdem, diğerkâmlık, risk paylaşımı, sürdürülebilirlik ve sosyal refah gibi değerler etrafında teşekkül ettiğini anlattı.

İslam iktisadının yalnızca ekonomik kalkınmayı değil aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas aldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnfakı, yardımı, dayanışmayı, dezavantajlı grupları koruyup kollamayı gözetir. Bu değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak, mevcut sistemi bu hasletler ışığında tadil, tamir ve revize etmek Müslümanlar olarak hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır. Elbette bunun için bereket mefhumuna samimiyetle inanmamız, çok daha önemlisi evimiz, sokağımız ve ticarethanemizden başlayarak bereketin temsil ettiği hasletleri bizzat yaşamamız ve yaşatmamız gerekir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam iktisadının ayrılmaz bir parçası olan katılım finansın sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için daha adil ve güvenli bir model olduğunu söyledi.

Bankacılık, sermaye piyasaları, sigortacılık, tasarruf finansmanı ve sosyal finans gibi alanları kapsayan katılım finansı, yeni küresel finans mimarisinin inşasına katkı sağlayabilecek güçlü bir yapı olarak gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılım finans sistemini, Türkiye'nin ekonomik kalkınması ve finans istikrarı açısından stratejik bir unsur olarak değerlendirdiklerini dile getirdi.

İstanbul Finans Merkezi’nin iki taşıyıcı kolonundan birinin Fintech, diğerinin ise katılım finans olmasının, bu sistemin gelişimine verdikleri önemin açık göstergesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ayrıca ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için yoğun çaba harcıyoruz. Dün yürürlüğe giren kapsamlı yasal düzenlemeyle ülkemizin yatırım cazibesini artıracak rekabetçi bir teşvik programını hayata geçirdik. İstanbul Finans Merkezi’ndeki katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık. Finansal faaliyet harcı muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkardık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, damga vergisi ve harç istisnaları ile nitelikli uluslararası çalışanlara yönelik gelir vergisi avantajlarını devreye aldık." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi'ndeki şirketlerin transit ticaret ve yurt dışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuklarını, Tek Durak Ofisini de 15 gün önce İstanbul Finans Merkezi'nde hizmete açtıklarını söyledi.

"Toplam sukuk ihraç tutarı 614 milyar lira seviyesine geldi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027-2030 dönemini kapsayacak Katılım Finans Strateji Belgesi'nin hazırlıklarını da sürdürdüklerini belirterek şöyle devam etti:

"Şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmekte fayda görüyorum. Türkiye'de katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi, istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon lirayı aşan katılım bankacılığı, sektördeki payını yüzde 9,5 seviyesine yükselterek güçlü büyüme performansını sürdürüyor. Halihazırda 3'ü dijital olmak üzere faaliyet gösteren 10 katılım bankamız, çeşitlenen ürün ve hizmet portföyleriyle sistem içindeki ağırlığını artırıyor. Bu bankalar, reel ekonomimize de önemli katkılar sunuyor. Katılım sermaye piyasalarında ise sukuk ihraçları, ciddi büyüklüğe ulaştı. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla toplam sukuk ihraç tutarı 614 milyar lira seviyesine geldi. Bu tutarın yüzde 64'ü Hazine ve Maliye Bakanlığımız, yüzde 36'sı ise katılım finans kuruluşları ve reel sektör tarafından gerçekleştirildi. Aynı dönemde bankacılık dışı finansal kesimin sukuk ihraçları da bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 33,3 artışla 16,6 milyar lira oldu yani kamu ve özel sektörün katılım finans araçlarına olan ilgisi güçlenerek devam ediyor."

Bu tablonun sukukun alternatif finans aracı olarak sermaye piyasalarındaki konumunu giderek sağlamlaştırdığını gösterdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğünün de bir önceki seneye göre reel olarak yüzde 47 arttığını ve 2025 yılı sonu itibarıyla 864 milyar liraya ulaştığını söyledi.

"Borsa İstanbul'daki 6,3 milyon yatırımcının yüzde 69'u, katılım endeks kapsamındaki şirketlere yatırım yaptı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu dönemde katılım esaslı emeklilik yatırım fonlarının büyüklüğü yüzde 74 artışla 798 milyar liraya, katılım esaslı borsa yatırım fonlarının toplam değeri ise yüzde 128 artışla 239 milyar liraya yükseldi. Ülkemizde katılım esaslı faaliyet gösteren 9 tasarruf finansman şirketinin toplam aktif büyüklüğü, 2 sene öncesine kıyasla 5 kat artış kaydederek 323 milyar liraya çıktı. Yine aynı dönemde tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı da 3 katına çıkarak 1,2 milyonu aştı. 2026'nın ilk çeyreğinde katılım endeksinde yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri, Borsa İstanbul'da işlem gören tüm şirketlerin toplam piyasa değerinin yüzde 36'sına ulaştı. Borsa İstanbul'daki 6,3 milyon yatırımcının 4,4 milyonu yani yüzde 69'u katılım endeks kapsamındaki şirketlere de yatırım yaptı. Sigortacılık sektöründeki 5 katılım sigorta şirketinin toplam pazar payı, yine bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,5 seviyesine ulaşırken bu şirketlerin toplam prim üretimi 26 milyar lira oldu. Aynı periyotta bireysel emeklilik sistemindeki 2,3 trilyon liralık toplam fon tutarının yüzde 40'lık bölümü katılım esaslı fonlarda değerlendirildi."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, otomatik katılım sisteminde de katılım esaslı fonların payının yüzde 60'a yükseldiğini, Türkiye Varlık Fonunun da katılım finans alanındaki faaliyetlerine yenilerini ekleyerek bu alanda öncü rol üstlenmeye devam ettiğini vurguladı.

"Attığımız bu adım neticesinde kurumumuz, kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden biri hâline geldi"

Katılım finans sistemine güç katacak iki haberi paylaşmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Cumhuriyetimizin en köklü kurumlarından biri olan Emlak Bankasını 2018 yılında yaptığımız düzenlemeyle Emlak Katılıma çevirmiş, böylelikle bu organizasyonu hem aslına hem de katılım finans ruhuna uygun şekilde yeniden ihya etmiştik. Hamdolsun, attığımız bu adım neticesinde kurumumuz, kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden biri hâline geldi. Şimdi bu başarıyı daha ileri bir noktaya taşımayı, Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin de güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkân sağlayacağız. Bir diğer hamlemiz, Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır. Bu üç katılım bankamızın güçlerini birleştirmesiyle ortaya büyük bir sinerji çıkacak, inşallah sektör farklı bir ivme kazanacaktır. Her iki kararımızın da şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Bu düşüncelerle 3. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi'nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyor, zirveye teşrif eden kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyor, Albaraka Forum başta olmak üzere organizasyonun başarıyla icrasında payı olan tüm kurum ve kuruluşlarımıza tebrik ve şükranlarımı iletiyorum."

Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda hazırlanan video katılımcılara izletildi.

Konuşmaların ardından günün anısına AlBaraka Forum Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tablo hediye etti.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ile Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Salim Arda Ermut tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hediye takdim edildi.

Hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından program sona erdi.