Konya’nın en eski camilerinden birisi olan Alâaddin Tepesi üzerindeki Selçuklu Sarayı içine 1221 yılında yapılan Alâaddin Camii’nin restorasyon çalışmalarının büyük bir bölümü tamamlandı.
Sadece mihrabında restorasyon çalışmaları devam eden cami aynı zamanda ziyaretçilere de açıldı. Mart ayında ziyaretçileriyle buluşacak olan Selçuklu Sarayı ve Alâaddin Camii’nin açılışı koranavirüs salgını nedeniyle Haziran ayının ilk haftasına ertelendi. Daha sonra ibadete de açılan Alâaddin Camii’nde Konyalı vatandaşlar vakit ve cuma namazlarını kılmaya başladı. Geçtiğimiz cuma günü yoğun ilgi gören camide sosyal mesafe kurallarına uyularak namazlar kılındı.
“Restorasyonu tamamlandı”
Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 6 yıl önce başlanan caminin restorasyonu yüzde 90 oranında tamamlandı. Selçuklu Çinilerinden oluşan mihrap ve çivi kullanılmadan kündekari tekniğiyle yapılan minberin restorasyonu devam ediyor. Yetkililerden alınan bilgilere göre onarımı devam eden mihrabın orijinal şeklinin ortaya çıkarıldığı ve bu doğrultuda çinilerin hazırlandığı öğrenildi. Caminin geri kalan tüm restorasyonlarının tamamlanmasıyla yeni yapılar da ortaya çıkarıldı. Daha önce caminin kuzey girişindeki avlusunun mezar olduğu ortaya çıkmış ve yapılan çalışmalarda burada birçok kemik tespit edilmişti. Restorasyon çalışmalarında buradaki kemiklerin sultanların ailesine ait olduğu anlaşılınca kemikler tek tek ayrıştırıldı. Ayrıştırılan kemikler tamamlanınca her meftun için ayrı bir 21 mezar inşa edildi. Bahçede bulunan mezarların en büyüğü ise kubbeli şekilde yapıldı.
“Sultanların türbesi onarıldı”
Caminin iç avlusunda bulunan iki türbenin birinde; Selçuklu Sultanları 1. Mesut, 2. Kılıçaslan, 2. Rükneddin Süleyman, 1. Gıyaseddin Keyhüsrev, Alaaddin Keykubat, 2. Gıyaseddin Keyhüsrev, 2. Kılıçaslan ile 3. Gıyaseddin Keyhüsrev’in mezarları da yer alıyor. Bu türbenin yanında sekizgen yapıda boş olan bir yapı daha bulunuyor. Her iki yapının büyük bir kısmı bu restore çalışmalarında onarıldı. Yetkililer bu türbelerle ilgili şöyle konuştu: “Bu türbelerden birine hiç defin yapılmamış. Hatta türbenin üzerinde bulunan örtü bile tamamlanamamış. Avludaki üstü kapalı türbede 8 Selçuklu Sultanı metfun bulunuyor. O dönemde sultanlar mumya ağırlıklı defnedildiği için bunlar zamanla bozulmuş. Bazı rivayetlere göre de kemiklerin karıştığı söyleniyor. Bu kemiklerin ayrıştırılması için de çalışma başlattık. Mezar odasındaki kabirleri tek tek kazdık. Burada temizleme çalışmaları yapıldı. Şu anda kemiklerin sultanlara göre ayrımları da gerçekleştirildi. Daha sonra kefenleme işlemi yapıldı ve kabirlerine yerleştirildi. Cenazelerin üzeri tahta kapaklarla örtüldü. Özel bir programla kabirleri toprakla buluşturuldu.”
“Ziyaretçilerin ilgi odağı oldu”
Koronavirüs salgını için alınan tedbirlerin normalleşmeye başlamasıyla 1 Haziran’da caminin onarılan tüm yerleri ziyaretçilere açıldı. Ziyaretçiler camiyi ve sarayı büyük bir ilgiyle izlerken yakınlarıyla birlikte bol bol hatıra fotoğrafı çektirdiler. 800 yıllık tarihi barındıran caminin kuzeye açılan kapısı üzerindeki dört satırlık kitabesinde Sultan Alâeddin Keykubat tarafından tamamlandığı yazılı. Bunun sağ tarafındaki mermer üzerine iki satırlık kitabede ise mimarının Dımaşklı Mehmet bin Havlan, mütevellisinin de Atabeg Ayaz olduğu yazıyor. Caminin cümle kapısı üzerindeki üç satırlık Arapça kitabede de Sultan Alâeddin Keykubat zamanında, 1220’de Atabeg Ayaz’ın kontrolünde tamamlandığı bildirilmiş. Beş satır halindeki bir diğer kitabede de caminin yapımına Sultan I. Keykavus’un emri ile 1219’da Atabeg Ayaz kontrolünde başlandığı yazılıdır. Giriş kapısının sağındaki bir başka dört satırlık Arapça kitabede ise cami ile türbenin Kılıçarslan’ın oğlu Sultan Keyhüsrev’in oğlu Alâeddin Keykubat’ın 1219 yılında Atabeg Ayaz kontrolünde yapılmasını emrettiği yazılıdır. Giriş kapısının kemeri üzerindeki yuvarlak bir çini panonun içerisinde de iki Arapça yazı bulunmaktadır. Bunlarda Sultanın unvanları belirtilmiş ve diğer yazıda da 1220 yılında Kerimüddin Erdişah tarafından yapıldığı yazılmıştır. Kerimüddin Erdişah’ın kim olduğu ve ne gibi görevlerde bulunduğu bilinmemektedir. Bu kitabelerden başka caminin batı duvarında iki kitabe daha bulunmaktadır. Bunların her ikisinde de Sultan Alâeddin’in ismi Keykubat olarak geçmektedir. Doğu tarafındaki kapı üzerinde de Konya Valisi Sururi Paşa tarafından 1889-1890 yılında Sultan II. Abdülhamid’in fermanı ile harap durumda olan ve bazı yerleri yıkılmış olan caminin onarıldığı yazıyor. Cami içerisindeki ahşap minberin kitabesinde de Sultan I. Mesut ile oğlu II. Kılıçarslan’ın isimleri ve minberi yapan usta Ahlatlı Hacı Mengüberti’nin isimleri bulunuyor.
* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılacaktır.
* Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılacaktır.