Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cezayir yükselmekte olan bir ülke ve kargaşaların sürekli yaşandığı bir bölgede istikrar abidesi sayılır. Buna ilaveten Cezayir, güven ve istikrarı sağlamada önemli bir rol oynuyor. Biz Cezayir’in ekonomisine güveniyoruz. Bu nedenle şu an bine yakın Türk şirketi Cezayir’de faaliyet gösteriyor.
CUMHURBAŞKANI: “CEZAYİR’E GÜVENİYORUZ”
Yayın Organı : El Şuruk
Yayın Tarihi : 26 Şubat 2018
Ülke : Cezayir
Çeviri Şekli : Tam Metin
Görsel Kaynak : AA/Halil Sağırkaya

      Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, el Şuruk gazetesine verdiği özel mülakatta birçok sektördeki ikili ilişkilerin derinliğine vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı, ortak tarihi ilgilendiren çeşitli dosyaların yanı sıra ekonomi, ticaret, güvenlik ve kültür alanındaki iş birliğini ele alacak. Türkiye Cumhurbaşkanı bu söyleşide, ilişkileri geliştirme yollarına, petrol krizine ve Suriye’deki duruma da değindi. Şimdi mülakatın ayrıntılarına geçelim:

     SORU: İki ülke arasındaki köklü tarihi ilişkileri göz önünde bulundurarak Türkiye-Cezayir ilişkilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

     CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN: Cezayir yükselmekte olan bir ülke ve kargaşaların sürekli yaşandığı bir bölgede istikrar abidesi sayılır. Buna ilaveten Cezayir, güven ve istikrarı sağlamada önemli bir rol oynuyor. Biz Cezayir’in ekonomisine güveniyoruz. Bu nedenle şu an bine yakın Türk şirketi Cezayir’de faaliyet gösteriyor. Bizim ayrıca ortak kahramanlıklarımız, kültürümüz ve tarihimiz var. Bundan yola çıkarak ilişkilerimizin bu ziyaret esnasında ivme kazanmasını umuyoruz. Siyasi, ekonomik, kültürel ve turizm ile ilgili alanların yanı sıra enerji ve güvenlik alanlarında da iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi önerisinde bulunacağız.

     SORU: Her iki ülke büyük imkanlara sahip. İki ülke arasındaki ticaret ve yatırım zenginliğinden yararlanmak ve bunu daha üst seviyelere taşımak için neler yapılabilir?

     CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: Cezayir Afrika’daki en büyük ticari ortağımızdır. Keza Cezayir’de en çok yatırım yapan yabancı şirketler Türk şirketleridir. Bunların yatırım hacmi 3,5 milyar dolardır. Cezayir yetkili makamları, ülkede en çok iş fırsatı sağlayan şirketlerin Türk şirketleri olduğunu söylüyor. Ekonomik ilişkilerimizin önümüzdeki dönemde gelişeceğini düşünüyorum. İki ülkenin ticaret ve yatırım kaynaklarından en üst düzeyde faydalanmak için gerekli olan anlaşmaları hazırlamamız gerek. Uzun süredir müzakere edilen karşılıklı yatırımları koruma ve teşvik anlaşması imzalandığı takdirde bu alanda çok önemli bir adımın atılmış olacağına inanıyorum.

     Enerji fiyatlarının düşmesi nedeniyle Cezayir’in yaşadığı ekonomik zorlukların farkındayız. Bu nedenle bu sorunları aşması için Cezayir’e destek vermeye hazırız. Aynı zamanda iki ülke arasında ticari kalkınmaya engel olan adımları atmaktan kaçınmalıyız.

     Cezayir’in ithal edilen mallara kota getirmesi ve ruhsat talep etmesi ticari ilişkilerimizi olumsuz etkiliyor. Bu gibi eylemler Cezayir’in ihtiyaç duyduğu ürünlerin Türkiye yerine Avrupa Birliği’nden daha yüksek fiyatlarla ithal edilmesine yol açıyor. Bu, Cezayir ile AB arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmasına dayalı olarak yapılıyor. Oysa biz bu malları daha düşük fiyatlarla sağlamaya hazırız. Bu nedenle bu gibi işlemleri ve tedbirleri en kısa zamanda iptal etmek, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artmasına katkıda bulunacak.

     SORU: İki ülke arasında vize serbestisi ne zaman mümkün olacak?

     CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: Cezayir vatandaşına vize verilmesi hususunda esnek davranıyoruz. Onlar ilgili merkezlerle irtibata geçerek çok kolay bir şekilde ve kısa bir zamanda vize alabiliyorlar. Buna ilaveten -belirli bir yaş sınırı hariç- yine yetkili merkezlerle irtibata geçmek suretiyle elektronik vize, turist vizesi ve sağlık vizesi alabiliyorlar. Cezayirli iş adamlarının da davetiyeye gerek kalmadan uzun süreli vize almaları da mümkün. Türkiye’de Cezayir vatandaşlarına vize verme sistemi böyle olduğu için Cezayir yetkili makamlarının da Türk vatandaşlarına özellikle de Türk iş adamlarına vize verirken daha esnek olmalarını umuyoruz. Bu gibi kolaylıkların doğal olarak Cezayir turizmine büyük getirileri olacak.

     SORU: Orta Doğu’daki kargaşa ortamında Türkiye-Amerika ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Aynı zamanda Türkiye-Rusya ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

     CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: Amerika Birleşik Devletleri bizim en eski ortaklarımızdan biridir. Ancak son dönemde bazı dosyalarda fikir ayrılıkları yaşamaya başladık. Bunların bir kısmı derin ihtilaflardır. Örneğin Suriye krizini çözme konusu ve terör örgütü DAİŞ ile mücadele yöntemi. Bizim ABD’den istediğimiz tek şey, milli güvenliğimize dokunan konularda yanımızda durması ve düşmanlarımızla iş birliği yapmamasıdır. ABD, Türkiye’nin bölgedeki en güvenilir ortak olduğunu çok iyi bilmelidir. Dolayısıyla daimi istikrar ve barışı sağlamak için PKK, PYD ve YPG gibi terör örgütlerine güvenmek büyük bir yanlış olacaktır.

     Türkiye’de darbe girişiminde bulunması neticesinde 251 Türk vatandaşının şehit düşmesine neden olan ve çok sayıda kamu kurumunu bombalayan terörist Gülen örgütünün lideri halen bu terör örgütünün başında olup örgütü serbestçe yönlendiriyor. Bu kişi hakkında sunduğumuz bilgi ve belgelere rağmen onunla ilgili hiçbir adım atılmadı. Biz bunu kabul edemeyiz. ABD’den Gülen’i bize teslim etmesini talep ediyoruz.

     İki ülke arasındaki diyalog ve temas üst düzeyde devam ediyor. Karşılıklı diyalog yoluyla bu sorunların üstesinden gelebileceğimizi düşünüyoruz. ABD Dışişleri Bakanı Tillerson ve Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster’ın bu dönemde Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaretler çok faydalı oldu.

     Türkiye ve Rusya’ya gelince: Bunlar iki büyük ülke olup bin yıldan beri yan yana yaşamaktalar ve Avrasya adını verdiğimiz büyük coğrafi bölgenin tam merkezindeler. Bugün Rusya, Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından biridir. Öyle ki iki ülke arasındaki ticaret hacmi 20 milyar doları aşıyor. Buna ilaveten turizm, kültür ve enerji olmak üzere birçok alanda sıkı iş birliğimiz de var. Halihazırda Rusya ile Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve Türk Akımı gibi milyarlarca dolar değerinde ortak projeler yürütüyoruz.

     İkili ilişkilerin yanı sıra Rusya ile bölgesel meselelerde yoğun diyaloglarımız mevcut. Bu bağlamda bölgede yaşanan acılara son vermek için ortak adımlar atıyoruz. Ancak bu durum, Moskova ile bütün konularda hem fikir olduğumuz anlamına gelmez. Biz anlaşamadığımız konuları daha sonra uygun platformlarda ele almak üzere bir kenara bırakıyor ve anlaştığımız konularda iş birliğine gidiyoruz. Biz önümüzdeki dönemde Rusya ile ilişkilerimizi bu stratejik vizyon çerçevesinde geliştirmeyi planlıyoruz.

     SORU: Suriye krizi yedinci yılına girdi ve Suriye halkı çok büyük acılar yaşıyor. Suriye krizinin güvenlik bağlamında Türkiye üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu krizi sonlandırmak için önerileriniz ve talepleriniz neler?

     CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: Suriye’de yaşanan çatışmanın Türkiye üzerinde özellikle de siyasi, güvenlik ve beşeri bağlamda büyük etkisi oldu. DAİŞ, el Nusra, PKK, PYD ve YPG gibi terör örgütleri milli güvenliğimize dönük doğrudan bir tehdit oluşturdu. Zira bunlar, savaş sahalarında muharebe konusunda deneyim kazandılar ve üstelik dışarıdan yardım alıyorlar. Suriye rejiminin kimyasal silahlara sahip olması ise bizim için ayrı bir endişe kaynağıdır.

     Türkiye, Suriye kaynaklı terör tehditlerini engellemek ve savmak için önce Fırat Kalkanı operasyonunu daha sonra da Zeytin Dalı operasyonunu başlattı. Elhamdülillah Zeytin Dalı operasyonu büyük bir başarıyla devam ediyor. Bölgede sivillerin zarar görmemesi için çok dikkatli davranıyoruz. Bölge tamamen terör unsurlarından temizleninceye kadar askeri operasyonlarımızı sürdüreceğiz.

     Türkiye bugün 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapıyor ve onlara sağladığı imkanlar sayesinde mültecilere muamelede uluslararası standartları yükseltmiştir. Oysa birçok Avrupa ülkesi ve bölge ülkeleri bu Suriyelileri güvenlik duvarlarının arkasında kendi kaderlerine bıraktı.

     Keza Türkiye, çatışmaları önlemek ve barışı sağlamak için Suriye’ye askeri güç gönderme konusunda hiç tereddüt etmedi. Türk Silahlı Kuvvetleri İdlib’deki gerginliği azaltıp bölgelerde altı adet gözetleme noktası kurdu. Daha fazlasını kurmak için çalışıyoruz.

     Biz aslında en başından beri Suriye krizine siyasi çözüm bulmayı amaçlayan bütün diplomatik çabaları destekliyoruz. Nitekim Cenevre sürecine etkin bir şekilde katıldık ve Cenevre sürecinde destek olacak bir zemin bulmak için Soçi ve Astana’da ilgili taraflarla birlikte çalıştık. Çözüm, Birleşmiş Milletlerin 2254 sayılı kararında yer alan yol haritasını izlemekte yatıyor. Suriye rejimi bu kararı uygularsa Suriye krizi sona erecektir. Bizim bütün çabalarımız bunun gerçekleşmesi yönündedir.

     Öte yandan krizin devam etmesi, oradaki insanlık trajedisinin de devam etmesi anlamına gelir. Hepimiz Doğu Guta’da bütün dünyanın gözleri önünde yaşananları görüyoruz. Orada yaşananlar katliama dönüştü. Bu durdurulmazsa Doğu Guta benzeri yeni olaylara tanık olacağız. Türkiye, bu insanlık dramını sona erdirmek için üzerine düşen her şeyi yapmaya hazır.

     Bu noktada bir şeyi vurgulamak istiyorum; bizim hiç kimsenin toprağında gözümüz yok. Nasıl ki Cezayir’in elde ettiği başarılarla gurur duyuyorsak Arap kardeşlerimizin istikrarını, kalkınmasını ve başarılarını görünce de gurur duyuyoruz. Üstelik Suriye halkının bütün bileşenleriyle akrabalık ve kardeşlik bağlarımız var. Dolayısıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünü hedef alanların, bu doğrultudaki emellerini bertaraf etmek için çalışıyoruz.

     SORU: İki ülke arasındaki tarihi bağların kültür ve sanat alanlarına yansıması ne boyutta?

     CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: Cezayir ile ilişkilerimizi kültür ve sanat alanında geliştirmeye ve iş birliği için yasal zemini güçlendirmeye büyük önem veriyoruz. Zira bizim asırlar süren ortak tarihimiz var.

     Cezayir, orada yapmayı planladığımız bütün kültürel faaliyetleri memnuniyetle karşılıyor. Bu bağlamda ortak kültürel mirası güçlendirmek için bir iş birliği protokolü imzalandı. Keza Cezayir Kültür Bakanlığı ile Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı arasındaki iş birliği kapsamında onarım ve restorasyon projeleri yapılıyor. Keçiova Camii bunun en güzel örneğidir.

     Öte yandan Cezayirli öğrencilere 1992 yılından beri Türkiye’de burslu eğitim görme imkanı tanıyoruz. Bu hususun, genç kuşakları yakınlaştırmak ve tarihten gelen dostluk ilişkilerini güçlendirmek için sağlam bir zemin oluşturacağına inanıyoruz.

 

     Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yer alan yazı, haber, fotoğraf, video ve sair dokümanların, bireysel kullanım dışında izin alınmadan kısmen veya tamamen kopyalanması, çoğaltılması, kullanılması, yayımlanması ve dağıtılması kesinlikle yasaktır. Bu yasağa uymayanlar hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yasal işlem yapılacaktır.