Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'yi adeta denize ayak basamayacak hale getirmeyi amaçlayan çabalara asla izin vermeyeceğiz." dedi.
‘TÜRKİYE´Yİ DENİZE AYAK BASMAYACAK HALE GETİRMEYİ AMAÇLAYAN ÇABALARA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'ye rağmen Doğu Akdeniz'de veya Ege'de adım atabileceklerini sananların ne kadar büyük bir hata yaptıklarını anlamaya başladıklarını belirterek, "Suriye'deki teröristlere nasıl günlerini gösterdiysek denizlerdeki haydutlara da meydanı bırakmayacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda düzenlenen, MİLGEM Projesinin üçüncü gemisi TCG Burgazada'nın Deniz Kuvvetleri'ne teslimi ve yeni tip denizaltı Aydınreis'in ilk kaynak törenine katıldı.

İlk kaynak töreni Eylül 2013, denize indirme töreni ise Haziran 2016'da yapılan Burgazada korvetinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim edildiğini belirten Erdoğan, tasarım, inşa, donatım ve tedarik işlemleri yerli ve milli imkanlarla yürütülen MİLGEM Projesi'nin ürünü olan Burgazada korvetinin ülkeye, millete ve Deniz Kuvvetleri'ne hayırlı olmasını diledi.

Geminin ülkeye kazandırılmasında emeği geçen mühendisinden işçisine, tersane yönetiminden alt yüklenicilere kadar herkese şükranları sunan Erdoğan, geçen yıl MİLGEM Projesi'nin dördüncü gemisi olan Kınalıada'nın denize indirildiğini anımsattı.

Erdoğan, 2020'de Kınalıada'nın da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim edileceğini dile getirerek, filoya katılan her geminin denizlerdeki gücü, caydırıcılığı, hareket kabiliyetini, milli çıkarları koruma konusundaki kararlılığı artırdığını kaydetti.

Son dönemde, Doğu Akdeniz ve Ege'de yaşanan hadiselerin ülkenin Deniz Kuvvetleri'nin en az diğer unsurları kadar güçlü olması gerektiğini bir kez dana gösterdiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye'yi adeta denize ayak basamayacak hale getirmeyi amaçlayan çabalara asla izin vermeyeceğiz. Aynı şekilde Doğu Akdeniz'deki doğal kaynakların ülkemiz ve KKTC dışlanarak adeta gasbedilmesine yönelik girişimleri kesinlikle kabul etmeyeceğiz. Bizim kimsenin hakkında, hukukunda, hele hele toprağında gözümüz yoktur. Biz sadece ülkemizin ve kardeşlerimizin haklarını koruyoruz. Türkiye'ye rağmen Doğu Akdeniz'de veya Ege'de adım atabileceklerini sananlar ne kadar büyük bir hata yaptıklarını anlamaya başladılar. Suriye'deki teröristlere nasıl günlerini gösterdiysek denizlerdeki haydutlara da meydanı bırakmayacağız. Sabırlı ve uzun bir çalışmanın, alın terinin, farklı alanlardaki birikimlerin bir araya gelmesinin büyük bir ürünü korvetlerimiz hizmete girdikçe sözümüz denizlerde daha derin yankılar yapmaktadır. Çünkü bizim bu gemilerimiz sadece bugünün değil geleceğin ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde tasarlanmış ve inşa edilmiştir."

"Denizaltı Aydınreis denizlerdeki gücün sembollerinden olacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk kaynak töreni yapılan ve serisinin dördüncü denizaltısı olacak Aydınreis'in de denizlerdeki gücün sembollerinden olacağını söyledi.

Tasarımı ve üretiminin karmaşıklığı sebebiyle dünyada oldukça zor bir iş olarak kabul edilen denizaltı üretiminde gelinen seviyenin iftihar verici olduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin 1960'lı yıllara kadar bırakın savaş gemisi, deniz altı üretmeyi, elindeki mevcut filonun bakımını dahi yurt dışında yaptırmak zorunda olduğu hatırlandığında, bu başarının öneminin daha iyi anlaşılacağını dile getirdi.

Savunma sanayisinde merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'la birlikte başlayan atılımları, başbakanlığı döneminde bambaşka bir boyuta taşıdığını belirten Erdoğan, bu gurur verici aşamaya gelindiğini anlattı.

MİLGEM Projesi'nin ilk gemisi Heybeliada'nın Preveze Deniz Savaşı'nın 470. yıl dönümünde denize indirerek tarihe de anlamlı bir selam verildiğini ifade eden Erdoğan, bir üst sınıf fırkateyn İstanbul'un da denizlere indirildiğinde artık bu alanda bambaşka bir lige çıkılacağını, bayrağı kendi denizleriyle birlikte uluslararası görevleri vesilesiyle tüm dünyada gururla dalgalandırmakta kararlı olduklarını kaydetti.

Erdoğan, 2004'ten bu yana yakın takip altında tutulan pek çok projesi bizzat himaye edilen savunma sanayi faaliyetlerinin, Türkiye'nin ve Türk milletinin gerekli irade ortaya konduğunda altından kalkamayacağı hiçbir işin olmadığı gerçeğini gösterdiğini söyledi.

Mühendislere, teknisyenlere, araştırmacılara, akademisyenlere, subaylara ve girişimcilere güvendiklerini ifade eden Erdoğan, bunun sonunda da ortaya karadan denize, havadan uzaya kadar her alanda dünyanın en üst ligindeki ülkelerde yarışılacak seviyelerde ürünler çıktığını anlattı.

Yerli ve milli tasarım 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Ankara Lalahan'da optikten lazere kadar farklı alanlarda yerli tasarım ve üretim olan ürünlerin testlerine şahitlik ettiklerini anlattı. 

Silahlı ve silahsız insansız hava araçları konusunda Türkiye'nin dünyada ilk 5-6 ülke arasında yer aldığını belirten Erdoğan, yerli üretim olan Atak Helikopteri'nin emsalleri arasında giderek öne çıktığını ifade etti.

Daha geride simülasyon sistemlerinden milli savaş uçağına kadar pek çok projenin daha olduğunu anlatan Erdoğan, "Biz kendi gücümüze, kendi imkanlarımıza, kendi kabiliyetlerimize güvendikçe kaynaklarımızı dışarı aktarmak yerine, içerideki girişimcilerimizi destekledikçe Allah da yaptığımız işlerin bereketini veriyor. Başka ülkelerin çok büyük bütçelerle ve çok uzun yıllarda elde ettikleri neticelerin daha iyisine hamdolsun biz daha makul bütçe ve sürelerle ulaşıyoruz." diye konuştu.

Yerli ve milli tasarım geliştirme, üretim faaliyetleri konusunda gösterilen hassasiyetler sayesinde Türkiye'nin savunma sanayinde dışa bağımlılığını yüzde 80'lerden yüzde 35'lere kadar indirdiğini aktaran Erdoğan, ortaya çıkarılan her ürünün, Türkiye ile birlikte dost ve kardeş devletlerden başlayarak dünyadaki pek çok ülkenin de ilgi alanına girdiğini söyledi.

Bugün onlarca dost ve kardeş ülkenin denizlerinde Türkiye'de üretilen gemi ve botların görev yaptığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Daha üç hafta önce Pakistan'a teslimi yapılan denizde ikmal gemisi de bu gurur verici projelerden biridir. Aynı şekilde savunma sanayi için geliştirilen ürünlerin ticari versiyonları konusunda da gözle görülür bir ilerleme yaşanıyor. İnşallah bu alanda her geçen yıl hem kendi ihtiyacımızı karşılamada hem ihracat konusunda daha ileri konumlara ulaşacağız. Teknolojik ilerlemenin kuluçkası, lokomotifi olan savunma sanayini ne kadar geliştirirsek diğer alanlarda da o derece ileri gideceğimiz açıktır. Bağımsızlığımızı güvence altına almamızın yanında bize küresel düzeyde rekabet avantajı sağlayacak bu alanı, önümüzdeki dönemde daha fazla destekleyeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye'nin, dünyanın ilk 100 savunma sanayi şirketi arasına giren dört şirketiyle bu listede en fazla şirkete sahip 6. ülke durumuna geldiğini belirterek, kamu ve vakıf şirketleri yanında en kısa zamanda özel sektör kuruluşlarını da bu listede görmek istediklerini vurguladı.

KOBİ'lerin esnek ve dinamik yapılarıyla, Türkiye'nin savunma sanayi ve teknoloji alanındaki en önemli gücü olduğunu ifade eden Erdoğan, "Millileşme hedefimizi büyük şirketlerimizde, yerlileşme hedefimizi de KOBİ'lerimizle hayata geçiriyoruz. Savunma sanayinde, tedarikçi zincirimizi ne kadar geniş tutarsak o derece kalıcı ve büyük işlere imza atabiliriz. Amerika bu tecrübeyi yaşamıştır. Bu ülkenin tedarikçi zincirlerini genişletmeye yönelmeyen dev savunma sanayi kuruluşlarının birçoğu, her geçen yıl ilk 100 listesinde daha da aşağılara iniyor." dedi.

Savunma sanayinin Türkiye'ye bir başka katkısının da beşeri sermayeyi güçlendirmesi olduğunu dile getiren Erdoğan, bu alanda yetişen teknik ve idari kadroların diğer sektörlerde de başarılı işlere imza attığını, özellikle genç mühendisler için çok geniş bir alan inşa ettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, üniversitelerin ve insan kaynaklarına münhasıran çalışmalar yapmak üzere kurdukları yapıların çabalarıyla gelecek yıllarda beşeri sermayeyi daha da zenginleştireceklerinin altını çizerek, konu savunma sanayiden açılınca tüm sektörlere hayatın her alanına temas etmenin kaçınılmaz hale geldiğini, üstelik güvenlik politikalarından, dış politikadan, bölgesel ve küresel krizlerden söz etmediğini ifade etti.

Böylesine önemli bir alanın sahadaki uygulayıcıları olan askerlere, bu vesileyle teşekkür eden Erdoğan, bin yıldır bu toprakların vatan olması için gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden şehitleri, bu uğurda ölümü göze alan gazileri, tüm kahramanları rahmet ve şükranla yad etti.

Şu anda sınırlar içinde ve ötesinde, kara, deniz ve havada görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tüm mensuplarına selamlarını gönderen Erdoğan, "İstiklalimiz ve istikbalimiz için gece gündüz çalışan güvenlik görevlilerimize, emniyet güçlerimize Rabbimden başarılar diliyorum. Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete irtihal etmiş olan şehitlerimize ve gazilerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Burgazada Korvetimizin ülkemize, ordumuza, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza, bu gemide görev yapacak tüm personelimize hayırlı olmasını temenni ediyorum." diyerek sözlerini tamamladı.