Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta millileşmenin en az savunma sanayi kadar önemli olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'nin sağlık alanında hızlı bir millileşmeye, yerlileşmeye ihtiyacı var." dedi.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: SAĞLIKTA MİLLİLEŞME SAVUNMA SANAYİ KADAR ÖNEMLİ

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gülhane Külliyesi Spor Salonu'nda Sağlık Bilimleri Üniversitesinin akademik yıl açılışında konuştu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gülhane Külliyesi Spor Salonu'nda düzenlenen Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yılı Açılış Töreni'ndeki konuşmasında, üniversitenin ülkenin sadece sağlık alanında faaliyet gösteren ilk yükseköğretim kuruluşu olduğunu söyledi.

Burada yetişen doktorların ve sağlık personelinin ülkeye hayırlı hizmetler vermesi temennisinde bulunan Erdoğan, üniversitenin ayrıca ordunun ihtiyaç duyduğu sağlık personelini de yetiştirdiğini dile getirdi. 

Erdoğan, 61 ayrı ülkeden gelen misafir öğrencileri de üniversitenin Somali ve Sudan'daki birimlerinde yetişen gençleri de kendi ülkelerine ve halklarına hayırlı hizmetler sunmaları temennisinde bulundu.

Tüm hocalara ve öğrencilere başarılı bir eğitim ve öğretim yılı temennisinde bulunan Erdoğan, "Sağlık, bizim 16 yıldır üzerinde hassasiyetle durduğumuz, en çok yatırım yaptığımız ve hamdolsun en güzel neticeleri de aldığımız alanların başında geliyor." ifadesini kullandı. 

Erdoğan, dün TBMM'deki AK Parti Grup Toplantısı'nda 16 yılın ikmalini yaparken, sağlık konusunda yapılan icraatlarını da ana hatlarıyla ifade ettiğini anımsattı.

Orta yaşın üzerindeki herkesin, eskinin hastanelerindeki o berbat görüntüleri çok iyi hatırladığına değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sayıları çok az olan özel hastanelerden hizmet almak ancak parası olanlara veya parası çok olanlara mahsus bir ayrıcalıktı. Bu hastanelerde ameliyat olmak, tedavi görmek için evini, arabasını, malını, mülkünü satanlar olduğunu biliyoruz. Parası çıkışmadığı için özel veya devlet hastanelerinde rehin kalan, hatta ölülerin rehin kaldığı dönemleri çok iyi bilirim. Senet imzalayan, arka kapıdan kaçmak zorunda bırakılan insanlar vardı. Devlet hastaneleri zaten 'yok sigortalıydı, yok memurdu, yok şu kurumdu, yok bu kurumdu' derken 40 yamalı bohça gibi hizmet veriyordu."

Erdoğan, önceki dönemlerde "hizmet" kavramının lafın gelişi kullanıldığını çünkü hastanelerde hizmet değil tam bir sefalet görüntüsünün bulunduğunu vurguladı.

"Zaten koğuş sistemiyle hasta bakımlarının yapıldığı bir dönemdi o" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yani bir odada 6 hasta, bir tuvalet. Ve oralara girdiğiniz zaman sağlam girer hasta çıkardınız, böyle bir yapı vardı. Hastanede muayene olabilmek için önce sıra alacaksınız, bunun için de bir gece önceden gidip o izbe koridorlarda sabaha kadar bekleyeceksiniz. Sonra şansınız varsa doktor bulup, muayene olacaksınız. Hadi doktora muayene oldunuz, tetkikler için gereken cihazları muhtemelen bulamayacaksınız. Diyelim ki onu da bir kenara bıraktınız, doktorun yazdığı ilaçları temin etmek için önce hastane eczanesine sonra da dışarıya gideceksiniz. Çünkü hastanede doktorun verdiği reçetedeki ilaçların tamamını bulmak mümkün değildir. Biri ikisi varsa, diğerlerini dışarıdaki eczanelere gidip paranla alacaktın. Bütün bu eziyetlerin sonunda hala ayakta kalmayı başarmışsanız, iyileşmeyi umacaksınız."

"Doktor sayısını 94 bin ilaveyle 231 bine yükselttik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çarpık sağlık sistemini tümüyle değiştirdiklerine dikkati çekerek, her şeyden önce vatandaşların tamamını genel sağlık sigortası kapsamına aldıklarını anımsattı.

Parası olanın sağlık sigortasının bedelini kendi ödediğini, buna imkanı olmayanın primini ise devletin üstlendiğinin altını çizen Erdoğan, "40 yamalı bohça misali faaliyet gösteren hastaneleri Sağlık Bakanlığı, üniversiteler ve özel olarak üç başlığa indirdik. Vatandaşlarımız bunlardan hangisine isterse gidip muayenesi olabiliyor, tahlillerini yaptırabiliyor, tedavisini sürdürebiliyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel hastaneler içinse bir fark ücreti ödenmesi gerektiğine işaret ederek, "Ama bu rakam eski dönemin ocaklara ateş düşüren faturaları şeklinde değil, verilen hizmete uygun bir bedel olarak belirleniyor. Sistemi kurmakla kalmadık, kamu hastanelerini gerek fiziki yapı gerek araç gereç gerek personel sayısı bakımından reforma tabi tuttuk." dedi.

Hastane yatak kapasitesini 136 bin ilaveyle 240 bine, doktor sayısını 94 bin ilaveyle 231 bine ve toplam sağlık çalışanı sayısını da 550 bin ilaveyle 928 bine yükselttiklerine değinen Erdoğan, büyükşehirlerden en küçük yerleşim birimindekine kadar tüm hastaneleri tetkik, tahliller ve tedaviler için gereken en modern cihazlarla donattıklarını vurguladı.

"Bilkent'teki şehir hastanemiz de bitti"

Erdoğan, özellikle acil sağlık hizmetleri alanında tam anlamıyla bir başarı hikayesi yazdıklarını anlatarak, şöyle konuştu:

"Ambulans sayımızı 618 den 5 bine, 112 acil sağlık istasyonu sayımızı 481'den 2 bin 668'e çıkardık. Ayrıca uçağından helikopterine pek çok acil sağlık aracını devreye alarak mevcutların sayılarını arttırarak, eskiden diğer ülkelerde gıptayla baktığımız hizmetlerin tamamını vatandaşlarımızın emrine sunduk. Hatırlayın, hastaların Güneydoğu'da, Doğu'da kızaklarla çekildiği dönemler vardı.

Ama şimdi oralara da biz paletli ambulanslar getirmek suretiyle, artık o paletli ambulanslarla hastalarımızı taşır hale geldik. Bugün tabii felaketlerden kazalara kadar en zor ve sıkıntılı, acil müdahaleye en çok ihtiyaç duyulan anlarda hamdolsun hiç vakit kaybetmeden vatandaşlarımızın yanında olabiliyoruz."

Şehir hastanelerini sağlık hizmetlerindeki reformların zirvesi olarak gördüğüne işaret eden Erdoğan, şu ana kadar Yozgat, Isparta, Mersin, Adana, Kayseri ve Elazığ'da 6 şehir hastanesini hizmete aldıklarını anımsattı.

Erdoğan, Eskişehir ve Manisa'daki hastanelerin hasta kabulüne başladığını, yakında da resmi açılışlarını yapacaklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Bu arada Bilkent'teki şehir hastanemiz de şu anda bitti, az önce Sağlık Bakanından da aldığım bilgiye göre, aralık ayı sonu itibarıyla Bilkent'teki şehir hastanemizi de açacağız. Dev bir şehir hastanesine Ankara bu şekilde kavuşmuş olacak. Şehir hastanelerimizle uzman doktorlarımız başta olmak üzere her alanda yetişmiş sağlık personeline olan ihtiyacımız, hakikaten bunu bir kenara bırakmak mümkün değil had safhada. Üstelik sağlık kurumlarımız artık kendi vatandaşlarımızın yanında, yurt dışından gelen çok sayıda hastaya hizmet veriyor." 

"Sağlık turizminde çok ciddi sıçrama yapacağız"

Erdoğan, Türkiye'nin sağlık turizminde ve yurt dışına sağlık hizmetleri sunma konusunda her geçen yıl daha da ileriye giden bir ülke olduğunu ifade etti.

"Şehir hastanelerimizle birlikte sağlık turizminde çok ciddi sıçrama yapacağız." diyen Erdoğan, her alanda olduğu gibi sağlık alanında da başkalarına özenilmediğini, bu alanda Türkiye'ye gıpta ile bakıldığını söyledi.

Erdoğan, bunun için ülkede hala en gözde yükseköğrenim alanı olan sağlık, eğitim ve öğretimine özel önem verdiklerini, Sağlık Bilimleri Üniversitesini kurmalarının sebebinin de bu olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ülkemizin geldiği yer itibarıyla artık meselelere bakış açımızı ve yaptığımız işlerin mahiyetini farklı bir noktaya taşımamız gerekiyor. Düne kadar başka ülkelerin araştırıp, geliştirip, hazır olarak bize sunduğu bilgileri, yöntemleri, altyapıları, ürünleri kullanıyorduk. Bugün artık tüm bu süreçleri kendimizin yürütmesi gereken bir döneme girdik ve sağlık konusunda da aynı yolu izlememiz gerekiyor. Bakanlığımızda, araştırma hastanelerimizde, tıp fakültelerimizde, hocalarımızla, doktorlarımızla, öğrencilerimizle, firmalarımızla bu doğrultuda seferberlik ruhuyla çalışıyoruz. Onun için son dönemlerde dikkat edilirse tıp fakülteleri sayısını artırdık, artırıyoruz."

"Milli bir altyapı kurmak kolay olmuyor"

"Bilim elbette cihanşümuldür." ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ama bilimin çıktıları, kazanımları millidir, yerlidir. Türkiye'nin sağlık alanında da hızlı bir millileşmeye, yerlileşmeye ihtiyacı vardır. Hastalıkların teşhisinden tedavisine, ilaçların moleküler düzeyde keşfinden klinik çalışmalarına ve üretimine, tıbbi cihazların geliştirilmesinden imalatına her alanda bunu başarmalıyız. Bugün hala hem ilaç hem tıbbi cihaz sektörlerimiz büyük ölçüde dışa bağımlıdır. Bundan kurtulmamız gerekiyor. Ve sağlık harcamalarımızın önemli bir bölümü ürün veya lisans olarak ithal edilen ilaçlara, cihazlara ödenen paralardan oluşuyor. Artık biz istiyoruz ki tomografimizi, ultrasonografiyi, MR'ımızı biz üretelim. Bunları Türkiye yapar, bu beyin gücüne sahibiz. 

Şimdi biz uluslararası camiadan da ülkemizde ortak üretime girebilecek marka firmaları davet ediyoruz ve olumlu yaklaşımlar var, bu adımları ülkemizde atacağız. Bunları kendimiz geliştirip ürettiğimizde hem sağlık ve sosyal güvenlik bütçemize binen yük azalacak, cari açık azalacak hem de ihracat yoluyla ekonomimize ciddi katkılar sağlayacağız. Ancak ilaç ve tıbbı cihaz sektörü dünyada öylesine büyük, öylesine tekelleşmiş durumda ki bu zinciri kırıp gerçek anlamda milli bir altyapı kurmak kolay olmuyor."

Bu alanlardaki çalışmaları uzun zamandır izlediğini, ilgilileri ikaz ettiğini dile getiren Erdoğan, bütün bunlara rağmen yerli ve milli çizginin derinleştirilemediğini vurguladı.

Bilim insanlarına, kurumların, firmaların yaptığı çalışmalara yeteri kadar destek verilmediğine işaret eden Erdoğan, bir anda asırlık birikimleri yakalayıp geçmenin mümkün olmadığını ancak bu doğrultuda samimi ve etkili çalışmalar yapan bilim ve iş insanlarının desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Bu destekleri vermeye hazır olduklarını aktaran Erdoğan, bunun hem millete karşı sorumluluğun hem de ülkenin çıkarlarının gereği olduğunu kaydetti.

"Sağlıkta millileşme hamlemize destek verilmeli"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Buradan Bakanlığımızı, üniversitelerimizi ve ilgili tüm kurumlarımızı bir kez daha ikaz ediyorum; sağlıkta millileşme hamlemize hiçbir bahaneye, mazerete sığınılmaksızın, hiçbir komplekse düşmeksizin destek verilmelidir. Bu konuyu en az savunma sanayimiz kadar kritik ve önemli görüyorum." şeklinde konuştu.

Erdoğan, akademisyenlere ve öğrencilere "Türkiye sağlık alanındaki hedeflerine inanıyorum ki sizlerin çabası, emeği, becerisi ile ulaşacaktır. Madem ecdadımız, 'Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi' demiştir. Bu ne demektir? Bir sağlıklı nefese varsın olsun bir devlet olmayıversin. Bu iş bu kadar önemli. Öyleyse mutluluğun kaynağı olan sağlığa daha çok ehemmiyet vereceğiz." diye seslendi.

Erdoğan, ortalama insan ömürünün birkaç asır önceki 40'lı yaşlardan 80'li yaşlara dayandığı bir dünyada sağlık alanındaki çalışmaların gerisinde kalınmasının düşünülemeyeceğinin altını çizdi. 

Hayırlı bir ömrün sağlık kısmında en büyük sorumluluğun önce hocalara sonra da öğrencilere düştüğüne işaret eden Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde eğitimi, öğretimi ve sağlığı öncelikleri arasında ilk sıralarda tutmayı sürdürdüklerini kaydetti.

"Ülkemizi her alanda en ileri seviyeye kavuşturacağız"

Türkiye'nin eğitim ve sağlık kurumlarının her birinde görev yapanların sayısının Silahlı Kuvvetlerin ve emniyet teşkilatının toplam mevcudundan fazla olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Türkiye gibi dünyanın en büyük güvenlik sorunlarının yaşandığı coğrafyada bulunan bir ülkenin, eğitim ve sağlık konusuna verdiği bu önemin geleceğe nasıl bakıldığının işareti olduğunu belirtti.

Erdoğan, "Amaçlarından biri de dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmek olan 2023 hedeflerimizin temelini işte bu anlayış oluşturuyor. Gençlerimize mirasımız olan 2053 ve 2071 vizyonlarımızda inşallah ülkemizi her alanda en ileri seviyeye kavuşturmuş olacağız. Milletimizin ve dostlarımızın sağlıklarını emanet edeceğimiz sizlerden bu vizyonlara sıkı sıkıya sahip çıkmanızı bekliyorum." ifadesini kullandı.

Akademik yılın hayırlı olmasını dileyen Recep Tayyip Erdoğan, akademisyenlere ve öğrencilere başarı temennisinde bulundu.